08 Aralık 2016

Koalisyon dönemi başlıyor…

Haber İçi Üst

Artık son haftaya girdik. Önümüzdeki hafta böyle gün ak koyun kara koyun belli olacak. Belki de KKTC tarihinin en zevksiz, en heyecansız seçim dönemini yaşıyoruz. Sadece seçmende değil, partilerde de o heyecanı göremedik…

Tüm partiler, yapacaklarından çok, geçmişte yapılanları sorgulamayı, birbirlerini suçlamayı tercih ettiler. Kısa dönemde ortaya çıkan tablo, “ onu seçme, beni seç” oldu…

Her neyse, öyle veya böyle artık son haftaya girildi. Bütün kirli çamaşırlar, pardon kozlar bu hafta ortaya serilecek. Bel altı vuruşlar, birbirlerini kesmeler, dağıtılan listeler, hep bu hafta gündem olacak.

Geride bıraktığımız yaklaşık bir aylık süreye baktığımızda, partiler arası yarışta değişen bir şey olmadığını söyleyebiliriz. Yarışa nasıl başlamışlarsa aynı pozisyonlarını sürdürüyorlar…

CTP ilk sıradaki yerini korurken, UBP son günlerde görülen toparlanma ile ikinci sıradaki yerini sağlamlaştırmış gibi görünüyor. DP-UG ise, UBP’den gelen 7 milletvekili ile yakaladığı 
motivasyona rağmen, son haftaya girilirken 3. Sırada… Ve parti içerisinde hala daha sorun yaşayan TDP ise, ne yazık ki bir türlü beklediği çıkışı yakalayamamış görünüyor. Parti içi çekişmeler ile son günlerde ortaya atılan “barajı geçemez” dedikoduları TDP’yi son haftada en çok etkileyecek olan konular olarak görülüyor…

Son bir haftada önemli birtakım gelişmeler yaşanmazsa, bu tablo aynen devam eder. Burada bir şeyi daha net olarak söyleyebiliriz. O da, 28 Temmuz seçimlerinin, hiçbir partiyi tek başına iktidara taşımayacak olduğudur. Sizin anlayacağınız ülkeyi 4 yıl sonra, yeniden koalisyon hükümetleri yönetecek…

Hiçbir parti tek başına iktidar olmayacağına göre, tüm partiler son haftada, olası bir koalisyon ortaklığına güçlü girebilmek, milletvekili sayılarını artırmak için tüm güçlerini harcayacaklar. CTP 2005 seçimlerinde seçmenden aldığı %45 civarındaki desteği, 2009 seçimlerinde % 29’lara düşmüştü. 28 Temmuz seçimlerinde oylarını en çok artıracak parti olarak görünen CTP’nin, %35-38 oy oranı ile 19-22 arası bir sayıyı Meclis’e sokacağını söyleyebiliriz…

Tüm partilerin eleştiri oklarını üzerine toplamasına rağmen, ülke genelindeki örgütlenmesi ve yıllardır kemikleşen oyu sayesinde, UBP’nin çok da gerilere düşeceğini söylemek doğru olmaz. Her şeye rağmen UBP’nin bu yarıştan, %28- 32 arası bir oy oranı ve 17-19 arası bir vekil ile yeni dönemde de Meclis’te temsil edileceğini söyleyebiliriz. En çok merak edilen ise, UBP’nin Mağusa’da alacağı sonuçlar olacak.  Ahmet Kaşif ve Eroğlu faktörünün etkisinin ne olacağını sonuçlar açıklanınca birlikte göreceğiz…

UBP’den ayrılan ve siyasi hayatlarına DP çatısı altında devam etme kararı alan UG’lilerin DP oylarına getireceği artış ise, hiç kuşkusuz seçim sonrası bazı senaryoların hayata geçirilmesi açısından oldukça önem arz ediyor. 2006 seçimlerinde %11’e yakın bir oy alan DP, bu seçimlerde UBP’den kopanlarla birlikte yakaladığı havayı sandıklara nasıl yansıtacak göreceğiz. Son haftaya girilirken görünen tablo, DP-UG’nin ülke genelinde %14-17 arası bir oy oranına ulaşacağı yönünde. Bu oran da partinin, 8-11 arası bir milletvekili çıkarmasını sağlayacak…  

2009 seçimlerinde %6.87 oy alan TDP’nin bu seçimlerde göstereceği performans ise en çok merak edilendir. Özellikle son günlerde belli odaklardan ortaya atılan “TDP baraj sorunu yaşayabilir” dedikoduları, hem partiyi, hem de seçmenlerini olumsuz etkilediğini söyleyebiliriz. TDP’nin barajı geçememesi, özellikle Mecliste CTP’yi solu temsil eden tek parti konumuna düşüreceği gibi, TDP içerisinde de, yeni tartışmaların başlayacağını söyleyebiliriz. Yine de TDP’nin, özellikle Lefkoşa ve Mağusa’da alacağı oylarla barajı geçebileceğine inanıyorum. Bu durumda TDP 28 Temmuz seçimlerinde %5-8 arası bir oy oranı ve 3-5 arası milletvekiliyle yeni dönemde de Meclis’teki yerini alabilecek…  

Bu seçimlerin düşük bütçesine rağmen, en özverili ve disiplinli partisi olarak görünen BKP-TVG, barajı geçmese bile, ilerisi için özellikle sol seçmenin alternatif bir partisi olarak siyasi yelpazedeki yerini daha da güçlendirecektir. BKP-TVG’nin bu seçimlerde, %3-5 arası bir oy oranına ulaşması sürpriz olmayacaktır…

Artık son haftaya girdik. Partiler mevcut durumlarını korumak ve daha ileriye taşımak için, son kozlarını oynayacak. Yukarıda yazdığım ve tamamen kendi kişisel görüşümü yansıttığım bu tablonun büyük bir değişime uğrayacağını sanmıyorum. Ama unutmayın ki, burası KKTC. Olmaz dediklerimizin nasıl olduğunu çok gördük. Tek gerçek, hükümetin koalisyon hükümeti olacağıdır. Hangi partiler koalisyona daha yakın. Onu da ileriki günlerde tartışırız…  

 

YERİN KULAĞI VAR

BUNU DA YAPAN VAR:                                                                                                                               

      İnanabiliyor musunuz, köylere gidip vatandaşa “Toparlanıyoruz Hareketi aslında beni destekliyor” diyen adaylar varmış.  Esasında siyasetin geldiği nokta önemli. Böyle insanlar aday çıkarılabiliyor. Kazanmak adına böylesine ayağa düşen birine, onu aday çıkartan zihniyete kim nasıl güvensin ki?  Toparlanıyoruz Hareketi, bu haberler üzerine  “Hiç boşuna uğraşmayın, Toparlanıyoruz Hareketi hiç bir aday ya da partiyi desteklemiyor… Dünya değişiyor, sizin çağ dışı saçma sapan dedikodu makineniz artık çalışmıyor…” açıklaması yapmak zorunda kaldı…

Atalay: Seçim zamanı böyle konuşmalar olur                                                                                

      Sayın Beşir Atalay’ı BRT’de izledim. Ekonomik protokol konusunda muhalif partilerin söylediklerini değerlendirirken, “Seçim ortamında değişik söylemler olur, iktidara gelince vazgeçerler… Çünkü hepsi programın rasyonel sonuçlarını görüyorlar… Revizyon talepleri varsa, ne revize edilecek onu bilsek iyi olur…. Süresi bitince taraflar istemezse protokolü ortadan kaldırır” dedi. Bakalım ekonomik protokol muhalifi olduğunu savunanlardan, şu seçimler öncesinde bir yanıt çıkacak mı… 

TÜRKİYE İSTİKRAR DEDİ:                                                                                                                                        

    Beşir Atalay,  ülke yönetiminde istikrarın önemini anlatırken, Türkiye’de AKP öncesi 12 yıllık koalisyon dönemlerini hatırlattı. Kendi dönemlerindeki ilerlemeyle mukayesesini yaptı. KKTC için de istikrarın önemini vurguladı.  Hatta, “Kuzey Kıbrıs’ın budan daha kötü bir günü olmaz” bile dedi. Ardından Cemil Çiçek, Eroğlu’nu ziyaretinde aynı vurguyu yaptı ve “Seçimler umarız ki istikrarı da beraberinde getirir, iyi işleyen bir mekanizma kurulur. Eksik kalan reformların yapılması suretiyle burada yaşanan sıkıntılar geride bırakılır “ dedi. Böylece Türkiye seçimler öncesinde tarafını, istikrardan yana belirledi… 

ÜNVANLA OLSAYDI:
Seçimlerde aday olan avukatlar, doktorların unvanlarının yazılıp kendilerinin yazılmamasına tepki göstermiş. Aslında haksız da sayılmazlar ama yıllardır “hayat kurtaranlar” olarak, tercihlerde ilk sırayı alan doktorların birçoğu kapağı Meclis’e atmayı başardılar. Ama avukatlar için durum farklı, onlar hayat kurtarmak yerine bazen “hayat karartıyorlar”…  

NELERLE UĞRAŞIYORUZ:                                                                                                                                        

  CTP’nin “1 Parti Var” sloganı başına dert oldu. Adolf Hitler’in de bir dönemler parti propagandasında kullandığı bu slogan, bazı yazarlara malzeme olmuş. Bu slogan üzerinde CTP ve başkanına vurmaya kalkışıyorlar. Her şeyin mübah olduğu bir döneme giriyoruz. Kimilerine saç boyası, kimilerine ise benzetmelerle vurmayı tercih ediyorlar. Fikir ve projelerin tartışılması gerekirken biz nelerle uğraşıyoruz…

TÜRK-YUNAN ORTAK ÇIKARLARI:                                                                                                                          

  Yunanistan’ın Dışişleri Bakanı Venizelos’un ani Türkiye ziyareti ve Türk meslektaşının yakında Yunanistan’a gidecek olması, ciddi bazı gelişmelerin habercisi gibi. Konu sadece Kıbrıs konusu ya da Suriye olarak sınırlanmamalı.  Ziyaret haberinin bence en can alıcı noktası, “Azerbaycan doğalgazının Türkiye ve Yunanistan üzerinden Avrupa pazarlarına taşıyacak Trans-Adriyatik Boru Hattı’nın (TAB) stratejik önemine vurgu yapıldı” cümlesidir. Yunanlı Bakan, TAB’ı Türk-Yunan ilişkilerinde “Dostluk koridoru projesi” olarak gördüklerini de söyledi. Bence düğüm burada. Böyle bir ortak çıkar, Kıbrıs konusunun halline de koridorluk edebilir…

SİBER ÇOK GERÇEKÇİYDİ:                                                                                                                                     

Başbakan Sibel Siber’in hem 20 Temmuz mesajı, hem konukları kabullerinde yaptığı konuşmalar, o kadar gerçekçiydi ki,  bu sözlerin altına imzasını atmayacak UBP’li ya da DP’li düşünemiyorum…  

ZİRVEDEKİLER

Ali Bizden: Tam 75 dakika yetti. Radyo Havadis’te “Party Time” programının yapımcısı Ali Bizden duyarlılık göstererek, hepimize örnek oldu. Doğuştan kalp hastası olan ve tedavisi için 100 bin TL’ye ihtiyaç duyulan 11 yaşındaki Merve için bu parayı 75 dakikada toplayarak bir ilke imza attı. Burada Ali kadar, konuya duyarlılık göstererek katkı koyan herkes, en az Ali kadar zirveyi hak ediyor…
  

DİPTEKİLER

Seçmen Kartları: Mağusa’nın seçmen listelerine bir hal oldu. Daha önce bazı seçmen kartlarının Lefkoşa’da dağıtıldığı haberleri çıkmıştı. Dün çok daha ilginç bir örnek gördüm. Daha geçtiğimiz yıl, 2012’de doğan bir bebeğe seçmen kartı gelmiş. Doğal olarak, 1 yaşındaki bebeğin ismini yayınlamak istemediğim için, seçmen kartının görüntüsünü de koymuyorum. Ancak babası, sosyal medyada paylaştı. İlgilenen bulabilir…

Kalecik’te yaşanan çevre felaketine duyarsız kalmayanlar açtıkları pankartlarla AKSA’yı hedef aldı

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil