09 Aralık 2016

Malpas Casino’da neler oluyor..!

Haber İçi Üst

İtalyanların çalıştırdığı Malpas Casino’da haftalardır yaşananlara karşı sessizliğini sürdüren hükümet, resmen çalışanların kapı önüne konmasına göz yumuyor.İtalyanlar hem çalışanları hem de Malpas Oteli mağdur ettiler. Malpas Otele 8 aydır borçlarını ödememişler. Otel de ortaklığa son verdi. Çalışanların da 3 aydır maaşlarını ödemiyorlar.  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Ünverdi’nin, orada nelerin döndüğünden haberi var mı acaba, yoksa açılışlara katılmaktan, bu insanların sorunlarıyla ilgilenmeye fırsat mı bulamadı?  Dün e-mail’ime, Malpas Casino çalışanları adına gönderilmiş bir açıklama geldi. Açıklamada, casinoda yaşananlar konusunda ciddi iddialarda bulunuyorlar. Bunu yaparken de, koruması altında oldukları yasalara rağmen hükümetin sessiz kalmasına tepkilerini dile getiriyorlar. İşte o mektup ve ortaya atılan iddialar:
Değerli basın mensuplarına, duyarlı Kıbrıs Türk halkına, tüm casino emekçilerine ve tüm halkımıza;
Bilindiği üzere “bir gece yarısı operasyonu” sonucu Malpas Casino’ya Malpas Hotel tarafından el konulmuş ve tüm çalışanlar bir tek muhatap bulamadan kapı önüne konulmuştur. Perde arkasında gizli pazarlıkların döndüğünü düşündüğümüz bu durumdan tek mağdur olan casino çalışanları ve Kıbrıs esnafı olmuştur. 100’e yakın personel son 3-4 aydır maaşını alamamışken ve yeterince mağdur edilmişken, yaşanan mağduriyet daha da artmış ve insanlar aç susuz sokağa atılmıştır.
Birçok kuruma sözlü başvuruda bulunmamıza rağmen duyarlı birkaç milletvekili haricinde kimse bizim durumuz hakkında bilgi edinme zahmetinde bile bulunmamıştır.
Soruyoruz; bu casinoya bunca zamandır çalışma ve çalıştırma izni veren kimlerdir?
Soruyoruz; çalışma izni süreleri bitmesine rağmen emekçileri çalıştırmaya devam ettiren bu casinoyu hiçbir dairede sorun yaşamadan bunca zaman açık tutan, hiçbir personelin alacağını alamadığı ve geriye dönük alacaklar ve yatırımlar ödenmediği halde personele yeni çalışma izni verenler kimlerdir?
Soruyoruz; 100’e yakın insan mağdurken eski casinoyu kapatıp yeni casino açılmasına müsaade eden, izin veren kimlerdir?
Yasalar kimlerden yana? Kanunlar kimleri koruyor? Yüzlerce çalışan, işsiz ve açken neden ortalık güllük gülistanlık? Neden sorumlu hiçbir merciden bir açıklama yok?
Bu bir sınavdır, tüm halkımız, kimlerin çalışanlardan yana, kimlerin 3-5 patrondan  yana olduğunu süreç içerisinde görecektir.
Tüm basın mensuplarına sesleniyoruz: Çalışanların çığlığına ortak olun, Kıbrıs Türk halkının sesimizi duymasını sağlayın. Basın ahlak ve etik ilkelerine uygun davranacağınızdan emin olmak istiyoruz.
Basın açıklamamıza katılan tüm milletvekili dostlarımıza, casino çalışanlarına, duyarlı diğer insanlara ve basın emekçilerine teşekkürlerimizi bildiririz.
Malpas Casino Çalışanları

YERİN KULAĞI VAR

YORGANCIOĞLU’NUN DESTEĞİ AZGIN’A MI:                                                                                           

         CTP Lefkoşa İlçe Başkanlığı için adaylar son hız çalışırken CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu’nun, İlçe Başkan adayı Mutlu Azgın’ı yanına alıp dolaşması, diğer adaylar tarafından hoş karşılanmadı. Bu tür eylemlerin üyeler üzerinde , “Benim adayım Mutlu” imajı yarattığını savunanlar, Yorgancıoğlu’nu daha dikkatli olmaya davet ettiler… 

YA KAMU BANKALARININ ALACAKLARI:                                                                                                                 

    Batık bankalar konusunda 13 yıldır sonuç alınmadığı düşünülünce, yapılanların sadece gün geçirmek olduğu kolayca anlaşılıyor. Eğer devlet alacağına şahin olsaydı, önce kamu bankalarının geri dönmeyen kredilerine bir çare bulurdu. Kalkınma Bankası’nın, Kooperatif Merkez Bankası’nın ve Vakıflar Bankası’nın alacakları, batık banka alacaklarından da fazla… Geçen haziran ayı itibarıyla 200 milyon TL civarındaydı, bunun üzerinden de bir yıl geçti… Üstelik burada kafa yorulacak hukuki meseleler de yok. Devlet banka işletecekse, bunu ticari zihniyetle yapmak zorunda. Ama bizde devlet işleri siyasi gailelerle yürütüldüğünden, banka yüzsüzlerine dokunmaya kimse cesaret etmiyor… Ne UBP, ne CTP, ne de diğerleri….

TEKNECİK, KAPANMAYAN YARA:                                                                                                                 

    Yıllardır bölgeye zehir saçarak tam bir çevre felaketi yaratan Teknecik elektrik santrali için kimse elini taşın altına koymaya yanaşmıyor. Gelip geçen tüm hükümetler, onlarca kez söz vermelerine rağmen, bir türlü bacaya filtre takmayı beceremediler. Kaynak yetersizliğini bahane gösterenlere önerimiz, CTP’nin santral alımında yaptığı gibi, ödediğimiz elektrik faturalarına, “filtre katkısı” adı altında cüzi bir ek yaparak, gereken parayı toplamasıdır. Eminim böyle bir iş için vatandaş gönüllü olarak katkı yapacaktır…

NASIL GÜVENELİM Kİ:                                                                                                                                    

       Bakan Amcaoğlu dün Meclis’in kısacık, göstermelik toplantısında, ülkeye giren-çıkan tüm gıda ürünlerinin güvenliğinin denetlendiğini savundu. Oysa dün de yazmıştık, genetiği değiştirilmiş pirinçlerin ülkemize girdiğine dair kesin bulgular var. Ve GDO analizleri Türkiye’de İTÜ’den başka yerde yapılmıyor. Sayın bakan, tarımsal kalıntılar ya da hormon denetimleri gibi basit tahlillerin bile tam yapılamadığı yerde, GDO analizini nasıl yapmış, keşke onu da açıklasaydı…

BİR MESAJ DA ABD’DEN:                                                                                                                                             İki kongre üyesi senatör, BM Genel Sekreteri’ne gönderilmek üzere bir mektubu imzaya açtılar. Mektupta, Güney Kıbrıs’taki ekonomik krizin çözülmesi ve bölgesel istikrar için adada bir uzlaşmaya her zamankinden fazla ihtiyaç bulunduğu vurgulanıyor ve genel sekretere müzakereleri başlatma çağrısı yapılıyor. AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının bir süreden beri söylemeye başladığı ve The Economist’in “Bölünmüş ayakta kalamazlar” diyerek ortaya koyduğu da bu. Önümüzdeki dönem, Rumlara “Uzlaşmak zorundasınız” denilecek bir dönem olacak. Şimdi bu sloganı telaffuz edenlerin samimiyetini de en geç, önümüzdeki sonbaharda göreceğiz…

İSTENMEYEN KİŞİ:                                                                                                                                                                 BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer, Güney’de istenmeyen kişi ilan edildi. Downer’ın Dışişleri Bakanı Özgürgün ile görüşmesine de bozulan Rum siyasi partileri ve özellikle de kilise, Downer’ın ya görevinden istifa etmesini veya Anastasiadis hükümeti tarafından kovulmasını istedi. Zavallı Downer ne yapsa, ne İsa’ya, ne de Musa’ya yaranamadı bir türlü… Aslına bakarsanız Rumların telaşı, gidişatın aleyhlerine olmasını görmelerinden.
EMEĞE YAZIK:                                                                                                                                                   

Maliyetlerin yüksekliği nedeniyle fiyatları artan patatesler, başka ülkelerde daha düşük maliyetlere yetiştirilen patates fiyatları ile rekabet edemiyor. Güney’deki kriz nedeniyle patatese olan ilgi de azalınca, yaklaşık bin ton patates elimizde kalmış. Oysa son yıllarda Türkiye pazarında “Kıbrıs patatesi” markalaşmaya başlamıştı. Türkiye’de sadece bir şehrin, belki de bir ayda tüketebileceği patates için üreticiler perişan oldu. Tarım Bakanı bu olaya el atıp, sorunu çözmeli…

ZİRVEDEKİLER
Sonay Adem: CTP Milletvekili Adem, “Devletin Batık Bankalardan Alacağı ile ilgili Araştırma Komitesi” hakkındaki açıklamasında, “Örneğin bir bankanın dosyaları orta yerden kayıp, mahkemelere giden davalarda yargıçların verdiği çok gülünç kararlar var. Yargıç 25 STG ayda taksit kesiyor 6 Bin ay'da ödenmek suretiyle. Yani 500 yılda ödenmek kaydıyla. Şimdi siz böyle adaletsizliği yayan bir yargı sistemi ile de karşı karşıya kalırsanız bu memlekette artık hiçbir şeyi çözemezsiniz” dedi…

DİPTEKİLER
Trafikde Denetim Yetersizliği: Bu iş ne gün ortasında yapılan hız kontroluyla, ne kameralarla çözülecek gibi değil. Bir, sürekli denetim yapılacak; iki, cezalar arttırılacak, başka yolu yok. Ne kendinin, ne de başkasının canını düşünmeyen adam, arabanın direksiyonuna geçtiğinde, her an karşısına polis çıkacağını, yakalandığında da sadece parasal olarak değil, bir çok haktan mahrum kalacağını anlayacak. Bunun için kadro eksiği varsa, kadro yaratılacak. Açın sınavınızı, binlerce geçici istihdamınız orada gizli işsiz vaziyette oturuyor, kazananı geçirin polis kadrosuna. Bu şekilde ah vah etmeye devam edersek, kaybolan canlar yanında, umursamaz, disiplinsiz, dejenere bir halk olma yolunda da hızımızı arttırmış olacağız…

Ekonomi bakanlığı ile esnaf odaları arasında kredi ve hibe protokolleri imzalandı

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil