09 Aralık 2016

Krizler ve sorular…

Haber İçi Üst

İnsanoğlu yaşam yolculuğu süresince zaman zaman bedel ödemek zorunda kalır.

Önemli olan ödenen bedelin karşılığında bir şeylerin kazanılmasıdır.
Bedel öderken bunun hesaplı kitaplı bir şekilde yapılmasıdır.
Bedel ödenecek diye top yekûn kaybetmeyecek şekilde adımlar atılmasıdır.
Avrupa Birliği üyesi ülkeler içerisinde son dönemlerde ekonomik bedeller ödeyen ülkeler gündemi meşgul etmeye devam ediyor.
Almanya, gelinen aşamada AB üyesi ülkelerde en çok tartışılan ülke konumuna geldi.
Gündemdeki soru ise “Almanya bir melek mi yoksa şeytan mı?” sorusu…


Economist Dergisi, haziran ayı sayısında bu konuya sayfalarında geniş bir şekilde yer ayırdı.
Hatta dergi reklam panolarında Almanya Başbakanı Angela Merkel’in melek ve şeytana dönüştürülen fotoğraflarını kullandı.
Economist Dergisi “Almanya Avrupa’yı batırıyor” ve “Almanya Avrupa’yı kurtarıyor” ifadeleriyle birlikte “bu konuda ne düşünüyorsunuz” diye sordu.
Panolardaki reklamlarda “Almanya Avrupa’yı kurtarıyor” ifadelerinin altında şunlar yer alıyor:
– Almanya Yunanistan, İrlanda, İspanya, Portekiz ve Güney Kıbrıs’ta batan bankacılık sistemi için 100 Milyar Euro harcadı.
–  Almanya bu ülkelere kendisi çok çalışıp ve çok ürettiği için yardım sağlayabildi. Almanya Euro kullanımı sonrasında diğer Euro Bölgesi üyesi ülkelerin büyümesinin toplamının iki katından fazla büyüdü.
– Yavaş büyüyün ekonomiler Almanya’nın baskısı nedeniyle kendi ekonomilerinde reformlar yapmak durumunda kalıyorlar.
“Almanya Avrupa’yı batırıyor”
ifadelerinin altında ise şunlar yer alıyor:
– Almanya, krizde olan AB üyesi ülkelerin harcamalarını kısmaları ve vergi artırımına gitmelerini zorlayıp onları cezalandırarak daha çok zora sokuyor. Yunanistan ekonomisi krizle birlikte yüzde 20 küçüldü.
– Alman Hükümeti eylül ayında yapılacak seçimler nedeniyle kendi seçmenini huzursuz etmemek için Euro Bölgesi’ndeki krizdeki bankaların kurtarılması konusunda geri duruyor böylece Euro’yu tehlikeye atıyor.
– Almanya anti AB yaklaşımının artmasını besleyecek şekilde etrafındaki zayıf ülkelere dönük patronluk taslayıp onlara baskı yapıyor.

Bunların altında ise “Siz kimden yanasınız” ifadeleri göze çarpıyor.
Almanya’nın AB içerisindeki yeri konusundaki tartışmalar belli ki devam edip gidecek.
AB kendi içerisinde bu tartışmayı yaparken, biz içinde bulunduğumuz ekonomik durumu ne kadar doğru değerlendirebiliyoruz?
Türkiye’den katkı gelmediği zamanlarda maaş bile ödeyemeyecek durumda olan bir ekonomik yapının olduğu bir ortamda, Kıbrıs Türkü ne yapmalıdır?
Böylesi bir yapı içerisinde Kıbrıs Türk insanının Türkiye ile kavga etme lüksü olabilir mi?
Ya da ekonomik tedbirleri uygulamama konusunda direnç gösterilebilir mi?
Ekonomik gerçekler romantik arayışlarla değiştirilebilir mi?
Ekonomik akıldan uzak siyasi anlayışlara destek vermeye devam ederek bu ülkede gelecek yaratılabilir mi?
Bu soruları daha da çoğaltabiliriz.
Önemli olan bunlara aklı öne çıkararak doğru yanıtlar verebilmektir.
Yoksa gün gelir bir zamanlar dönemin Türkiye Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in söylediği gibi KKTC batar.
Gidişat da o yöne doğrudur.
Belki de batmasında yarar var.

Çünkü bazen bir musibet bin nasihatten iyidir.
Belki o zaman “Hanya ile Konya anlaşılır.”
Bedel ödemesi gerekenler bedel öderler.
Bedel ödememesi gerekenler de sürekli bedel ödemekten kurtulurlar.
Ne dersiniz?

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil