09 Aralık 2016

Kuzey Kıbrıs’a TOMA neden alındı?

Haber İçi Üst

Efendim. Malumunuz gereğidir, ülkemize TOMA alınmasının medyamıza yansımasından hemen sonra “münafık (!) sosyal medya”da neden alındığına dair gayriciddi bir tartışmalar başlamıştır. Münafık medyanın Gezi Parkı sempatizanı olup da Kuğulu Park ikameli çapulcuları bu konuda, gaflet delalet ve de hatta hıyanet içeren lakırdılar yazmışlardır.
Bu kişiler Facebook ve Twitter’dan yükledikleri videolarla, TOMA’ların son zamanlarda başta İstanbul Ankara ve İzmir olmak üzere, Türkiye’nin her tarafında gördüğü işlevi çarpıtarak yayınlayarak, halkımızın aklını karıştırmaya çalışarak, evel Allah çapaçulliciliğin Allahını yapmışlardır.
Ne var ki duyarlı bilinçli kişiler olarak sizleri aydınlatmak bizlerin görevidir. Sizlere bu sayfadan Kıbrısımıza TOM A diye anılan aracın neden alındığını madde madde özetlemeye çalışacağım:
1- Sıcak havalarda sokakta dolaşan insanımızın baygınlıklar geçirmesi mümkündür. Bayılan vatandaşlara ambulans gibi gereksiz bir araç göndermektense TOMA gönderip, gözünün içine su sıkılarak ayıltılmasını sağlamak daha uygun bulunmuştur.
2- Malum yazda susuzluk çekeriz. Tankerler yetmez imdadımıza çoğu zaman. Bu durumlarda TOMA’larımızın su deposu bizlerin yardımına koşacaktır.
3- Kamu dairelerimizin ve ülkemizde bulunan elçiliklerin kuruyan bahçelerinin de TOMA’lar tarafından sulanabileceği unutulmamalıdır. Aracın devamlı buralarda görülmesinin zinhar başka bir nedeni yoktur.
4- Yangınlarda itfaiye aracı yetersizliği vardır. Tazyikli su fışkırttığını televizyonlardan gördüğümüz TOMA’lar bu konuda da itfaiye araçlarından daha etkili görev yapacağı şüphesizdir.
5- Orman yangınları kanayan yaramız değil midir. Yaza giriyoruz ama yine bir yangın helikopteri alınamadı. Ama belki bu TOMA’cığın damına bir pervana takarız ve belki havalanmasını sağlayıp, yangın helikopteri olarak kullanılmasını sağlarız.
6- TOMA’lar hayat pahalanmasına da engel olacaklardır. Vatandaşın toplu duş yapmasını sağlayıp su tasarrufuna katkı koyacak ekonomik bir değer olacaktır. Hele hele inşaatlarda gayrı sıhhi koşullarda yaşayan kölelerin, ah pardon işçilerin temizlenmesinde de aracı olarak kullanılabilecektir.
7- Resmigeçitlerde sergilediğimiz tanklar tüfekler uçaklar yanı sıra bir de TOMA’nın bulunması bilhassa düşmana korku, dosta güven verecektir.
8- TOMA’lar yarattıkları imaj nedeniyle vatandaşın üzerine gittiğinde, onların hızla sağa sola koşuşmasını sağlayacak, beden gelişimine sportif katkı koymaya ekstra bir katkısı olacaktır. Böylelikle çağımızın hastalığı obeziteye karşı tedbir alınmış olunacaktır.
9- Memleketteki hayvan barınağı azlığından sokaklarda yaşayan canlıların yazın sıcaktan bunalmaması için serinletilmesi ve yıkanıp paklanmalarını ve sokaklarda temiz görünümlü hayvanların gezmesinin sağlanması içinde çok faydalı bir araç olacağı kesindir.
10- Özellikle grevler nedeniyle kirlenen başkentin temizlenmesi için tazyikli su fışkırtan bir cihaza gereksinim olduğu da unutulmamalıdır.
Görüldüğü gibi “manamucuk” TOMA’cıkların faydaları saymakla bitmez. Bu nedenle bizlere bu sevimli faydalı araçlardan bir tanesini ülkemize kazandıran büyüklerimizin ellerinden öpelim. Vergilerimizi bu kadar hayırlı bir yatırıma dönüştürdükleri için ilk seçimde koşa koşa sandığa giderek onlara oylarımızı basalım. Özellikle mali politikamızı idare edene bir de tikçik atalım ki, gelecek dönem de devam etsin. Bizim kazancımızdan kesip

TOMA’cığımıza kardeşler kazandıracak kaynak bulsun.
  Anlayamadıklarım
Türkiye Futbol Federasyonu Süper Kupa finalini Bakü’de oynatamıyor. Azerbaycan federasyonu bunun mümkün olamayacağını açıkladı. Yahu daha ne bekleriz hemen davet yapalım. Bir de stat yapalım “RTE STADYUMU” diye. Fener ile Cimbom gelsinler paşa paşa oynasınlar. Bu teklifi hala daha niye yapmayız, anlayamadım yahu…
Ve Şiir…
Bu hafta “Ve Şiir” köşemizde Filiz Naldöven’in Khora Yayımı olarak çıkan “Hafızalı Doku” isimli kitabından aldığım “Son Gözler” isimli şiirle huzurunuzdayız:
Son Gözler
1.
Bedelli bir ölüme sürgünlük hali
Bu tuhaf nesnesiz debelenme…

Kapılar çarpıyor yollar didikliyor bedeni
Hatıra çekiyor dilimi içine…
İşte her şey açıkta ve aç…
Akıl üzülür anlatamaz bunu düşünce…

Hipnozdur: Söyleyip unutacağım her şeyi…
Hatıra silinsin itiraf nakşolsun tene…

2.

Gitmek istedim kaldım
İlişecek bir minder yokken bile.
Böyle ayakta yorgun
Geri dönüyorken kendime…

(Son dağlar… Som ışıklı son bayraklar…)

Ruhumun eşiğinden uzayınca son her yere…
Belirsiz bir yanıta verilen sorudur
Nerede kalsam
Hangi kaldırıma tüner bu büyük kanatlı kuş
Mevsime uymaz ötüşlü…

Deri tarazlandı artık
Hazır bu soyunukluğa…
Soyun öyleyse, parla!
Hiç bilmediğin ormanda derini tara!
Derini tara!

3.

(Ayları lime lime son yıllar
Son aşıklar kadar riyakar
Havyar ve şampanyalı son kahkahalar…)

Sat hücreni çekirdeğini
Haydan gelen huylarını
Rağmen yüzünde oynaşan ruh parçacıklarını
Kaskatı sokaklarında cesedin
Son adımlarını at ve bırak…

Gecenin dürülüşü kapanışı düşlerin
Çabucak çocuksu bir vedadan sonra
unuttuğumda bu dili
Bu ömrü yıkanıp durduğumda
Başka limanda…
Bekleyen kim olacak

4.
Görüşme masası kurulduğunda
Ve yok olduğunda son damla şarap
Öpecekti sandım beni orman eğilip..
Acı yerlerime tuz basacaktı…

Oyunun tam ortasında kırıldı perde
İpince kırmızı ışık sahnede suflör fısıltıları…
Kim söyleyecek unutulan son sözleri
Dekora yapışık fosil kanı…

Kör mü ebe mi oynayacaktık bu harabede
Teslim olundu cebre lüzum kalmadı haliyle…

Dönüştüğüm şey öylece bakakalmak, bakakalmak içteki göle

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil