05 Aralık 2016

Korku insanların ruhunu kemirmeye devam ediyor

Haber İçi Üst

Tiyatro… Er meydanı… Düşler ülkesi… Dünyayı anlatan ayna… Gerçek… Yalanın dolanın, sahtekarlığın olmadığı “SAF” alan… Her şeyi şeffaf bir şekilde olduğu gibi gösteren, yürekli insanların yaptığı, yüreği yetenlerin izleyebildiği bir arena…

Biz tiyatro sanatçıları, er meydanı olan sahneden ayna tutarız geçmişe, günümüze ve geleceğe… Bunun dışında genelde çocuk gibiyiz. Gülün yüzümüze, iki alkışlayın, bir çift duygusal cümle kurun, hemen kandırırsınız bizi… Hatta çok dokunaklı ise anlattıklarınız, bir de oturur ağlarız iyi mi. Çünkü, bütün duygularımız yaptığımız meslekten dolayı diridir… Başta bize, sonra da insanlığa hizmet için hep uyanıktırlar.
Bu arada, duyguları iyi tanıdığımız için, doğal olarak genelde insanları da iyi tanırız. Yanıldığımız olur elbet; sonuçta biz de insanız, ama bizi kandırmak çok çok zordur. Kibarlığımızdan ve insana olan saygımızdan, bizi kandırmaya çalışanın yüzüne vurmayız acı gerçeği. İşin gülünç tarafı, o insan bizi kandırdığını sanır, öyle sanması da iyidir; kendini mutlu hisseder. Ama zaman ilerledikçe anlar, yani kibarca anlatırız, kabaca değil.
Biz düşler sahnesinde, o küçücük alanlara dünyaları sığdırırız, görmesini bilene tabii. Oyun seyretmeye gelen seyircilerimiz, bir tiyatro oyunu izlemeye geldiğinin bilincindedir. Bize, “Hadi, inandır beni, bana yeni duygular, yeni dünyalar keşfettir” der. Bizler de, yıllarca hazırlığı süren, aylarca provalarını yaptığımız dünyayı onlara sunarız. Tuttuğumuz aynayı beğenenler de olur, beğenmeyenler de. İşin büyüsü de buradadır. Dünya da böyle değil midir zaten? Bakın hayatınıza; sizi çok seven de var, seven de var, hatta az seven de var. Sevmeyen de var, nefret eden de var. Sevdiğini sandığınız da var, nefret ettiğini sandığınız da var. Ama sizi sevdiğine emin olduklarınız dostlarınızdır. Uzatmayayım, bir de en acısı, sonradan anlayacağınız dost sandıklarınızdır. İşte bu noktada aldatılmışlığın doruklarında yaşarsınız. Hayat size tokatlarını atarken, sizi ne kadar çok sevdiğini kanıtlar aslında. Çünkü yaşam, sizi yontarak, gerçeğe hazırlatmaktadır. Gerçeğinse bu dünyada olmadığı bence kesin.


Bu dünyada kendimizi yontarken, -hadi genelde diyelim yine- dedik ya yalanımız dolanımız yoktur. Ama dünya sahnesinde farkında mısınız ne yalancılar, ne dolandırıcılar, ne sahtekarlar, ne çıkarcılar, ne barış düşmanları türedi? Zaten hep varlardı da, artık bence kendilerini saklayamıyorlar. Üstelik, bizim sahneden zor inandırdığımız insanları, nasıl yapıyorlarsa yapıyorlar; adeta büyüleyerek inandırıp kandırıyorlar! Pes! Bu kadarını Shakespeare usta bile düşünemezdi doğrusu. O sadece oyunlar oynadı-yazdı, adı üstünde “oyunlar.” Bu büyüyü oluşturanlar,  işin sırrını bize de öğretseler de, bu inandırma tekniklerini, en azından sahnede biz de kullansak. O zaman her oyunumuz kapalı gişe oynar. Baksanıza, yaptıkları soytarılıklarla insanlara nasıl da kendilerini dinletiyorlar. Anlayacağınız, gerçeklerin hemen hemen herkes tarafından bilindiği, ama nedense görmezden gelindiği bir kıyameti yaşıyoruz.
Evet dostlar, ilgili olanların bildiği gibi geçen yıl “TİYATRO AŞHK”, doğduğum köy olan Gönendere’de eski Hürriyet Sineması’nın, Artam Kültür ve Sanat Merkezi olarak açılışında, “Hüseyin Köroğlu ile IŞIĞA YÜRÜTEN ADAM” gösterisi ile ilk kez perde demişti. Daha sonra da, Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi ile beraber Tiyatro AŞHK’ın düzenlediği, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde; Havadis Gazetesi’nin de bizi yalnız bırakmadığı gecede, çoğunluğunu İstanbul’da yaşayan Kıbrıslı Türk’lerin oluşturduğu topluluğa gösteriyi sunmuştuk. Anadolu’dan hatta yurt dışından birçok turne teklifi almamıza rağmen, bizim dışımızda gelişen olaylardan dolayı turneler ne yazık ki gerçekleştirilemedi. Hele bir turne, havaalanına gitmemize saatler kala iptal oldu. Bu noktada gösterinin içinde “MUSTAFA KEMAL ATATÜRK”ün de var olması önemli bir etken… Anlayanlara… Korku, insanların ruhunu kemirmeye devam ediyor. Biz er meydanında sözümüzü söylüyoruz, ama evinde otururken mangalda kül bırakmayanlar, iş icraata gelince sus-pus. O zaman neymiş, herkes layık olduğu şekilde yönetilir-miş… Unutmayın, yönetenler, yönetilenlerin aynasıdır…
Hüseyin Köroğlu ile IŞIĞA YÜRÜTEN ADAM, gözüken o ki, Tiyatro AŞHK’ın doğuş gösterisi olarak, ben nefes aldığım sürece devam edecek. Şimdi de yeni bir oyun yazıyoruz. Tabii ki Kıbrıs’la ilgili. Çünkü Tiyatro AŞHK, KKTC’nin, hatta Kıbrıs’ın tiyatrosu olma inancı ile yolculuğuna başladı ve amacı da, Kıbrıs insanının sorunlarını, adada yaşananları tiyatro aracılığı ile hem Türkiye’ye, hem de dünyaya anlatabilmek. Özellikle Türkiye’de bile neyin ne olduğu tam olarak bilinmiyor ne yazık ki. Akdeniz Oyunları gerçeği ortada. Düşünebiliyor musunuz, İstanbul’da Kıbrıs Rum Kesimi bayrağını, KKTC bayrağı sananlar var. İşte bu ve buna benzer gerçekleri bilerek, geçen süre bana gösterdi ki, çok ama çok çalışmalı ve sabırla ve inançla üretmeliyiz. Sanat da, kendimizi ifade etmek için önemli bir alan. Hep söylediğim gibi “Kendi ayaklarımız üstünde duramadığımız sürece, egemenliğimizi elimize alamayız.”. Küçücük adada genelde insanlar Türk olsun Rum olsun birbirini yemekle meşgul! Tiyatroy-muş, ülke çıkarlarıy-mış, saygıy-mış, kültür-müş, gelenekler-miş; bunlar onlara göre boş işler. Ben, ben, ben. Ego, ego, ego. Sonuçta para, para, para… Şimdi de seçim var. Sonra yine seçim olacak… Bu döngü böyle sürüp gidecek. Peki, geriye ne kalacak? Bir düşünün? Sanatın olmadığı bir toplumdan geriye ne kalacak? Kıbrıs adasından gelip geçen uygarlıklar bize çok şey bıraktı miras olarak. Geriye bizden ne kalacak peki?
Yeni oyunla ilgili olarak yakında çalışmalarımız başlayacak. Yılmak yok. İnsanların bizi yok saymaları, pes edeceğiz anlamına gelmez. Aksine bu güne kadar olduğu gibi daha çok çalışmamız anlamına gelir. Ama bir gerçek var ki, kesinlikle acele etmeyeceğiz. Koşullar ne zaman hazır olursa, o zaman oyun sahneye çıkacak. Tabii ki hedeflerimiz var, anlatmak istediğim sadece acelemizin olmadığı…
Madem Shakespeare ustadan bahsettik, bugünkü perdemizi de onunla kapatalım:
“BİR APTAL KENDİNİ ZEKİ SANIR, ANCAK AKILLI BİRİ KENDİNİN APTAL OLDUĞUNU BİLİR”…
DOSTLUKLA…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam