06 Aralık 2016

Küçük ekonominin büyük depremi…

Haber İçi Üst

Güney Kıbrıs’ta yaşanan ve deprem etkisi yaratan Avrupa Birliği  kararları, şu an için Güney Kıbrıs meclisinden geri döndü. Döndü dönmesine de bundan sonrasının ne olacağı da meçhul. Rusya bu tür mali yükün altına herhangi bir teminat almadan girer mi? Bu da farklı bir soru. Avrupa Birliği’nin 10 Milyar Euro’luk destek için dayatmaya çalıştığı dönemde, bu hamle halk tarafından çok büyük tepki ile karşılanmakta ve adeta Güney Kıbrıs’ın  Avrupa’ya ateş püskürmesine  neden olmaktadır.

Bir kere ortada bir gerçek var ki, Güney Kıbrıs şu an fiilen batmış durumda. Bu durum sadece topu taca atma, yani alacaklıları erteleme ve zaman kazanma perspektifi üzerine kurulmuş bir durumda. Fakat sürecin uzaması ve belirsizliğin artması ile tedirginlik oluşmakta ve  ekonominin çöküşe sürüklenmesine neden olmaktadır.
Bu tür sistematik riskler arttıkça, yani sistemin yapısal bozukluğunun getirmiş olduğu sorunlar, ileriki dönemlerde çok farklı finansal riskleri de beraberinde getirmektedir.
Avrupa’nın bankalardaki mevduatların bir kısmına el koyma düşüncesi,  öncelikle irdelenmesi gereken en önemli konunun başında gelmektedir. Peki şu aşamada ne yapılması lazım. Güney Kıbrıs bankacılığına müdahale etmeyip kendi yağıyla yoğrulmaya mı bırakılsın? Yoksa tedbir adı altında çok katı bir takım mali kurallar geliştirerek, sürece direk müdahale etme girişiminde bulunması mı gerekmektedir? Cevap ne olursa olsun, bundan sonraki süreçte radikal kararların eş zamanlı olarak devreye girmesi gerekmektedir.
Güney Kıbrıs’ın daha önce açıklamış olduğu 17 Milyar Euro’luk kurtarma paketine karşılık, Avrupa’nın 10 milyar Euro destek sağlayabileceğini açıklaması da sürece ne kadar destek verme niyetinde olduğunu göstermektedir. Bir başka değişle, Güney ekonomisi, bir yerlerden yeterli finansman kaynağı sağlaması gerekmektedir.  Bu finansman kaynağını da sağlarken, özellikle ek vergi, maaş ve diğer kesintilerle krizin aşılması hedefini güçlendirmesi gerekmektedir. Ürettiğinden fazlasını tüketmeye çalışan toplumların bugüne kadar ne hale geldiklerini gördük.
Bankacılık sektörünün çok hassas dengeleri oluşturması nedeniyle şu an için  tansiyonun düşürülmesi ve bankaların iflas açıklama zorunluluğuna düşmeden sürecin sağlıklı yapılandırılması ile  radikal karar  ve planlama  ile sürece  destek sağlaması gerekmektedir.
Netice itibarıyle Güney Kıbrıs ekonomisinin,  Avrupa Birliği içerisindeki payı çok düşük olabilir fakat ekonominin yapısal bozuklukları,  süreç içerisinde büyük ekonomileri de tehdit eder hale gelmektedir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam