08 Aralık 2016

Lefkoşa halkının haklarını gasbediyorsunuz…

Haber İçi Üst

Dün iki bölgeyi gezdik Lefkoşa’da. Ne yapıyorsunuz dedik insanlara. Sadece şikayet dinledik, bıraktık, kaçtık.
Bir kent düşünün ki, kaymakamı çıkıyor “Karantinaya alınması lazım” diyor. Başka bir ülkede olsa, insanlar paniğe kapılır, sokaklara dökülür… Kendilerini yönetenlere karşı baskı oluşturur. Oysa bizler, sanki olay başka bir yerlerde geçiyormuş gibi, film seyreder gibi seyretmeye devam ediyoruz.
Yaşadığımız yer pislikten geçilmiyor. Havası, suyu, yeri göğü her yeri mikrop içinde.
Belediyesi batmış. Nereye, neden harcandığı belli olmayan milyonlar… Çalışanları maaşlarını alamıyor. Ortada hem Lefkoşa halkının, hem çalışanların haklarının gasp edilmesi durumu var. Sağlıklarının tehlikeye atılması durumu var. Bunlar suç değil midir?
Ve o suçu işleyenlerin bir kısmı, etrafa gülücükler saçarak dolaşabiliyor.
Herkes birbirini suçluyor…
Çöplerinin toplanması, geliri, maaşları, yani sadece acil olanların bir kısmı taşıma suyla döndürülmeye çalışılıyor. Yapılanların hepsi günü kurtarma amaçlı. Kurultaya kadar kıllarını kıpırdatmayanlar, şimdi sanki sorun dün ortaya çıkmış gibi toplantılar yapıyor. Daha öğrenilecek, anlaşılacak bir yanı kalmış gibi…
Aslında, olayın fiziki boyutunun yanında, psikolojik boyutu da var. Ve psikolojik boyutu, çözümün önündeki en büyük engel.
Çünkü ortada bir güvensizlik oluşmuş. Meclis üyeleri birbirine; çalışanlar, başkana, üyelere; halk ise hükümet de dahil hiç birine güvenmiyor artık. Bundan sonra kimin ne söylediğine, ne vaadine ne planına itimat yok. Bunu geri döndürmek mümkün değil.
Ama kimse “İstifa edelim, yeni bir dönem başlasın, işe en azından güvenle yeniden başlansın” demiyor. Hala başkan koltuğunda oturan Cemal Bulutoğluları’ndan bahsetmek bile istemiyorum. Ama onu eleştirenler bir de kendilerine dönüp bakmalı. Ne kıymetliymiş o belediye meclis üyelikleri… Bir türlü kalkamıyorlar. İstifalarının yeni bir başlangıç olacağını bile bile, koltuklara yapışmış bekliyorlar.
Dün belediye meslek vergilerinin son günüydü. Toplanamadı. Diğer faturalar da öyle. Bundan daha batak bir durum olabilir mi?..
Lefkoşa bir kördüğümdür. Kördüğümü de ancak kılıç keser. O kılıç da istifadır, seçimdir… Bu saatten sonra masa başlarında şov yapmanın hiçbir anlamı ya da getirisi yoktur. İnanmazsanız, bir kaç ay önceki gazetelere bakın. Hatırlarsınız…

YERİN KULAĞI VAR
BEYTAMBAL KALSIN:
Kaşif grubu mahkemeden, Başbakan Küçük’ün yetkilerinin dondurulmasını istemiş. Yani mahkeme sonuçlanıncaya kadar Küçük başkanlık yapmasın diyorlar. Memleketin her yanı yangın yerine dönmüş, Lefkoşa’da karantina tehlikesi yaşanıyor ama onlar, koltuk kimin olsun kavgası yapıyorlar. Zaten aylardır kurultay yüzünden tek bir soruna el atılmamış, efendiler hala kendi egolarını tatmin etme peşinde. Vay beytambal kalsın koltuğunuz da parti başkanlığınız da, yetti artık… 
DAHA NEYİ BEKLİYORUZ: Lefkoşa Kaymakamı Kemal Deniz Dana, Lefkoşa’nın geldiği noktayla ilgili olarak çok net konuştu. “Ne yazık ki Lefkoşa, karantina altına alınacak noktaya gelmiştir…” Kaymakam Dana, salgın hastalıkların kapımızda, okula giden çocukların tehlike altında olduğunu söylüyor. Bu tabloya rağmen Cemal, “İstifa etmem” diye diretiyor, hükümet ise hala kurultay modunda, uzaktan syrediyor…  
NEREYE? O PİS YERE Mİ?: İskandinav ülkelerinden turist getirmek için çaba gösteriliyor. Tabii ki diğer yerlerden de. Fuarlar, geniş katılımlı heyetler, şunlar bunlar. Ama unutuluyor ki, en iyi tanıtım, bir ülkeye gittikten sonra memnun dönen turistlerle yapılandır. Aklıma ne geliyor biliyor musunuz, özellikle bu yıl KKTC’yi ziyaret ettikten sonra dönenlerin yaptığı tanıtımla nasıl başedilecek? Tanıdıklarına “Sakın gitmeyin, o insanlar pis, ülkeleri pis, hastalık tehlikesi var” demiyorlar mı? Fuarlara milyonlar dökenler, bunun planını yaptılar mı? 
BASKIN BASANINDIR: DP Genel Başkanı Serdar Denktaş muhalefetin dozunu artırdı. Lefkoşalı için canlı yayın basan Denktaş, bundan sonra Küçük’ün katılacağı televizyon programlarını basıp ülke sorunlarını tartışacağını söyledi. Bizce stüdyo basmaya gerek yok Sayın Denktaş. Meclis’e gidin, olmadı gidin Başbakanlık’a oturun ülke sorunlarını tartışın. İlle de televizyon stüdyosu mu olması gerekir… Kusura bakmayın ama bu tavrınız bana biraz şov gibi geldi… 
YA VATANDAŞIN MUAFİYETİ: Sağlık Bakanı Ertuğrul Hasipoğlu, LTB çalışanlarının  ikinci bir emre kadar, hastane masraflarından muaf tutulacağını açıklamış. İyi güzel de, belediyede aylardır süren grevler nedeniyle biriken çöplerden, çeşmelerden akan mikroplu sulardan dolayı hastalanan, Lefkoşa halkının günahı ne sayın bakan. Bu insanların yaşadığı travma ve hastalalıklarının diyetini kime ödetmeyi düşünüyorsunuz?..
MALİYE PARA KAÇIRANLARA BAKIYOR MU: Gümrüklerimiz Allah’a emanet, kimse inkar etmesin. Gelen geçiyor. Biz sadece arada sırada bir ihbarla yapılan kontrollerde yakalananları duyuyoruz. Dün yine Ercan’dan yurt dışına para çıkarırken biri yakalanmış. Kimse bunların münferit olaylar olduğunu söylemesin. Bence vergi kaçağına bir türlü çare bulamayan Maliye, bu işlerin sonuna kadar peşine düşmeli. Şimdi mali polis de olduğuna göre, suçüstü yakalanan bir kaç kişinin arkasındaki organize bağlantılara ulaşmak çok da zor olmamalı… 
BİR MANUKYAN EKSİKTİ: Türkiye’de yayım yapan bir gazete, genelev patroniçesi Matild Manukyan’ın oğlunun, KKTC’de genelev açmak için girişimlerde bulunduğunu iddia etti. Adımız zaten “fuhuş ve kumar” adası olarak anılıyordu. Artık tescillenmiş de olacağız. Adam akıllı, kanunların geçerli olmadığı, tutanın elinde kaldığı bir başka ülkeyi nereden bulacak ki? Vergi konusu ise hiç önemli değil, zarar belirtisin biter, ya da beyanda bulunmaz pazarlık usulü 3-5 kuruş verip halledersin, hele bir de içerikli birini bulursan KKTC’den ala memleket bulamazsın…  
TANINMAMIŞLIĞIN GÖZÜ KÖR OLSUN: Rumca gazeteler, Güney Kıbrıs’ta suç oranlarının tavan yaptığı ve öğrencilerin alkol, sigara ve uyuşturucu madde bağımlılığında Avrupa birincisi olduğunu yazmışlar. Bizi dünyadan izole edenler utansın. Tanınmamışlığın bize ettiğine bakarmısınız lütfen. Ne diyelim, gözü kör olsun… Yoksa biz Avrupa birinciliğini Rum’a kaptırırmıydık…

ZİRVEDEKİLER
Sokağa Çöp Dökenler: Dün gazetemize geldi haber, “Surlariçi’nde halk çöplerini sokaklara döküyor, yollar kapandı” diye. Aslında belki de amaçları o değildi ama, bir nevi protesto başlangıcı oldu onlarınki. Yani bu halkın sabrını bunca aydır sınayanlara, halk da bir yanıt vermeli artık. Hayatın nasıl zehir edileceğini göstermenin zamanı gelmedi mi?
Tıp-İş: Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası, 50-60 kadar doktorun, Lefkoşa Türk Belediyesi’nde İhtiyat Sandığı ve Sosyal Sigorta yatırımları yapılmadığı için sağlık hizmeti almakta zorlanan çalışanlara, hastane ve kliniklerde ücretsiz sağlık hizmeti vereceğini açıkladı…

DİPTEKİLER
Nazım Çavuşoğlu: Çıkmış, “Bundan sonra para aktarımı yok” diyor. Sanki biz ya da çalışanlar yedi paraları… Personel sayısını iki katına çıkarırken, Lefkoşa halkına mı sordunuz? Yapacağınız zaten para aktarımı değil ki, kendi partinin belediye başkanını istifaya zorlamak. Bunu yapamadığınız sürece de ağzınızla kuş tutsanız inandırıcı olamazsınız…
Lefkoşa: Kıbrıs Adası’nın başkenti, en yoğun nüfusun yaşadığı kent. Asırlar boyunca ne savaşlar ne sıkıntılar çekti. Ama hiçbir dönemde, bu kadar rezilliği yaşamadı. Ve sonunda, tüm bu yaşadıkları yetmezmiş gibi bugünlerde “karantina” tehdidi ile karşı karşıya kaldı. Lefkoşa’yı bu hale düşürenlere lanet olsun…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil