09 Aralık 2016

Londra’da bir peri masalı

Haber İçi Üst

Arada ülke dışına kaçmak insana iyi geliyor. Bazen kongre, bazen bir futbol maçı bu kısa kaçışlara neden olabiliyor. Geçtiğimiz hafta da bir düğün vesile oldu, Londra’ya uçtuk.
Hep söylerim ya, Almanya Türkiyeliler için neyse, Londra biz Kıbrıslılar için odur. Hepimizin ailesinden uzaktan veya yakından en az bir akraba mevcuttur orada. Ve pek çoğumuz için hala daha iyi yaşamak için bir umut kapısıdır. Gerçi biz Türkiyelilerin Almanya’ya taktığı lakapla anmayız, “Acı Vatan” yakıştırmasını yapmayız Londra’ya. Yapmayız yapmasına da yine de biliriz gerçeği ki çok acılarla göçmüştür insanlarımız buralara…
Kimi can korkusundan, kimi işsizlikten gelmiştir insanlarımız Londra’ya. Umuda koşup kolay para kazanacağını sanan ve hayal kırıklığı yaşayanları da var aralarında… Kısacası günümüzde çeşitli nedenlerle ülkemizden ayrılmış, çok sayıda hemşehrimiz yaşıyor İngilizlerin başkentinde…
Londra, sanırım Avrupa üzerinde bir yabancının yaşamasına en çok müsamaha gösterilen başkenttir. Bunun sonucumudur, bilmem ama zaten İngilizler kendi başkentlerini terk etmiş gibidirler…
Ben oradayken hava soğuk zaman zaman kar yağışlıydı. Pegasus Hava Yolları’yla yaptığımız sorunsuz ve rötarsız yolculuk sonrası yerleştiğimiz otelimiz çok güzel ve kalabalıktı. İnanılmaz bir şekilde, dünyanın değişik ülkelerinden gelen insanlar burada ağırlanıyordu. Açıkçası Londra tam bir turizm şehri olmuş. Eksi üç derece dolaylarındaki hava sıcaklığına rağmen, büyük alış veriş merkezlerinin içinin insan kaynaması ve özellikle bunların çoğunun turist olması bu tespiti doğruluyordu. Otelde koridorların, alış verişten artan poşetlerle dolu olması beni doğrulayan diğer bulgulardı.
“Merkezi Londra” çok bakımlı ve tertemizdi. İnanın o meşhur Trafalgar Meydanı ve Oxford Caddesi, onca insan kalabalığına rağmen yerde sigara izmariti bulmakta zorlanırsınız. Bu arada “darısı başımıza deyip” şunu da söyleyeyim, bu şehirde sigara içme alanları giderek kaldırılıyor. Sokakta bile istediğiniz yerde sigaranızı tellendiremiyorsunuz.
Bizim vatandaşların çoğunun yaşadığı “Kuzey Londra’da” durum biraz daha farklı. Gerçi özellikle Harringay bölgesinde kaldırım ve yol çalışmaları olsa da, merkezdeki şatafatı bulmak mümkün değildi. Belli ki İngilizler, yaşanan ekonomik krize karşın, “hiç olmazsa turistik bölgeleri itina ile koruyalım” düşüncesine girmişler ve oraları bakımlı tutmak için daha çok organize olmuşlar…
Londra’da en çok dikkatimi çeken bir başka olgu da, resmi daireler dahil nerdeyse hemen hemen hiçbir yerde, Avrupa Birliği bayrağı olamamasıydı. Konuştuğum insanlar, anladığım kadarı ile bu birliğe çok da sıcak bakmıyorlar. “Fransa dahil tüm birlik üyeleri Almanya’nın uydusu oldu” diyorlar. İngiltere’nin bu nedenle “Euro Zone’a” katılmasına da tamamen karşılar.
Sunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Londra’daki vatandaşlardan benim konuştuklarım, Kıbrıs’ta hayatın daha kolay, sosyal güvencelerin çok daha fazla olduğuna inanıyorlar. Bu nedenle de pesimist olmamızı anlayamadıklarını vurguluyorlar. Düğün yemeğinde aynı masada oturduğumuz, Londra’nın en tanınmış hekimlerinden biri olan Dr. Teoman Sırrı da, İngilizlerin çok ciddi ekonomik kriz yaşadıklarını bunun sonucunda başkentteki dört büyük hastanenin kapatılma kararının alındığını belirterek, Londra’daki yaşamın giderek zorlaştığını ısrarla vurguluyordu.
Bir düğün için kısa süreliğine geldiğim Londra’dan doğru yanlış ancak bu kadar izlenimim alabildim.

Düğüne gelince tam bir peri masalıydı. Selvi ve Kocabaş aileleri kızları Fatoş, oğulları Ercan için Gibson Hall’de muhteşem bir düğün organize etmişlerdi. Toplumun saygın bireyleri yanı sıra ailelerin önde gelenleri çok nezih bir gece yaşadılar. Akdeniz ve Karadeniz ezgilerinin hakim olduğu gecenin finalinde bekar kızların yaptığı testi dansı, olayın bir düğünden öte sosyal bir olgu olduğunu belirtiyordu…
Kısacası peri masalı gibi bir geceydi. Ne diyelim? Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil