10 Aralık 2016

Kuzey Kıbrıs’ta Tayyip Erdoğan’ın borusu öter

Haber İçi Üst

 

Erdoğan Özbalıkçı/Kısa Kısa
Kuzey Kıbrıs’ta son iki haftada yaşananlar, yıllar sonra daha iyi anlaşılacaktır. Hükümet buhranı, güvensizlik ve CTP’nin erken genel seçime EVET demesinin derin anlamları, zamanla berraklaşacaktır.
Kıbrıs’taki gelişmeleri, sadece iç çelişmelere bağlamaya çalışanlar, insanların dikkatini dağıtmak isteyenlerdir.
  Son yaşananların dinamiğini anlayabilmek için, Annan Planı’nın tartışılıp, referanduma sunulduğu günlerdeki mevzilenişin yeniden düşünülmesi gerekmektedir.
İrsen Küçük’ün, Erdoğan’ın yönlendirmesi ve örgütlemesiyle Amerika’ya uçup, Kıbrıs Sorunu ile ilgili olarak, üst düzey temaslarda bulunması, mutlaka bir tarafa yazılmalıdır.
Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Sorununda, “BİR ADIM ÖNDE” olma siyasetinde hala kararlıdır. Türkiye hükümeti, Kürt ve Kıbrıs Sorunlarının çözümsüz kalmasıyla, hükümetin ULUSLARARASI POLİTİKA’da manevra kabiliyetinin azalmakta olduğunun farkındadır.
Kürt ve Kıbrıs sorunlarının çözülmemesiyle, Türkiye’nin askeri ve diğer harcamalarının da kontrol altına alınması mümkün değildir.
Tayyip Erdoğan öncesi hükümetler, kendi iktidarları döneminde, ekonomik bunalım yaşamalarına rağmen, Kıbrıs ve Kürt sorununun çözümsüz kalması için, gerek Kuzey Kıbrıs’a, gerekse Güney Doğu Anadolu’daki belirli gruplara PARA AKIŞINI sürdürmüşlerdi.
Bu para akışıyla, Kıbrıs ve Kürt Sorununun devam etmesi, Türkiye’deki askeri ve bürokratik egemenliği arttıran bir yapı oluşturmuştu.
Tayyip Erdoğan, Türkiye ekonomisini dünyaya açma siyasetinde, öncelikle bu iki sorunda radikal politik değişikliklere yöneldi.
Annan Planı sürecinde, Tayyip’e Kıbrıs’tan bir TOKAT atmaya çalışanların hangi güçler olduğunu yeniden hatırlamakta fayda vardır.
Rum tarafında Anastasiadis’in seçilmesinden sonra, Kıbrıs sorununun DÜNYADA yeniden gündeme gelmesinde Tayyip Erdoğan ve Davutoğlu’nun büyük etkisi vardır.
Türkiye, Kıbrıs sorununu yeniden DÜNYA GÜNDEMİNE getirmeyi başarmışken, Kuzey Kıbrıs’taki belirli güçlerin bunu engelleme oyunlarına kesinlikle izin vermezdi.
Kuzey Kıbrıs’ta doğacak olan bir siyasi istikrarsızlık, seçimin eylül veya ekim ayına kalması, Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs konusundaki yeni politikalarının önünde çok büyük bir engel olacaktı.
Tayyip Erdoğan, Annan Planı sürecinde, kendisine karşı gelen güçleri çok iyi analiz ederek, Kuzey Kıbrıs’ta etkisiz hale getirmişti.
İrsen Küçük’ün Türkiye tarafından Eroğlu’na karşı desteklenmesi, Ulusal Birlik Partisi’nin içindeki HAYIR’cı kanadın tasviyesi olarak düşünülmelidir.
CTP’nin ve Mehmet Ali Talat’ın Kıbrıs sorununun çözümü konusunda, geçmişte de Tayyip Erdoğan’ın politikalarıyla buluştukları unutulmamalıdır.
CTP nin en önemli misyonu Kıbrıs sorununun bitmesinde rol almaktır.
Son günlerde, Kuzey Kıbrıs’ta YAŞANAN SÜREÇ, tamamıyla Kıbrıs sorununun önümüzdeki günlerde yaşayacağı hareketlilikle ilgilidir.
Tayyip Erdoğan, Rum tarafını zorla, masaya oturtmaya çalışırken, Kuzey Kıbrıs’ta büyük alt-üst oluşlara izin veremezdi.
Tayyip Erdoğan, temmuz ayında yapılacak olan ERKEN SEÇİM’de, CTP veya UBP olsun, hangi parti kazanırsa kazansın, kendi dış politikalarını destekleyeceğini sağlama almıştır.
  Sözün Kısası:
Kıbrıs’ta Tayyip’in borusu öter. Bunu kimsenin bozmasına Türkiye izin vermez.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil