03 Aralık 2016

Kredi derecelendirmesi ve derecelendirme kurumları…

Haber İçi Üst

Finansal piyasaları yakından takip eden kişilerin tanık olduğu gibi, son dönemlerde kredi derecelendirme kurumlarının ardı ardına özellikle Türkiye ekonomisinin yatırım yapılabilir seviyesine gösterge niteliğindeki kredi notunu  yükseltmektedir.
Kredi derecelendirmesi veya kredi değerlendirmesi, bir kişi, şirket veya ülkenin kredi itibarının belirlenmesini içermektedir. Borçlunun kredi geçmişi hakkında yapılan bir değerlendirme olabileceği gibi, potansiyel bir borçlunun borcunu geri ödeyebilme yeteneğinin değerlendirilmesi de olabilir. Aynen kişi ve kurumlar gibi, devletlerin de bir kredi risk seviyesi ve potansiyeli vardır. Bu nedenle ülkelere yatırım yapılabilirlikle ilgili uluslararası derecelendirme kurumları tarafından devletlerin de belirli analiz ve değerlendirmeler neticesinde risk seviyesi belirlenmektedir.
‘’Devlet kredi derecelendirmesi (sovereign credit  rating) egemen bir hukuksal varlığın, gerçekleştirilen analiz ve değerlendirme neticesinde ülkede yatırım ortamının risk seviyesinin belirlenmesi ve bu doğrultuda değerlendirmeler yapılmasını da içermektedir. Ayrıca kredi risk seviyesi de belirlenirken, politik risk seviyesi de değerlendirmeye alınmaktadır.” Bu çerçevede yabancı yatırımcılar, yabancı bir ülkeye doğrudan veya dolayılı yatırım yapmadan önce bu tür kriterlerin net, ölçülebilir ve şeffaf olmasını ister ve bekler.Bu nedenle kişi ve kurumlar gibi,  devletlerin de bu tür analiz ve değerlendirmelerden geçirilmesi, doğrudan yatırım seviyesini belirlemektedir.
Kredi derecelendirme kurumlarının başında gelen ve adlarını sıkça duyduğumuz Fitch, S&P (Standard & Poors) ve  Moody’s, bu tür değerlendirme ve derecelendirmeler üzerinde sürekli olarak ülke bazında kredi derece notu açıklamakta ve değerlendirmeler yapmakla birlikte, finansal piyasalara doğrudan etki etmekte ve piyasaları olumlu veya olumsuz etkileyecek çeşitli yorum ve değerlendirmeler yapmaktadırlar.
Şu aşamada sormamız gereken esas soru, bu tür kuruluşların ne kadar şeffaf  olduğu konusudur. Son dönemlerde özellikle Avrupa Parlamentosunda alınan kararlar doğrultusunda, finansal piyasaları bu tür doğrudan etkileyen kurumların sorumluluğunu artırıcı tedbirler alma yönünde adımlar da atılmaktadır.
Bu tedbirlerin başında gelen en önemli konular şöyledir;
‘’AP (Avrupa Parlamentosu)  tarafından getirilen yeni düzenlemelere göre,  kredi  derecelendirme kuruluşları, nabzını tuttukları ülke ekonomilerine dair raporlarını önceden tespit edilen ve herkesçe bilinen bir takvim dahilinde paylaşacak. Öte yandan talep edilmeden bir ülke hakkında  yıl içinde en fazla üç kredi derecelendirmesine gidilebilinecek. Getirilen yeni bir düzenlemeye göre kredi derecelendirme kuruluşları, bir ülkenin kredisini yükseltir ya da eksiltirken, bunun gerekçeli kararını kamuoyu ile paylaşmak zorunda bırakılıyor.’’
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, yabancı yatırımcıların büyük bölümü, kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerine göre ülkelere yatırım kararı vermektedir. Bu bağlamda kredi derecelendirme kuruluşlarının verdiği olumlu ya da olumsuz görüş, ülke ekonomilerini doğrudan etkilemektedir.

Türkiye ekonomisi için de sürekli not artırımının yoğunluk kazanmış olduğu şu son dönemde, derecelendirme kuruluşlarının şeffaflığı ve meşrutiyeti sürekli olarak sorgulanır duruma gelmektedir. Yapılan çeşitli yorumlarda, siyasi baskının da kurumların yapmış olduğu açıklamalarda önemli rol üstlenmekte olduğunu göstermektedir.  Bu nedenle bu tür kurumların finansal piyasalar için doğrudan etken olduğu ortamlarda, belirli sorumluluk ve kriterlerin de  yaygınlaştırılması kaçınılmaz olmaktadır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam