09 Aralık 2016

Lefkoşa’nın hali, KKTC’ye sürülmüş bir lekedir….

Haber İçi Üst

Cumartesi günü sıklıkla yaptığımız gibi, sabahı Büyük Han’da geçirdik…
Yine kalabalıktı. Çoğunluğu da turistler oluşturuyordu. Kendiliğinden gelen tek tük yabancılar yanında, gruplar halinde rehberleriyle gezen yüzlerce turist vardı.
Ben turistleri orada görmekten büyük bir zevk alan insan, bu kez “keşke gelmeselerdi” dedim durdum. Yüzlerine bakamadım. Utandım.
Sadece Büyük Han’ın etrafı değil, Arasta da, Selimiye’nin çevresi de, Lefkoşa’nın tamamı gibi çöp yığınlarıyla doluydu.
Her nasıl yapıldıysa, yıllardır Lefkoşa’yı kokutan kanalizasyona, çöp kokusu da eklenmiş, nefes alınamaz haldeydi…
Bizler, kendi seçimimiz olan yönetimlerimizin suçunu çekiyoruz, aklımız başımıza gelene kadar çekeceğiz de… Ama ya yabancılar?..
Onların çöplerin arasından, yerlerdeki pisliklere değmemek için cambazlık yaparak ilerlemeleri, sadece Lefkoşa’ya değil, bu ülkenin adına vurulmuş bir darbedir…
Belediyede olup bitenleri yine yeniden yazsak, sayfalar dolar, sinirlerimiz bir kere daha yerinden oynar. Zaten tekrarlamaya gerek de yok. Sorun belli, çözümsüzlüğün nedeni belli.
O nedenle ben belediyeden ya da belediye çalışanlarından bir şey beklemiyorum. Çalışanların maaşlarının ödenmemesiyle, yeniden başa döndüğümüze göre, söylenecek fazla bir şey de yok.
Ama ya devlet?.. Dediğim gibi, başkentin çeşmelerinden akan lağım ve sokaklarına yayılmış dağ gibi çöp, Kuzey Kıbrıs’ın adına sürülmüş bir lekedir. Devleti yönetenler, bunu belediyenin suçudur diye geçiştiremezler. Yasanın hem İçişleri Bakanlığı’na, hem Sağlık Bakanlığı’na emrettiği bir görev vardır. Toplum sağlığını gözetme görevi. Bu görev yerine getirilmemektedir. Geçen defa da aynısı oldu. Haftalar sonra, hastalıklar salgın haline gelince, bir kaç kamyon tutuldu, yıka döke çöpler toplandı…
Diğer yandan Turizm Bakanlığı da, ülkeye turist getireceğim diye boşuna çabalamasın. Bugünlerde Ercan’dan ayrılan tüm yabancıların ağzında tek bir söz var: “Bu ülke pis.” Bu yaz Kıbrıs’ın kuzeyine gelme talihsizliğini yaşayanların bir kez daha buraları tercih etmesini, ya da başkalarına tavsiye etmesini nasıl beklersiniz. Hele de Güney’den grupları getiren Rum rehberlerin nasıl bir tanıtım yapıldığını tahmin edebilir misiniz? Bugüne kadar bilindik bir siyasi propaganda yapıyorlardı, şimdi ellerinde çok daha somut veriler var… Bu pisliği, bu bakımsızlığı nelere bağlayabileceklerini az çok kestirebiliyorum…
Bir kaç günlük iş yavaşlatmasıyla geldiğimiz nokta ortada. İşte bugün genel grev başlıyor. Bundan sonrasının nereye varacağını daha bir kaç ay önce yaşadık. Şimdi yağmurlar da başladı. Olanca mikrop, yağmur suyuna karışıp yollara akacak. Başka ülkeler sokaklarını yıkarken, Lefkoşa’nın sokakları mikropla sıvanacak.  On gündür akmayan ve ne zaman akacağı da belli olmayan su da cabası…
Lefkoşa halkının belediyeden beklediği hiç bir şey yoktur artık. Olay hükümetin sorunudur. İlgili bakanlar görevlerini yerine getirmek zorundadırlar. Üstelik de, 6 aydır soruna bir türlü çare bulamadıkları için bir o kadar daha sorumludurlar… Lefkoşa’nın hali KKTC’ye sürülen bir lekedir ve o lekeyi sürenler de, sorumluluklarının gereğini yapmayanlardır…
YERİN KULAĞI VAR
HAYAL GERÇEĞE DÖNÜŞÜYOR: Türkiye verdiği sözü yerine getiriyor, suya ilişkin takvim tıkır tıkır işliyor. Gurur duymamak elde değil. Yapılan konuşmaları izleyenler, Türkiye tarafında projeyi yürütenlerin işlerinin nasıl bilincinde olduklarını gördüler. Kuzey Kıbrıs’ın kaderini değiştirecek projeye şu ana kadar harcanan para bile, projeye siyaseten eleştiri getirmeye çalışanlara yeterli bir cevap aslında…
SU DA PARAYA BENZEMESİN: Türkiye’den gelen maddi kaynağın, yıllar yılı amacının dışında partizanlık için kullanıldığı bilinen bir gerçek. Şimdi de su geliyor. Bir nimet. Ama benim korkum, suyun da para gibi çarçur edilmesi… Hem geçmiş tecrübelerden korktuğumuzdan, hem de suyun nereye nasıl kullanılacağına dair bir işaret alamadığımızdan dolayı endişe etmemiz normal…
TERK ETMEK LAZIM: Lefkoşa Belediyesi’nde yine başa dönüyoruz. BES, çalışanlarının maaş ve sosyal haklarını alamadıkları gerekçesiyle, bugünden itibaren süresiz greve gidiyor. Günlerdir iş yavaşlatmasıyla tekrar çöp yığınlarının oluştuğu Lefkoşa’daki sorunlar, bugünden itibaren daha da artarak büyüyecektir. İmkanı olanlar kenti çoktan terk etti. Kalanlar taş devrinde yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor… Bir de başarılarından bahseden belediye başkanının hakaretlerini dinliyor.
CEMAL’E YAKIŞIR: LTB Başkanı Bulutoğluları milletvekilliğine sıcak bakıyormuş. Vallahi kendisine tavsiyemiz, hiç düşünmeden balıklama dalsın. Her gün binlerce çalışanın, on binlerce Lefkoşalının derdini dinlemektense, haftada iki gün Meclis’e gidip partisinin isteği doğrultusunda parmak kaldırmak çok daha kolay olur. Hele bir de bakanlık koltuğu kaptı mı, değmeyin Cemal’in keyfine. Eminim sonunda hem kendi, hem de Lefkoşalı memnun olacak… 
AVRUPALI BAŞKENT: Bir zamanlar jeneratör sesleriyle anılan Lefkoşa sokakları, bugünlerde su tankerlerinin sesine mahkum oldu. On gündür su kesintisine mahkum vatandaş, alternatif yollara başvurdu. Özellikle Taşkınköy, Ortaköy ve Marmara bölgesinde yoğun bir tanker trafiği yaşanıyor…  

KİMSENİN KIZMAYA HAKKI YOK: Okullar açılalı yaklaşık bir ay olmasına rağmen, birçok okulda öğretmen eksiği bulunduğu ve derslerin boş geçtiğini biliyoruz. Siyasilerin vurdumduymazlığına karşı, Dipkarpaz Muhtarı Cevdet Dağ adeta isyan etti ve “Milli Eğitim Bakanlığı bir en evvel öğretmen göndermezse, çocukları Rum okuluna göndereceğiz. Rum okulunda 25 öğrenci, 25 öğretmen varken, biz de yaşananlar kabul edilmez.” dedi. Siz olsanız böyle konuşana mı, yoksa onları bu duruma düşürenlere mi kızarsınız?..
KÜÇÜK’E MORAL: Kurultay nedeniyle gecesini gündüzüne katarak köy köy dolaşan, her gün yüzlerce delegenin elini sıkıp öpen İrsen Küçük, Miss Globe International 2012 Güzellik Yarışması’nda finalist olan 41 güzelle buluştu. Stresli geçen bir süreç sırasında bu kadar güzelle bir arada olmak, sanırım İrsen Bey için büyük moral oldu… 

ZİRVEDEKİLER
Kıbrıs Türk Gençliği: Ülkede yaşanan son olaylara farklı bakış açılarıyla sanal alemde yorum getirip, farkındalık yaratan gençler, yetkilileri de harekete geçmeye mecbur ettiler. Zekice yorumlarını sürdürüp, toplumun tüm diğer sorunlarına da aynı yaklaşımı göstereceklerine ve gelecekte bu rezaletlerin yaşanmasına izin vermeyeceklerine gerçekten inandım… Siyasiler de bu gerçeği görseler iyi olacak. Çünkü bu gençlere martaval yutturmak kolay olmayacak.
Theofilos Theofilou: Güney Kıbrıs’ın eski AB Temsilcisi Teofilou, Türkiye’den gelecek olan suya imrenmiş bakın ne diyor; “Fakir Kıbrıslı Türkleri satın alacaktık, şimdi Türkiye hepimizi satın alacak… Devrim paraya boğuldu…” Biraz geç oldu ama nihayet anladılar…

DİPTEKİLER
Cemal Bulutoğluları: Lefkoşa’nın haline bakıp da susup oturacağına, kendisine yönelik eleştiri yapanlara küfretmeyi tercih eden Cemal başkan doğrusu çok ayıp ediyor. Fakir-fukara babası dedik, yardımseverdik dedik, ancak kendisine yönelik eleştirilere karşı takındığı tavır ve kullandığı üslubu kendisine yakıştırmadık…
Suya Çifte Fatura: Lefkoşa’nın yarısından fazlasında on gündür su yok. Hoş zaten olmaması daha iyi ya. Her neyse… Tankerler vızır vızır… Ödenen paranın haddi hesabı yok. Hepsi o değil, ortak deposu bulunan, sayaçları ortak deponun çıkışında olanlar, tankerle aldıkları su da saatten geçtiği için, onun bedelini bir de dönüp belediyeye ödeyecekler. Yaşadığımız kepazeliğe bakar mısınız…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil