03 Aralık 2016

Küçük, gemileri yaktı

Haber İçi Üst

 

Başbakan İrsen Küçük ile dün hem iç, hem de dış politikaya yönelik uzun bir telefon sohbetimiz oldu.
Başbakan, ABD’de dış politika konusunda farklı bir Başbakan profili çiziyor.
Dün kaleme aldığım, “Küçük’ün ABD ziyareti, bir noktada Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun tasfiye edilmesi” görüşüm net.
Bunu dün Sayın Küçük’e de sordum:
“Sayın Küçük, dış politikada özellikle Kıbrıs’ta çözüm için hiç olmadığı kadar isteklisiniz. Bunun nedeni nedir?”
Küçük bana net yanıt verdi:
“Bizler Kıbrıs Türkü’nün geleceğini düşünmek zorundayız. Kıbrıs Türkü’nü dünya ile bütünleştirecek, siyasi eşitliği gözeten, iki bölgeli bir çözüme karşı değiliz.
Bu noktada görüşmeci sıfatı ile Sayın Cumhurbaşkanı’nın aktif olmasına kimsenin itirazı yok.
Ama Başbakan neden aktif diye hayıflanmamak gerekiyor.
Hükümet olarak bizlerin bu halka karşı ciddi sorumlulukları var. Çözüm kimsenin tekelinde değil.
Hükümet olarak Kıbrıs sorununa kayıtsız kalamayız. Bizler de ulaşabileceğimiz her uluslararası platformda çözüme yönelik inancımızı dile getireceğiz.
Hükümetin aktif olarak çabasının olmadığı bir ortamda çözüm olabilir mi? Bu mümkün mü?
Dolayısı ile kimse başka yönlere çekmesin.
Hükümetimiz iç politikada önemli adımlar atma arifesindedir. Dış politikada da daha aktif olacağız. Bu noktada dünya ile aynı dili konuşmaktan geri kalmayacağız.”
Küçük’ün bu noktadaki mesajlarını doğru okumak gerekiyor.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun ortaya koymuş olduğu performans, belli ki iktidarı da rahatsız etmiş durumda.
Küçük “dış politikada daha aktif hükümet” derken, kanımca, AK Parti hükümetinin bu noktadaki rahatsızlığını da iyi okumaya çalışıyor.

“Erken seçimden korkmuyorum”
Haliyle, konuyu iç politikaya getiriyorum.
“Güvensizlik” önergesi, önümüzdeki günlerin en önemli konusu.
UBP içerisindeki muhalif kanadın, “ana muhalefet ya da muhalefet güvensizlik önergesi versin, destekleriz” tavrı, Başbakan tarafından yakından takip ediliyor.
Başbakan, burada TDP’nin güvensizlik önergesi ve eğilimini “siyasi etiğe aykırı” buluyor.
Nedenini de şöyle açıklıyor:
“UBP içerisindeki kavganın nedeni bellidir.
Muhalefetin, UBP içerisindeki kavgaya taraf olması, siyaseten sermayesini tüketmesi anlamını taşır.
UBP kendi içerisinde bir karar alabilecek güçtedir.
Hafta başından itibaren yoğun bir şekilde bu konuyla ilgileneceğim.
Seçimden korkmuyorum. Toplumun faydasına olacaksa, bu kararın entrikalarla alınmasına müsaade etmem. UBP içinden bir grupla, muhalif partilerin hükümeti devirme çabalarına anlam veremem.
Eğer erken seçim olacaksa, bu kararı alabilecek çoğunluk da irade de UBP’de vardır. UBP’nin yazılı kuralları da bu noktada ne yapılacağını söylüyor. Gereğini yapar, seçime gideriz.
Seçimden korkan bir parti de değiliz. Tüm teşkilatları ile dinamik bir partiyiz. Eğer UBP içerisindeki sorunlar toplumun önünü tıkıyorsa, başbakan olarak en başta ben gereğini yaparım.
Dolayısı ile entrikalara gerek yoktur. Dediğim gibi bu tarz entrikalar siyasette de yeni ahlaki sorunlar yaratır.”

Ne demek istedi?
Sayın Küçük’ün söylediklerini gazeteci olarak yorumlamam gerekirse…
Net olarak diyor ki, “UBP içerisinde sorun varsa, bunun nedeni makamını yitirenlerin verdiği kavgadır. Muhalefet de bunu kullanarak hükümeti düşürecekse, ben önce parti içinde, sonra da parlamentoda gereğini yaparım. Hükümeti düşüren kişiler UBP’den aday olmayı kafalarından çıkarırlar, ben de UBP’ye inananlarla yoluma devam ederim.”
Söylenenlerin izahı budur.

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam