03 Aralık 2016

KOBİ’lerin büyüme stratejisi ve ekonomiye katkısı

Haber İçi Üst

KOBİ denince aklımıza ilk olarak ne gelmektedir? Örneğin Avrupa Birliği ekonomisinin temel direğini, KOBİ’ler oluşturmaktadır. Avrupa Birliği içerisindeki tüm işletmelerin, yaklaşık %99’unu KOBİ’ler oluşturmaktadır. Ülke ekonomilerinde bu kadar önemli yere sahip olan KOBİ’lere, acaba  ülkemizde gerekli önem veriliyor mu?
Bu tür sorulara sağlıklı cevap verebilme adına, öncelikle KOBİ’lerin ekonomilerdeki etkinliğini değerlendirmemiz gerekmektedir.
Avrupa Birliği uygulamalarında, bu tür işletmeler için, belirli sayısal kıstaslar belirlenmiş ve uygulamaya alınmıştır. Genel olarak uygulanmakta olan sayısal kriterler şöyledir:

Yukarıdaki tablodan da görülebileceği üzere, ülkemizde faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilerin büyük çoğunluğunu, küçük ve mikro seviyede işletmeler oluşturmaktadır. Özellikle üretimin devamlılığı ve istihdamın sürdürülebilirliği açısından KOBİ’ler, ekonomik hayatın temel dinamiğini oluşturması adına da önemli görevler üstlenmektedir. Çok fazla geriye gitmeden, bundan 10 yıl öncesine bakarsak, bu tür işletmelerin faaliyetlerle ilgili finansmanı, kendi “özsermayelerinden” karşılamalarından dolayı, dış finansman kaynağının en önemli öğesi olan banka kredilerine de doğal olarak yeteri derecede destek alınamamış ve işletmeler hak etmiş olduğu seviyeye erişememiştir.
Fakat günümüzde artık, serbest piyasa ve rekabet koşulları ile firma sayısındaki artışa paralel olarak,  değişen fiyat ve kar marjları, özsermayeler üzerinde baskı unsuru oluşturmuş ve belirli büyüme potansiyeli yakalama vizyonu olan firmaların, borçlanma yöntemi ile faaliyetlerini sürdürme durumuna gelmesine neden olmuştur.
Aslında borçlanma, doğru yapılandırılıp, üretime kanalize edilirse, işletmelerin özsermayelerinin çok  daha üzerinde büyüme potansiyeli yakalamasına neden olmaktadır. Kısaca, alınan banka kredisinin işletmeye getirisi, ödenecek kredi faizinden yüksekse, firmanın üretiminin artmasına, büyüme ivmesinin yakalanmasına ve rekabete açık bir mali yapının oluşmasına neden olmaktadır. Fakat bu tür olumlu etkilerin sağlanabilmesi için işletmelerin nakit akışı ve özkaynak verimliliğini ön planda tutarak, sürekli kendini geliştirmesi gerekmektedir.
Peki, yukarıda bahsetmiş olduğum ve KOBİ’lerin doğru alanlara kanalize edilip, büyüme stratejisine geçme yöntemlerinin en başında gelen kredilendirme olgusundan bahsederken, ne oluyor da bu tür firmalar kullanmış oldukları kredileri geri ödemede güçlük çekiyorlar?
Sanırım olayın sebeplerini kısaca şöyle özetleyebiliriz:
1- İşletmelerin mali yapıları ve nakit yönetimindeki zafiyetler nedeniyle,   kredilerin geri dönüşümünde yaşanan sıkıntılar, 
2- İşletmeler üzerinde büyük maliyet unsuru oluşturan doğrudan, dolaylı vergiler,
3- KOBİ’lerin yüksek risk taşıma öngörüsü ile uzun vadeli finansman kaynağı sağlama adına büyük sıkıntılar çekmekte ve özellikle teminatlandırma adına yeterli işletme ve yatırım kredilerine erişememelerine neden olmaktadır.
Netice itibarıyla yaşanan tüm sıkıntılara rağmen, ülkeyi yönetenlerin KOBİ türündeki işletmelerin ekonomimiz içerisindeki etkinliğini daha sağlıklı analiz edip, ekonomik kalkınma ve istihdamın en önemli unsurlarının başında gelen KOBİ’lerle ilgili yeni açılımlar getirilmesi ve ülke ekonomisi içerisindeki etkinliğinin artırılması gerekmektedir. Örneğin KOBİ’lere sağlanabilecek desteklerin en başında, düşük faizli işletme-yatırım kredileri, makine, teçhizat ve donatım yatırımlarında KDV indirimi ve etkin danışmanlık hizmetleri gibi  uygulamaların geliştirilmesi,  ekonomik kalkınmaya çok büyük motivasyon getirecektir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam