08 Aralık 2016

Kumarhaneler konusuna daha ciddi yaklaşılmalı…

Haber İçi Üst

Güney’de kumarhane açılması konusu Kuzey’i karıştırdı…

Turizm Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu, Güney’de kumarhanelere izin verilmesinin KKTC ekonomisini etkilemeyeceğini, sadece kumarhanelerin karlılığının düşebileceğini, zira Kuzey’de gecelemeyen Rum turistlerin başka sektörlere katkısı olmadığını belirtmiş. Konuşmasından, “Zaten bunların kendilerinden başkasına faydası yok” gibi bir anlam çıkıyor. Turizm Müsteşarı bunları bir de BBC’ye söylemiş. Maksatlı mıydı, değil miydi bilmem ama olayın özüne bakarsanız, doğru değil.
Casinocuların değerlendirmelerine göre, KKTC ekonomisine doğrudan ve dolaylı katkıları yıllık 400 milyon dolar civarında. Rum kaynakları ise bu rakamın 600 milyon dolar olduğunu belirtiyorlar.
Casinocular Birliği’nin tespitleri Milliyet Gazetesi’nde yayımlandı. Buna göre,
KKTC’de 24 kumarhane faaliyet gösteriyor.(Aşıkoğlu 32 diyor. Hangisi doğru onu da bilemedik.)
– 6 bin yan sektörle beraber en az 10 bin çalışanı var.
– Vergi, harç ve diğer katkılarla devletin kasasına yıllık 70 milyon dolar doğrudan katkısı bulunuyor.
– Hava yollarında yıllık 500 bin koltuk payı var.
– Ülkedeki otellerde 700 bin geceleme payına sahip.
– Maaş ödemeleri, piyasaya ödenen masraflar gibi reel ekonomiye katkısı yıllık 200 milyon dolar.
– Yeni yatırımlar, yenileme ve tadilat gibi dış kaynaklı yatırımlar 200 milyon dolar.
Bunlara ilaveten, Rumların kumarhanelerde yıllık ortalama 6 milyon Euro kredi kartı harcaması yaptıkları biliniyor.
KKTC’ye kumar oynamak için gelen Rumlar, başka bir harcama yapmıyor olabilirler. Ancak ya kumarhaneleri barındıran oteller? Kumar gelirleri ciddi bir şekilde düşse, o oteller ayakta kalabilirler mi? Onların faaliyetlerini kısıtlaması da mı ekonomiyi etkilemez?
Kim ne derse desin, bu iş bir zincir. Bir halkası zarar görse, tümü etkilenir. Şu aşamada Güney’de kumarhane açılmasının, kuşkusuz bir miktar olumsuz etkisi olacak. Ancak bunun yıkıma yol açacak düzeyde olması da beklenmiyor…
Konu bugün ortaya çıkmadı. Rum Yönetimi’nin rahatsızlığı ortadaydı ve bundan önce de çeşitli defalar tartışılmıştı. Geçtiğimiz yıl şubat ayında, kriz yeni başladığında, dönemin Maliye Bakanı, Limasol ve Baf gibi turistik bölgelere casino açılması için proje yapmış, hükümete sunmuştu. Hristofyas’ın karşı çıkmasıyla, projeler rafa kaldırılmıştı. Bugün de yine kurulacakları yerlerin Lefkoşa değil de, adanın güneyindeki turistik bölgeler olacağı özellikle vurgulanıyor. Enerji, Ticaret, Sanayi ve Turizm Bakanı Yorgos Lakkotripis, hükümetlerinin kumarhanelerin en erken iki yıl içinde faaliyete geçmesini beklediğini söylüyor. Yine Rum kaynaklara göre, Rum Hükümeti, kumarhanelerin açılması halinde yıllık ortalama 50 milyon dolar gelir bekliyor. Attıkları taş, ürküttükleri kurbağaya değecek mi, şimdi bunun hesabını yapıyorlar…
İkincisi, Rumlar büyük olasılıkla kendi topraklarında kumar oynamayı tercih etmeyecekler. Nedeni de, vergi denetimi konusu. Gelirlerini bin bir cambazlıkla saklayan para sahipleri, onu ortalık yerde saçmaktan çekinecekler. Paranın dini imanı, milliyeti yoktur derler ya, konu kumar olduğunda da Rumların “Aman kendi memleketime para bırakayım” diye bir kaygıları olmayacaktır…

Ancak yine de, sektörler arasında ayırımcılık yapma gibi bir hataya düşmeden, olaya bir bütün olarak bakılması, tedbirlerin daha şimdiden alınması gerekiyor…

YERİN KULAĞI VAR

SERTOĞLU YÜKSELİŞTE: UBP Lefkoşa Belediye başkan adayı Hasan Sertoğlu yükselişe geçti. Özellikle son haftada Lefkoşa’da ses getirmeye başlayan Sertoğlu’nun aradaki farkı kapatmaya başladığı ve yükseliş trendini sürdürdüğü gözleniyor. DP adayı Arabacıoğlu’na giden oylarını tekrar toplamaya başlayan UBP’nin bu çabası, kazanmasına yetecek mi bilinmez ama hızla aradaki farkı kapattığını söyleyebiliriz…

DP ANKETLERE SARILDI: UBP adayı Sertoğlu’nun oylarının yükselişi en çok DP’lileri rahatsız etmişe benziyor. Öyle ki, DP’lilerin bugünlerde, “Anketlerde Arabacıoğlu önde, yarış CTP ile DP arasında geçecek, Lefkoşa’yı CTP’ye kaptırmak istemezseniz oylarınızı bize vermelisiniz” propagandasına başvurdukları belirtiliyor. Bu propaganda ne kadar başarılı olacak, onu da pazar günü sandıklar açılınca göreceğiz…

EROĞLU VE EKİBİ ŞİMDİLİK NÖTR: UBP son virajda atağa kalkarken gözler Cumhurbaşkanı Eroğlu’na çevrildi. Eroğlu ve çevresinin bugünlerde olaya nötr baktıklarını söyleyebiliriz. Eroğlu’nun son günlerde vereceği bir işaret, Sertoğlu’nun kazanması veya kaybetmesinde önemli bir rol oynayacak. Unutmayın ki bu ülkede seçimler, son gece, hatta saat 12.00’den sonra kazanılır veya kaybedilir…

RUMLARDAN HALA SES YOK: Geçtiğimiz hafta Türk bayrağıyla sözde protesto yapan Fransız’la, bayrağı yakma eylemi Rum tarafında özellikle sessiz geçiştiriliyor. “Laiki Bank’ta 7 bin Euro’mu yediler, ben onlara gösteririm” dediği ileri sürülen Fransız’ın akıbeti bile belli değil. Tutuklandı mı, salıverildi mi bilmiyoruz. Diğer yandan bayrak yakma eylemiyle ilgili de kınamadan vazgeçtik, tek satır açıklama bile yok. Olayın planlı bir provokasyon olma olasılığı akla yakın geliyor…

HÜKÜMET GÖRMEZDEN GELEMEZ: Özellikle Türkiye basınında sık sık çıkan bir haber var; KKTC’den büyük oranda toprak alan İsrailliler meselesi. Yayın organlarına bakıldığında, siyasi ve ideolojik bir yaklaşım olduğu açık. Bununla birlikte, halk arasında da bazı endişelere sebep olmuyor değil. Türkiye Vatan Gazetesi’nin son haberi, rakamsal açıdan da korkunç boyutlardan bahsediyor. 443 paravan şirket, tanesi 250 bin sterlinden 1550 villa… Üstelik de Türk kökenlilere satış yapılmadığı gibi bir iddia da var. Bu durumda hükümetin kamuoyuna bir açıklama yapma borcu var. En azından, bu spekülasyonların vereceği zararı gidermek açısından…

BAŞTAN SONA ÇARPIK: El-Sen, borcu olan belediyelerin elektriğini keseceğini açıkladı. Dünyanın herhangi bir ülkesinde böyle bir olay normal. Borcunu ödemeyen, kim olursa olsun, o hizmetten yararlanamaz. Bizde çarpıklı sadece elektrik konusunda değil. Çalışanların yatırımları için de böyle. Öyle bir paradigma oluşmuş ki, güya belediyeler ya da devlet kurumları özel bir koruma altında. Elektrik, su, yatırımlar gibi borçlarından muafmışlar sanki. Kimse geliriyle-giderini dengelemedi. Mükellefiyetlerini yerine getirmedi. Tüm bu kaçaklara da yasalara rağmen göz yumuldu. El-Sen’in elektrikleri kesme eylemi, çarpıklığımızı bir güzel ortaya serecek. Bakalım kaç belediyenin elektriği kalacak…

SEÇİM Mİ KAOS MU: Vallahi anlamakta güçlük çekiyorum. Seçime mi, yoksa kaosa mı gidiyoruz. Pazar günü Lefkoşa’da belediye seçimi var. Ancak şöyle bir bakıyorum da her taraf toz duman. İşçiler ayakta. Telefon Dairesi bugün eylem yapacak. Avukatlar bazı davalara girmiyor, Bankalar Birliği yeni yasayla batacaklarını ilan ediyor. Meclis’e bakıyorum, kavga, gürültü… Pazar günü sandık başına gidip, Lefkoşa’yı kurtarmaya çalışacağız. İyi de sadece Lefkoşa’yı kurtarmakla sorunlar bitecek mi? Bu tabloya bakınca, inanın umudum kalmıyor…
İÇİ SENİ DIŞI BİZİ YAKAR: Gönyeli çemberindeki güzelliklerle ilgili dün yazdığım mesajın ardından Gönyeli’den bir okuyucum aradı. “Siz sadece gördüklerinizi yazıyorsunuz, evet çember ve çevresi çok güzel oldu, ona bir sözümüz yok, ancak gelin bir de Gönyeli’nin içini görün. Otlar neredeyse insan boyuna geldi, etraf pislik içinde. Öyle bir durumda çemberde yaratılan güzellikler neye yarar” diye şikayette bulundu. Bizden söylemesi, Benli başkan inşallah aynı duyarlılığı ve güzelliği, köyü içinde de gösterir…

ZİRVEDEKİLER
Aral Moral-Arslan Mengüç: İki gazeteci yazar, hemen hemen aynı günlerde, TMT’nin kalın perdelerini aralayan kitaplarını yayımladılar. Gazeteci yazar Aral Moral’ın “Kardeşini Vur” isimli kitabı, kendi dedesi Kemal Abdullah’ın TMT anılarını içeriyor. Arslan Mengüç ise “Ben Tremeşeli Mehmet Ali” isimli kitabında, yakın geçmişte kaybettiğimiz Mehmet Ali Tremeşeli’nin otobiyografisi içinde TMT anılarını derlemiş. TMT defterlerinin açılması biraz geç oldu ama bundan sonra hızlanacak gibi görünüyor.

DİPTEKİLER

İçişleri Bakanlığı: Turizm Bakanlığı Çevre Dairesi, Karpaz Özel Çevre Koruma Bölgesi içindeki kaçak yapıların yıkılması için İçişleri Bakanlığı’na başvurmuş. Ancak bakanlık ve İskele Kaymakamlığı bu talebi duymazdan geliyor. Al sana yeni bir adam kayırmacılık. Hem de doğanın tahrip edilmesi pahasına. Bu arada, bazı kaçak inşaatların yıkılmasını isteyen Turizm Bakanlığı, eylülde Altın Kumsal’da yapılacak festivalin anlaşmasını da bizzat kendisi yapmış. Orada da gecekondular hızla devam ediyor. Bu çifte standart değil mi?..

Rum Maliye Bakanı Mihalis Sarris, araştırma komitesinin işini kolaylaştırmak için istifa ettiğini açıkladı.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil