05 Aralık 2016

KTFF 01

Haber İçi Üst

Güner Burgul; Nam-ı diğer Güner Hoca, daha bi’nam-ı diğer Peder Bey. Yurdumda en uzun süre spor yöneticiliği yapan yöneticilerden biri. Dile kolay, 42 yıldır bisiklet sporuna hizmet veriyor. Arada da futbol, atletizm ve Milli Olimpiyat Komitesi’ne de promosyon şeklinde bi’çok sosyal fayda ve hizmet sağlamış muhterem. Eskiden şimdiki gibi lüks arabalar yoktu. Her evde sadece bi’araba vardı. Bizimki de 71 model Ford Cortina’ydı F 255 plakasıyla az hizmet etmedi bize. O araçta en çok neyi hatırlarız bilir misiniz? Bagaj kısmını her açtığımızda bisiklet sporuna ilişkin lisanslar, hakem malzemeleri, eski bisiklet parçaları ve de arşiv niteliğinde birçok döküman ve de fotoğraf vardı. Anlaşılan oydu ki peder bey, Cortina’nın bagajına ‘federayon binası muamelesi’ yapıyordu. Aynı durumu Ahmed (Ahmet değil) Sami, Omaç Başat, Asım Burç, Raif Hoca, Göksel Saydam, Eyüp Zafer ve Halil Fikret başkanlarımda da hatırlarım. Neyse, yıllar geçti ve aynı düzen gitti ancak bazı federasyonlarda bu işler rafa kalktı. Örnek mi? Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu merkez binası. Biz de üç yıl süreyle o binada görev yaptık. İyi saatte olsun dönemin federasyon başkanı Niyazi Bey mektepli bir teknik direktör olması hasebiyle tesis merkezli değil, daha çok sporcu merkezli düşünüyordu ve tüm maddi yatırımları sporcu kaynağına yaptı. Tabii bu arada köhne binamız da yavaş yavaş gecekondulaşıyordu. Bizden sonraki dönemde ‘ara dönem’ ve artık görev şimdiki başkan Sertoğlu ve yönetiminindi. Sertoğlu bir yandan rutin sportif görevlerini yerine getirirken, diğer bir yandan da 800 bin TL’lik borcu kapatıp, üzerine de 600 bin TL’lik yeni bina revizesi işine girdi ve bunda da başarılı oldu. Çok da iyi oldu, zira o köhne evden bozma federasyon binası artık tarihe karışması gerekiyordu. E artık özellikle yurt dışından gelen misafirleri karşılamak ve ağırlamak için kendi özel arabalarını kullanma dönemi bitti zira artık federasyonun kendine ait bir ulaşım aracı var. Sertoğlu ve yönetimi bu iş için sıfır kilometre bir Viano çekmiş kapının önüne. Aslında kimine göre küçük bir adım ama KTFF 01 plakalı araç ‘güçlü bir kurumsal kimlik yapısı’ için son derece önemli bir adım. Dedik ya eskiden yokluklar içerisinde özel arabalarının bagajlarına federasyon binası muamelesi yapan başkanlarımız vardı sağolsunlar. Artık kaynağını iyi kullanan KTFF’ye ait bir ulaşım aracı var. E bu durumda bir futbolcuya 50-60 bin euro atan kulüplerimize ne demeli? Geçen Yusuf Kaptan’da koşuyorduk arkadaşlarla. Bi’baktık ki Yenicami’nin yine balık istifi gibi arabaya doldurulmuş yine bebeler. Maç arifesinde vakumlanıp sıkıştırılan hamsiler gibi gördük bebeleri maç arifesinde. Sadece Yenicami mi bu durumlarda olan? Çetinkaya, Kaymaklı, MTG veya Doğan’da da durumlar aynı. Sadece bir futbolcu transferinden ferâgat edilip yerine ‘kulüp otobüsü’ satın alınsa, kadı günah yazar mı? Asla! YAK 01, BB 01, MTG 01 veya DTB 01 plakalı otübüs görsek fena olmaz hani. KTFF 01 hayırlı olsun memlekete. Haa, bu arada Sertoğlu belediyeye seçilirse, federasyona da devam etmeli kanımca. Celal Doğan, Sefa Sirmen hatta Berlusconi Bunga Bunga partili olarak devam etmişlerdi her iki başkanlığa da eş zamanlı olarak. İyi de etmişlerdi. Hayırlısı bakalım…

Yeni medya ve spor servisi
E hade “Bunga Bunga” dedik ya, aynen bu yolda devam edelim. “Yasama, yürütme ve yargıdan sonraki dördüncü güç medyadır” derler ya, İnanmayın. Medya artık birçok ülkede birinci güç. Bunga Bunga ıslak tişört partileriyle meşhur eski İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, Monica Lewinsky’li oral/oval ofis skandalıyla yerle bir edilen ABD eski Başkanı Bill Clinton, Watergate Skandalı hasebiyle istifa eden yine ABD eski Başkanı Richard Nixon veya ünlü Wikileaks deşifreleri ile birçok ülkenin uluslararası ilişkilerini olumsuz poziyona düşürüp özür dileten veya mahçup eden kimdi? Tabii ki medyanın vezir-rezil etme fonksiyonu. Özünde hem maddi, hem de sosyal içerikli öyle bir güç var ki, başka sektörlerin patronları da medyadan sadece yer ve zaman satın almakla kalmıyor. Direkt o medya düzenini satın alıyor. Tam tersi durumlar da mevcut. Medya patronları artık başka sektörlerde de aktör olmak istiyor. Örneğin yanı başımızdaki Türkiye’de aktif 96 adet TV kanalı var. Toplam reklam pastası ise 3 milyar USD, hem de nakit cinsinden veya kısa vadeli çek aralıklarıyla herkes bu pastadan büyükçe bir dilim kapma aşkına her türlü şikeyi de tetikleyebiliyor. Örneğin daha dün reyting ölçümleyen yabancı ortaklı bir şirketin tüm ofislerine polis baskın yaptı ve birçok belgeye el koydu. İddialara göre medya patronları veya dizi film siparişi alan yapımcılar, bu sanal yüksek reytingler sayesinde reklam gelirlerini arttırıyorlarmış. Biraz TV, biraz gazete, biraz dergi, biraz açık hava reklamları, biraz internet gazeteciliği, biraz da sosyal sorumluluk projeleri sayesinde birçok üreticiden reklam alma yolunda türlü türlü atraksiyonlar mevcut. Spor eğitimi ve yönetimi yanında halkla ilişkiler ve tanıtım tahsili yapmış gariban bir muallim olarak naçizane görüşüm odur ki reklam alma bir yana ‘spor servisi’ bir gazetenin namusudur. Nokta…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam