03 Aralık 2016

Kurultay iz bıraktı

Haber İçi Üst

UBP Kurultayı gerçekten de iz bıraktı.
Kurultay bitti ama kavga bitecek gibi değil.
UBP Kurultayı 21 Ekim Pazar günü yapıldı.
21 Ekim KTHY’nin kapısına kilit vurulmasının da yıldönümüydü.
Koskoca KTHY’nin kapısına kilit vuruldu vurulmasına da, buna neden olanlar hesap vermedi.
Bırakın hesap vermeyi memleketin vazgeçilmezi olarak siyaset sahnesinin baş köşesinde oturmaya devam ediyorlar.

UBP Kurultayı’nda Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu “vefa”dan söz etti.
“Benim kurultay salonunda bir fotoğrafım bile yok” diyerek sitemde bulundu.
UBP’yi kuran, Sayın Eroğlu’nu siyasete sokan Rauf Denktaş’ın fotoğrafı da yoktu UBP Kurultayı’nda…
Sayın Eroğlu Rahmetli Denktaş ile kavga ederken, UBP’nin o dönemdeki kurultaylarında Denktaş yasağı vardı. Ve onun da fotoğrafları kurultaylarda yer almıyordu.
Zaman geçince insan unutuyor galiba bazı şeyleri.
“Vefa” güzel bir şeydir ve herkesin de dediği gibi bir semt adı olarak kalmamalıdır.
Ama “Vefa” sadece size geldi mi hatırlanacak bir şey de olmamalıdır.
Neyse kurultay tam anlamıyla kıran kırana geçti.
Ve ilk kez Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu UBP’de bir kurultayı kaybetti.
Düşünüyorum da, 14 oy fark Ahmet Kaşif lehine olsaydı ne olurdu acaba?

Kaşif “Demokrasi katledildi” der miydi?
Yoksa “Demokrasinin baskılar karşısındaki zaferi” mi olurdu kurultay sonucu…
Kaşif dün de düzenlediği basın toplantısında “UBP tabanı Küçük’ü istemiyor” dedi.
Doğrudur, tabanın yüzde 50’si Küçük’ü seçmedi. Ama diğer yüzde 50’si de Kaşif’e oy vermedi. Bu durumda Kaşif’i de mi UBP tabanı istemiyor?
Bardağın sadece dolu tarafına bakmamak lazım, boş tarafını da görmek gerek.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu bir aday gibi konuştu kurultayda…
Doğrusu ben yadırgadım bu tavrını…
Böylece, Cumhurbaşkanlığı makamı da müdahalede bulundu kurultaya…
“Vefa” isteyerek kurultay delegelerine damardan göndermeler yaptı Cumhurbaşkanı…
24 yıl partinin başkanlığını yapmakla övündü.
Bunun 19 yılı Başbakan olarak geçti Eroğlu’nun…
KKTC’nin geldiği noktada onun diğerlerine göre hem sevaplarda hem de günahlarda daha fazla sorumluluğu var.
Ama bundan söz eden yok!
Sanki her şey güllük gülistanlıktı ve memlekette ne olduysa son dönemde oldu.
Bakıyorum da başkent Lefkoşa’da çeşmelerden lağım karışan sular akıyor.
Lefkoşa’nın Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları “Lefkoşa’ya su taşıyan hatların durumunu görseniz suya dokunmazsınız” diyor.
Ülkede eğitim özele teslim edilmiş durumda…
Parası olan nispeten daha iyi eğitim alabilmenin hayali ile özele koşuyor.
Sağlık için ya güneyin ya da Türkiye’nin yolunu tutuyor insanımız.
Daha dün Sağlık Bakanı iken Ahmet Kaşif de İstanbul’a uçmuştu sağlık için…
Sofralarda tüketilen sebze ve meyvelerde yüksek oranda kansere neden olabilecek kalıntı olduğu şüphesi içimizi kemiriyor.
Ülkede bağımlılık yapan madde kullanımı artmış durumda…
Bu arada gençler ekmek aramak için yurt dışına göç etmek zorunda kalıyor.
Yurttaş ülkeye kimlikle girişlerden ve sınır kapılarındaki denetimsizlikten şikayetçi.
Şehirler plansız bir şekilde büyüyor.
Doğa her yeni günde biraz daha katlediliyor.
Ölümlü trafik kazalarının oranı artıyor.
Kamu Hizmeti Komisyonu üyesi ile Sınav Komisyonu Başkanı, Başbakan’ın imzasını taklit edebiliyor.
Seçim dönemlerinde rüşvetten, para ile oy alınıp-satılmasından söz ediliyor.
Kamuda çalışanların maaşları Türkiye’den katkı gelmezse ödenemeyecek durumda…
Hayvancı perişan…

Üretici artık üretmekten vazgeçme ile karşı karşıya…
Tüccar ve sanayici batmış vaziyette…
Asgari ücretle geçinmek mucize yaratmak gibi bir şey oldu.
Müteahhitler işsiz…
Binlerce insanımız ekmeğini Güney Kıbrıs’ta kazanmak zorunda bırakılmış.
Ama tüm bu sorunları ortadan kaldırmaya dönük ortada bir plan, program ya da proje yok.
UBP’deki kavganın altında yatan neden de bu değil…
“O olmasın, ama benim adamım olsun” dışında bir gaile yok.
Ve UBP Kurultayı’nda kıran kırana bir yarış yapılırken, bu ülkede 24 yıl bu partinin başkanlığını yapmakla övünen ve ülke yönetiminde partisi en uzun süre söz sahibi olan bugünün Cumhurbaşkanı, partinin kurultayında sadece “vefasızlıktan” şikayet ediyor.
Sorunlar, yılların birikimi ile içinden çıkılmaz hale geldi.
Bunu görmek, tartışmak ve sorumlulardan hesap sormak zorundayız.
Kıbrıs Türkünün iradesinin esemesinin okunmayacağı günlere doğru hızla gidilirken, parti başkanlığında 24 yıl kalmakla övünen Sayın Eroğlu herhalde ortaya çıkan bu tabloda kendisini sorumlu olarak görmemektedir.
Memleket meselelerine kafa yoran diğerleri ise sanki başka bir alemde yaşıyorlar.
Nedense herkes kısa günün karının peşinde koşuyor.
Doğruları görmemek ve meseleleri doğru düzgün tartışmamak için yan yollara sapıldığı sürece bize bu ülkede gelecek olmaz.
Bugünün geleceği dünden belliydi. Yarının bize ne getireceği de bugünden belli.
Ama biz bunları görmemeye programlandık.
Kendi kendimizi aldatmaya…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam