05 Aralık 2016

Koalisyon senaryoları..!

Haber İçi Üst

Önümüz bayram… Bayram sonrası yeni hükümetin nasıl şekil alacağı konusunda daha net bilgilere ulaşma şansımız da artacak sanırım.
Çıkan sonuçlara göre, koalisyon konusunda geniş çevrelerde kabul gören formül CTP-DPUG olmasına rağmen, son günlerde her iki parti temsilcilerinin yaptıkları, “ille de hükümette olmamız gerekmez” açıklamaları kafaları daha da karıştırmaktan öteye gitmiyor. Aslında hem CTP, hem de DPUG olası bir ortaklık öncesi birbirlerine, “mecbur değiliz” mesajı vererek elini güçlendirmeye çalışıyor…

Bugün sizlerle olası koalisyon formüllerinin artı ve eksilerini anlatmaya, daha doğrusu kendi öngörülerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Yukarıda da yazdığım gibi koalisyon kurmasına en yakın görülen iki parti CTP ve DP-UG’dir. Günün sonunda da böyle bir koalisyonun olması en yüksek ihtimal olarak duruyor. Peki ama, o zaman sorun ne diyebilirsiniz. Bence sorun bakanlıkları paylaşmaktan çok temel ilkelerde yatıyor…

Son CTP-DP koalisyonunda basına pek yansımayan, ancak kapalı kapılar arkasında konuşulan nedenlerden dolayı, CTP bu kez yoğurdu üfleyerek yemeye çalışıyor diyebiliriz. Bunun yanında, UG kanadı içerisinde yer alan bazı isimlerle ilgili sıkıntılar da, parti içerisinde açık açık dillendirilmeye başlandı bile.  Serdar Denktaş’ın, Ercan Havaalanı ihalesiyle ilgili keskin duruşu, bunu “olmazsa olmaz” ön şartı olarak öne sürmüş olması da, CTP içerisinde bazı şüpheler yaratmış gibi…

Bu ve buna benzer nedenlerle CTP, DP-UG ile kuracağı bir ortaklığa, geçmişte yaşananlar nedeniyle biraz mesafeli dursa da, günün sonunda “evet” diyeceğini o da çok iyi biliyor…

DP-UG ile kurulacak bir koalisyonunun CTP adına olumlu tarafı ise, Türkiye olan ikili ilişkilerde kendisinin belirleyici faktör olması olacaktır. Serdar Denktaş’ın özellikle seçim süresince ortaya koyduğu iddialar ve yaşadığı iddia edilen sorunlar, CTP’yi bir adım öne çıkaracaktır. Yani Türkiye ile ikili ilişkilerde belirleyici parti CTP olacaktır…   

İşte tüm bu veriler ışığında zor görünse bile, sonunda başka bir alternatifi olmayan CTP, DP-UG’ye mecbur olacaktır…

UBP ile kurulabilecek olası bir ortaklık, belki en doğrusu olabilir. Biz de bunu savunuruz. Ancak UBP’nin bugünkü mevcut yapısı ile bu, pek mümkün görünmemektedir. CTP, 1-2 ay içerisinde kurultaya gitmek zorunda kalacak bir parti ile sağlıklı bir ortaklık kuramayacağını düşünüyor… Teamüller gereği CTP, UBP ile bazı görüşmeler yapabilir ancak, kimin genel başkan olacağı bile belli olmayan, hatta olası kurultay kavgaları nedeniyle bazı kopmaların bile yaşanabileceği ihtimali olan bir parti ile koalisyonu düşünmek, bazı riskleri de baştan kabullenmek demektir… Bu arada CTP tabanının, UBP ile ilgili düşüncesini de yabana atmamak gerekir. CTP içinde, UBP ile bir koalisyon kurmama konusunda savunulan bir görüşün de, Türkiye ile ilişkiler olduğu iddia ediliyor. Mevcut TC Hükümeti’nin, özellikle son yıllarda UBP ile ilişkileri hepimizin malumu. Olası bir CTP-UBP koalisyonunda bu ikili ilişkilerde hükümetin büyük ortağı olmasına rağmen, temaslarda belirleyici tarafın UBP’nin olacağı tehlikesi CTP için ciddi bir handikap olarak görülüyor… İşte UBP’deki karmaşa, tabanın UBP’ye duyduğu öfke ve TC ile ilişkilerde yaşanabilecek sorunlar düşünüldüğünde, CTP-UBP koalisyonunun belki imkansız değil ama, hayli zor olduğunu söyleyebiliriz…
Sonuç olarak bayram sonrası hükümeti kurma görevi CTP’ye verilecek ve CTP de, tüm alternatifleri zorlar gibi görünse de, sonuçta DPUG ile asgari müşterekte birleşip, hükümeti kuracaklar… Önemli olan bu ortaklığın ne kadar süreceğidir. Son ortaklıkta yaşananlardan dolayı CTP’nin, ÖRP gibi hala daha aklanmadığı bir ortaklığa gitmeyi bile göze aldığı unutulmamalıdır. Öyle sanıyorum ki CTP-DPUG koalisyonu da 2015 yılına kadar “belki” gidebilir. Ancak Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun, 2015 seçimlerine yönelik beklentileri göz önüne alındığında, CTP-DPUG ortaklığının “bozdurulacağı” öngörüsünde bulunmak da, yanlış olmaz sanırım. Yani cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi, olası bir UBP-DP koalisyonu veya iki partinin birleşmesi sonucu, tek partili sağ bir iktidarın oluşması, kimse için sürpriz olmamalıdır.
Ancak şurası kesindir ki, KKTC’nin köklü değişimi ve dönüşümü için bekleyen reformlar, siyasi zihniyet değişimleri, Anayasa değişiklikleri de bu formülle bir başka bahara ertelenme tehlikesi taşıyacaktır. Bekleyip görmek lazım…

 

YERİN KULAĞI VAR

EROĞLU İDDİALARA CEVAP VERMELİ:
Yeni Meclis’i, hatta olası hükümet senaryolarını, 2015 yılında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine göre dizayn ettiği iddia edilen Cumhurbaşkanı Eroğlu, bu konuda konuşmuyor. Ben olsam çıkar ve ya bu iddiaları kabul ederim, ya da “ben aday olmayacağım” deyip herkesin ağzının payını veririm…

SAĞDA BİRLİK: DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş, katıldığı bir TV programında, son günlerde sıkça tartışılan “sağda birlik” konusunda, “taban böyle bir istekte bulunursa, bunun önünde duramam” diyerek, birleşmeye yeşil ışık yaktı. Hatırlayacaksınız UBP milletvekili ve Lefkoşa İlçe Başkanı Faiz Sucuoğlu da, katıldığı bir TV programında tek hedefinin iki partinin birleşmesi olduğunu söylemişti. Öyle anlaşılıyor ki birileri, cumhurbaşkanlığı öncesi bu birleşmenin olması için oldukça çaba harcıyor… Seçimde UBP’lilere “Bir defalığına DP’ye mühür vurun” diyenlerin mantığı da buydu.

İNSAN İNANMAK İSTEMİYOR: Bu seçimlerde partilerin içerisinde yaşanan “karma” harekatıyla ilgili öyle ciddi iddialar ortaya atılıyor ki, inanın insanın inanası gelmiyor. Yeni bir iddiaya göre, sol bir partinin önde gelen isimlerinden birisi, yakını bir adayın kazanması için, LTB eski Başkanı Cemal Bulutoğluları ile ittifak kurmayı bile göze almış. Ne ilke, ne de ideoloji, koltuk uğruna hepsi bir yana bırakılıyor. 28 Temmuz seçimleri sadece sonuçları ile değil, tüm bu iddialarla da uzun yıllar konuşulacağa benziyor…

TDP HİÇ YOK: Koalisyon görüşmelerinde hiçbir formülün içerisinde yer almayan tek parti, Toplumcu Demokrasi Partisi dersek yanılmış olmayız. Özellikle seçimlerden birinci parti olarak çıkan ve koalisyonun büyük ortağı olacak olan CTP, TDP formülünü tamamen ekarte etmiş durumda. Kurulacak hükümete etki etmeyecek sayıya sahip TDP, olası koalisyon formüllerinde sadece bir koltuk “işgal” etmiş olacak. Kendi içinde de sorunlar yaşayan TDP’nin olası koalisyon formüllerinde yer almaması doğal karşılanıyor… 

HAKİKATEN İLGİNÇ: Mehmet Ali Talat, bir kez daha en mantıklı hükümetin CTP-UBP arasında olabileceğini, böylece Eroğlu’nun dışta bırakılacağını savunuyor. Diğer taraftan da, geçmiş dönemin hesabının sorulmasında sıkıntı çıkabileceği gerekçesiyle, CTP tabanının buna sıcak bakmadığını ifade ediyor. Ama bir şeyi çok ilginç buluyor. O da CTP tabanının Eroğlu’nun kanatları altındaki DP’ye tepki göstermemesi…  Gerçekten ilginç değil mi..?

YENİ BAŞKAN KİM OLACAK: UBP gibi bu seçimlerde beklediği sonucu alamayan TDP’de de gündem başkan değişikliği. Seçim sonuçlarına genel başkan Çakıcı’nın yanlış karar ve tasarruflarının neden olduğu konusunda oluşan fikir birlikteliği, Çakıcı’nın kellesini götüreceğe benzer. İçten içe yeni genel başkan arayışını sürdüren TDP’de Mehmet Çakıcı’nın gideceğine kesin gözüyle bakılıyor. Tek kesin olmayan ise, yeni başkanın kim olacağı. Başta Mehmet Harmancı olmak üzere, mevcut genel sekreter Cemal Özyiğit ismi de ön plana çıkıyor…

YÜZDE YÜZ: Siz hiç tüm katılanların yüzde yüz aynı fikirde olduğu bir anket duydunuz mu?  AB Haber’e göre, Güney Kıbrıs’ta yapılan bir ankete katılanların yüzde 100’ü “Kıbrıs sorununun bu dönemde çözümünün her zamankinden daha zor olduğu, ayrıca ekonomik kriz içerisindeki bir müzakerenin Kıbrıslıların aleyhine olacağı” görüşündeymiş. Demek ki, KKTC’de artık kimsenin sorunları “çözüm sonrasına” erteleme lüksü yok. Geçen dönem bu hayalle gelen CTP, sorunların büyüklüğü altında ezilmişti. Bu kez gerçekçi olmak zorundalar…

ZİRVEDEKİLER

Tüfekçi LTD: Toplamda 25 yıldır Ortaköylü sayılırız. Ortaköy futbol takımının gidişatını da izlemeye gayret ederiz. Ancak bugüne kadar maçlarına gitmişliğimiz yoktur. Tüfekçi Ltd.’nin sponsor olduğu kompleksin fotoğraflarını gördükten sonra,  böyle bir yerde maç izlemeye gidilir dedik. İnşallah kısa sürede tamamlanır. Helal olsun, başkalarına da örnek olsun, daha ne diyeyim…

DİPTEKİLER

Diren Kıbrıs: İkinci harekatın başlama tarihi olan 14 Ağustos vesilesiyle bazı örgütler, “Özgür ve Bağımsız Kıbrıs” sloganı ile “Anti İşgal Etkinliği” düzenleyeceklerini duyurmuş. Sorunun temelini hala daha 20 Temmuz 1974 olarak algılayan kafalara ne diyeceğimi bilemiyorum. Bu arada eylemin adını da, Taksim Gezi Parkı olaylarından kopyalayıp, “Diren Kıbrıs” koymuşlar…

Ergenekon davasında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi kararını açıkladı. Emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Emekli Tuğgeneral Veli Küçük müebbet hapis cezası aldı. Gazeteci Tuncay Özkan ve Doğu Perinçek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alırken, Mustafa Balbay 34 yıl 8 ay, Mehmet Haberal 12 yıl 6 ay, Sinan Aygün 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam