09 Aralık 2016

Kriz fırsat olur mu?

Haber İçi Üst

Güney Kıbrıs’ta yaşanan ekonomik kriz bankalardaki mevduatlardan vergi alınacağının açıklanması sonrasında farklı bir aşamaya geldi.
Sokaktaki vatandaş artık finansal düzeyde yaşanmakta olan krizin yakıcı etkisini doğrudan hissediyor.
Bu da halkı isyan noktasına getirdi.
Cumartesi günü bir vesile ile Güney Kıbrıs’taydım.
Sohbet etme fırsatı bulduğum Rumlar çok öfkeliydiler.
Bankaların önündeki bankamatiklerde uzun kuyruklar oluşmuştu.
Gece geç saatlerde aldıkları mevduatlardan vergi kesileceği haberi Rum halkının huzurunu iyice bir kaçırmıştı.
Yaşı ilerlemiş bir adam “para bizim, paramızdan vergi kesmelerine iznimiz yok” diyordu.
Bir başkası çaresizlik içerisinde olduklarını ve herkesin bir bedel ödemek durumunda olduğunu anlatmaya çalışıyordu.
Ama aslında kimse kimseyi doğru düzgün dinleyecek durumda değildi.
Herkes kendi durumunu ve gelişmelerin kendisini nasıl etkileyeceğini düşünüyordu.
Sonuçta ateş düştüğü yeri yakıyordu.
Güney Kıbrıs’ta yaşanan banka krizi ve gündeme gelen vergi olayı ile birlikte herkes Kuzey Kıbrıs’ta 2000 yılında yaşanan banka krizini anımsadı.
2000 yılındaki banka krizi, toplumda ciddi travmalar yaşanmasına ve öfke patlamasına neden olmuştu.
Meclis o dönemde basıldı.
Banka zedeler Meclis kürsünü işgal etti, hesap sordu.
Ama bence en az banka krizi kadar önemli olan, yıllarca yüksek enflasyon oranları ile yaşamak zorunda kalmış olmamızdır.
Gece insanların cebinde yüz lira ile yatıp sabah yetmiş lira ile uyandıkları çok olmuştur.
Döviz cinsinden borçlu olanların borçlarının katlanarak büyüdüğü dönemleri şimdi unuttuk.
Ama ateş yine o günlerde de düştüğü yerleri yakmıştı.
Birçok insan çok büyük açmazlar yaşamıştı.
Bakıyorum da, gelinen aşamada Türkiye’de yakalanan siyasi istikrar ve buna paralel olarak ekonomik istikrarın yararlarını biz de burada yaşıyoruz.
Kamu çalışanlarının maaşları uzunca bir zamandır ayni kalsa da, asgari ücret istenen oranda artmasa da, Türk Lirası’nın değerini koruyor olması bizi daha büyük ekonomik krizlerden koruyor.
Ama ekonomik yapımızın sürdürülebilir olmaması, ambargolar ve Kıbrıs meselesindeki belirsizliğin yarattığı dezavantajlar hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Şimdi Güney Kıbrıs da sorunlarla ve sıkıntılarla doğrudan yüzleşmeye başladı.
Cumartesi günü Lefkoşa’nın güneyindeki huzursuzlukları ve rahatsızlıkları gözleme fırsatım oldu.
Güney yaşadığı krizden çıkabilmek için bedel ödemek durumunda…
Çiçeği burnundaki Rum Başkan Anastasiadis göreve gelir gelmez farklı bir başkan olacağının işaretlerini verdi.
Anastasiadis, ekonomik krizin üzerini örtmek ya da popülist bir takım arayışlar içerisine girmek yerine “ya batacağız, ya da bir miktar bedel ödeyerek bu işin üstesinden geleceğiz” yaklaşımını ortaya koydu.
Gerçeklerle herkesin yüzleşmesi gerektiği noktasından hareket ediyor.
Umarım Anastasiadis, günü geldiğinde Kıbrıs meselesinde de gerçekçi ve cesur yaklaşımlar gösterir.
Kıbrıs meselesinin çözümü, Kıbrıs’ın her iki tarafı için de ekonomik anlamda ciddi artıları beraberinde getirebilecek sonuçlar doğuracak bir gelişme olur.
Bundan Kıbrıs’taki taraflar kazançlı çıkar.
Güney Kıbrıs’ta derinleşmekte olan ekonomik kriz, Kıbrıs sorununun çözümü yönünde bir motivasyon unsuru olur ve halkı bu yönde hareketlendirirse fırsata dönüşebilir.
Bu aşamada bu konuda bir şey söylemek için erken…
Ama aklın yolu bize Kıbrıs sorununu Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da söylediği gibi “Tarihe gömmeyi” emrediyor.
Bunu başardığımız takdirde, Kıbrıs bir bütün olarak bir başka boyuta geçebilir.
Yıllarca bu ada üzerinde bedel ödemiş olan insanlar, kalıcı ve yaşayabilir bir anlaşmaya ulaşıldığı takdirde, ilk kez rahat bir nefes alıp geleceğe güvenle bakabilir.
Ama bunların olabilmesi krizlerin rasyonel yaklaşımlarla fırsata dönüştürülebilmesi ile mümkün olur.
Bunun için şimdi zemin var.
Niyet varsa ve akıl öne çıkarsa olmaması için de bir neden yok…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil