05 Aralık 2016

Kutlu doğum kutlamaları ve insanlık onuru

Haber İçi Üst

Faklı din mensuplarının inançları çerçevesinde dini günleri ve bunlarla ilgili birtakım anma ve kutlamaları vardır. Kıbrıs Türkleri arasında bunlardan en yaygın bilineni 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasından beri kutlanan ve KKTC’de resmi tatil kabul edilen Mevlit Kandili kutlamalarıdır.
Bu yıl hükümet kanadından Mevlit Kandili’nin resmi tatil olmaktan çıkarılması için bir yasa teklifi verildi; ancak CTP ve TDP’nin de ret oyları ile bu yasa teklifi Meclis’ten onay almadı. Mevlit Kandili, Hicri Takvim esas alınarak yapılan kutlama veya kutlamaları ifade eder. Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı Hicri Takvim’e göre düzenlenen Mevlit Kandili kutlamalarını kaldırmadan, 1989’da Miladi Takvim’i esas alan Kutlu Doğum kutlamaları adı altında yeni bir düzenleme yapmıştır. Bu kutlamaların amacı, bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalarak, İslamiyet’in ve Hz. Muhammed’in tanınıp daha iyi anlaşılmasını sağlamak ve milletçe dayanışmaya katkı koymaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı bu programlarda, bu amaca uygun olarak her yıl yeni bir ana tema belirlemektedir. Bu yıl belirlenen ana tema: İNSANLIK ONURU’dur.
Onur, insanın manevi şahsiyetine saygıyı ifade eden bir kavramdır. Manevi şahsiyet ise insanın hem fiziki hem de duygusal tüm niteliklerini ifade eder. Bu yüzdendir ki herhangi bir insanı fiziki ya da duygusal nitelikleri sebebiyle aşağılamak onun manevi şahsiyetine saldırı olarak kabul edilir. Bu açıdan bakıldığında bir insanın onuru, onun maddi ve manevi tüm haklarını ifade eder. Bu yüzden de insanın onurunu kırıcı davranışlar, hukuken de suç kapsamında değerlendirilmektedir. İnsanlık onuru ise, bireyin değil; insanlığın ortak manevi şahsiyetini ifade eder. Bu kavramın insanlığın fiziki haklarını içerip içermediği ise açık değildir. İnsanlık onuru kavramının insanın fiziki özelliklerini de kapsadığını kabul etmemiz durumunda, insanı iki eli ve ayağı olması sebebiyle aşağılamak da insanlık onurunu kırıcı suçlar kapsamına girebilir. Sonuç olarak, insan onurunu bireysel hak ve hürriyetlere saygı ile insanlık onurunu da evrensel insan hak ve hürriyetlerine saygı ile açıklayabiliriz.
İnsanlık onuru kavramı, adalet duygusu düşüncesinin de temelini oluşturmaktadır. Çünkü adaleti gerekli kılan insanlığın ortak onur ve şerefine olan inançtır. Bu ortak değere inanmadan, adalete dayalı bir inanç veya sistemi oluşturmak mümkün değildir. Bundan dolayı onur, haysiyet, adalet sevgi ve saygı gibi değerleri öne çıkaran sistemler seküler sistemler olsa da, bu özellikleri sebebiyle mukaddesatçı sistemlerden sayılırlar. Güç, fayda, çıkar gibi kavramlar üzerine kurulan sistemler ise dini bir söyleme sahip olsalar dahi, bu özellikleri sebebiyle mukaddesatçı sistemlerden değildirler. Çünkü mukaddesatçı anlayışta esas olan değerler; mukaddesatçı olamayan anlayışta ise esas olan meşru ya da gayri meşru olsun çıkarlardır. Çıkarcı bir anlayışta adalete, aileye, eşe, anne ve babaya bağlılık duygusallığı ifade ettiği için insandaki zayıflığı; mukaddesatçı bir anlayışta ise bu değerlere bağlılık insandaki yüksek ahlakı ifade eder.
Müslümanlar olarak çağımızda şahit olduğumuz, terör, çatışma, şiddet, yolsuzluk, adaletsizlik ve diğer insan hakları ihlalleri, insanlık onurunu koruma konusunda yeteri kadar başarılı olamadığımızı göstermektedir. Ancak Kur’an-ı Kerim başta kültürümüzün diğer temel kaynaklarında insana ve insanlık onuruna yüksek bir değer atfedici güçlü bir dinamizmin bulunması, Müslümanlar olarak bize gelecek için ümit vermektedir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam