11 Aralık 2016

Lefkoşalının yarısı umursuz…

Haber İçi Üst

Seçim sonuçlarından çok, katılım oranı tartışılıyor. 35 bin 500 seçmenin sadece yarıdan biraz fazlası oy kullandı.
Dün gün boyu katılımın az olmasından şikayet edenlerle, bunun normal olduğunu, bundan önceki son seçimlerde de ortalamanın yüzde 60 civarında olduğunu söyleyenler tartıştılar. Evet doğrudur, bir önceki yerel seçimlerde de benzer oranda katılımlar oldu, ancak benim takıldığım iki şey var.
Birincisi, bu seçim başka bir seçimdi. Sıradan değil. Bunca rezilliği yaşayan vatandaşın, şehrine sahip çıkması gerekmez miydi? Ben tahmin etmiştim ki, bunca zaman  susan vatandaşın beklediği, sorunu demokratik yolla çözmekti. Onun için de, yüzde 90’ın sandığa koşup, şehrine sahip çıkmasını beklemiştim. Maalesef olmadı…
İkincisi de, halkın genel anlamda sandığa karşı ilgisizliğinin sürmesi… Bu ilgisizliğin nedeni nedir? Bu nasıl bir kitlesel ruh halidir? Tamam kabul edelim, bu ilk değil. Ama yine kabul edelim ki, böyle bir trend var. Halkın yarısı, şu veya bu nedenle irade ortaya koymuyor…
Demokrasiye olan inancımızı mı kaybediyoruz? Yoksa ülkenin geleceği için bir beklentimiz mi kalmadı? Bir şeyleri değiştirebileceğimize olan inancımızı mı kaybettik? Nedir..?
Sandığa gitmeyen bu yüzde 42 kimdir? Bunun bir sosyolojik analizi yapılacak mı? Bu insanlar siyasetten umudunu kesenler midir? Bu sonuç, demokrasiye inancın kaybı değil midir? Bakıyorum şimdi partiler olaya, siyasi açıdan yaklaşıyorlar. Yani insanların kendi partilerine küskünlüklerini öne çıkarıyorlar. Sonucu sadece “tepkisel” olarak değerlendirerek, kolaya kaçıyorlar. O partidendi, bu partidendi konusu ayrı bir tartışma konusu. Hatta, özellikle Surlariçi’nde, oy hakkı olduğu halde, Türkiye’ye geri dönenlerin de önemli bir rakam olduğu belirtiliyor. Öyle bile olsa, yine de sandık bazında araştırılması, ortaya çıkartılması gerekir. Ancak, burada halkın yarısından söz ediyoruz… 
Şimdi bunca rezilliğin yaşandığı, her açıdan dibe vurulan bir kentin insanları, onu kurtarmak için üstüne düşeni yapmıyorsa, ben, kimse kusura bakmasın ama, Lefkoşa’da yaşanan laçkalıkta da vatandaşın suçu var derim. Geriye dönüp bir bakalım; belediye yönetiminin, hükümetin ve hatta çalışanların yanlışlarına gerekli tepkiyi gösterdik mi? Suyumuza lağım karıştığında, kapımızda çöp dağları oluştuğunda, farelerle yaşamk zorunda kaldığımızda yapmamız gerekeni yaptık mı? Onları rahatsız ettik mi? Hayır, aksine sessiz sedasız bekledik. Kapımızı kapattık, tertemiz evlerimizde sokağın pisliğinden kurtulduğumuzu sandık, hep suçu başkasına attık. Şimdi bu yüzde 58'lik katılım da, aynı duyarsızlığın, aynı sorumsuzluğun yansıması değil midir..?
Bir halkın yarısı böylesine bir tepkisizlik içine girerse, ülkenin başına her türlü felaketi de getirebilir. Şehrine sahip çıkmayan kaderine, geleceğine sahip çıkmayan bir halk olabilir mi? Demokrasisiyle övünen bir halkın davranışı olabilir mi bu? Bir yanlışlık var ama ne..?

YERİN KULAĞI VAR
SORUMLU EROĞLU MU:  Dün gece UBP binasında en çok konuşulan konu, seçimin kaybedilmesinin altında Eroğlu’nun, UBP adayı yerine, desteğini DP adayı Arabacıoğlu’na yönlendirdiği iddiasıydı.  Derviş Bey’in bu seçimlerde, UBP adayının kazanmasını istemediği, hatta üçüncü sırada çıkması için çalıştığı ve böylece, İrsen Küçük döneminde UBP’nin oy kaybettiği iddiasında haklılığını ıspatlayacağı ileri sürüldü…
KÜÇÜK HESAP SORACAK: Seçim sonuçlarının belli olmasının ardından UBP binasına giden Hasan Sertoğlu oldukça bozukmuş. Başbakan’a Lefkoşa milletvekillerinin nerede olduğunu soran Sertoğlu, sadece Şerife Hanım’ın orada olduğunu görünce oldukça sinirlenmiş. Başbakan Küçük de, tepkisini dile getiren Sertoğlu’nu, “Merak etme bunun hesabını soracağımdan hiç kuşkun olmasın” diyerek yatıştırmak istemiş. UBP, sadece seçimleri değil, başka şeyleri de kaybedeceğe benzer…
LEFKOŞA’YI DÜŞÜNMEK BUDUR: Seçimlerden önce bir yazımda, bu süreçte adaylar tarafından Lefkoşa ile ilgili çok ciddi araştırmaların yapıldığını, projelerin hazırlandığını belirterek, kaybedenlerin, bu çalışmalarını kazanan adayla paylaşmaları gerektiğini söylemiştim. Nitekim hem Sayın Arabacıoğlu, hem de Sayın Hüdaoğlu yeni başkana ellerindeki çalışmalarla birlikte, her türlü desteği vereceklerini söylediler. Bu iyi niyetlerini, seçilen belediye meclis üyelerinin katkılarıyla da göstermeliler…  Şimdi bir de kilitlenmeye hiç tahammülümüz yok.

VATANDAŞ UNUTMADI: DP Genel Başkanı Serdar Denktaş açıklanan sonuçlar için “beklediğimiz bir sonuç değildi” değerlendirmesinde bulunmuş. Demek ki vatandaş, Cemal Bulutoğluları’nı Lefkoşa’ya armağan eden DP’yi de en az UBP kadar sorumlu tutmuş…

ORTAYI BULAMADILAR: Seçim sonuçları belli olduktan sonra Demokrat Parti, “Adayımızı erken açıklamamız oy kaybına neden oldu” derken, Ulusal Birlik Partisi kanadı ise, “Adayımızı geç açıklamamız aleyhimize oldu” yorumunda bulundu. Biri seçimi kaybetmelerini “erken açıklamaya”, diğeri ise, “geç açıklamaya” bağladı. Desenize bir türlü ortayı bulamadılar….

SANDIĞA GİTMEYEN UBP’Lİ MİYDİ: Başbakan İrsen Küçük, “Seçimlere katılımın düşük olması adayımızın aleyhine sonuçlanmıştır” derken, dolaylı olarak, sandığa gitmeyenlerin UBP’li olduklarına vurgu yaptı. Benzer bir açıklama Arabacıoğlu’ndan geldi. O da katılımın düşmesinin kendilerini olumsuz etkilediğini iddia etti. Her ikisi de bunun nedenlerini de açıklasalar da öğrensek…

LTB’YE 30 MİLYONLUK DAVA: LTB’nin İhtiyat Sandığı’na olan yaklaşık 30 milyonluk borcu için, geçtiğimiz cuma günü dava dosyalandı. Davanın pazartesi açılması beklenirken, olası bir kaybın ardından yapılacak bu dava konusunun farklı yorumlanacağından çekinen hükümet, davanın cuma günü dosyalanmasını istemiş. Hani haksız da sayılmazlar. Çünkü dava dosyalaması düne bırakılsaydı, “seçimi kaybedince dava açtılar” eleştirisinden kurtulamayacaklardı…

ZİRVEDEKİLER
Arabacıoğlu ve Hüdaoğlu: Seçimleri kaybeden DP ve TDP adayları, tam bir demokrasi örneği göstererek, Kadri Fellahoğlu’nu kutladılar. Seçim süresince ortaya koydukları projeleri ile yeni başkan hertürlü yardımı yapmaya hazır olduklarını söyleyerek vatandaştan olumlu tepki aldılar. Herkes bilmeli ki Lefkoşa’da sadece CTP’liler yaşamıyor. Bu sorunu, tüm partiler birlikte göğüslemek zorundadır. Unutmayınız ki Lefkoşa hepimizindir…

DİPTEKİLER
Sağlık Hizmetleri Dairesi: Gece kulüpleri, milyonlar verse böyle bir reklam yapamazlardı. Devlet eliyle fuhuşun resmiydi bir gazetede yayımlanan fotograflar. İlgili memur bayanları karşısına dizmiş, not alıyor. O da yetmemiş, kullandıkları havlulara bakarak, “temiz” onayını veriyor. İyi de bayanlar o havluları niçin kullanıyorlar acaba? Sonra da polisin gece külüplerine yaptığı “fuhuş operasyonlarını” yayınlıyoruz. Bu resmen devlet kontrolünde fuhuş değil de nedir..?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil