04 Aralık 2016

KKTC’de kamu borç stoku

Haber İçi Üst

Bir ülkenin kamu borç stoku dendiği zaman, o ülkenin belli bir dönemdeki iç ve dış borçlarının toplam tutarı anlaşılmaktadır. Kamu borç yükü de, bahse konu ülkenin, belli bir dönemdeki toplam kamu borç stokunun aynı dönemdeki milli gelir oranına tekabül etmektedir.

Dünya Bankası ve OECD verilerine göre, dünyada dış borç stoku yaklaşık 16 trilyon dolarla en fazla olan ülke ABD’dir. Japonya ise kamu borcunun milli gelire oranında % 228 ile dünyada birinci sırada bulunmaktadır. ABD’nin kamu dış borç stoku, 15 Euro Bölgesi ülkesinin kamu dış borç stoku toplamı düzeyindedir. En zengin ülkeler ama en borçlu ülkeler. Borç ödeme kabiliyetlerinde sorun yok.

Türkiye’nin kamu dış borcu stoku da 103 milyar USD’dir. 786 milyar dolar civarında milli geliri olan Türkiye için, kamu borcu ekonomik açıdan sorun yaratmamaktadır.

Euro Bölgesi’ne girebilmek için ölçü olarak kabul edilen Maastricht kamu borç yükü kriteri, yani toplam kamu borcunun GSYİH (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla)’ye oranı en fazla %60 olmalıdır. Bu oran TC’de şu anda %37 civarlarındadır. Euro Bölgesi’nde birçok ülkede bu oran, %60’ın üzerinde seyretmektedir. Almanya’da %87, Fransa’da %97, İtalya’da % 129, İrlanda’da % 120, Yunanistan’da % 157 düzeylerindedir.

KKTC’de iç borç stoku, hazine ve diğer kamu kurumlarının (belediyeler hariç) KKTC Merkez Bankası, ticari bankalar ve İhtiyat Sandığı’na olan borçlarını belirtmektedir.

Dış borç stoku ise hazinenin, yurt dışından borçlandığı (Türkiye), dış kaynaklı borcunu ifade etmektedir.

KKTC’nin kamu borç stokundaki gelişmeleri incelersek, yıllar itibarıyla gerçekleşen rakamlara göre 2008 yılında 1,726.1 milyon TL (1,141.4 milyon USD) olan iç borç toplamı 2011 yılında 3,179.2 milyon TL (1,683.1 milyon USD)’ye yükselmiştir. İç borçlar içinde bu dönemde, kamunun İhtiyat Sandığı ve ticari bankalara borçları artmış, Merkez Bankası borçları düşmüştür.

2008 yılında 2,506.2 milyon TL (1,657.2 milyon USD) olan dış borç toplamı, 2011 yılında 4,227.6 milyon TL (2.238.1 milyon USD)’ye ulaşmıştır. Oluşan bu rakamlarla birlikte toplam kamu borcu da, 2008’de 4.232.3 milyon TL iken (2,798.6 milyon USD), 2011 yılında 7,406.8 milyon TL (3,921.2 milyon USD)’ye çıkmıştır. 2010 yılından itibaren yeni iç borçlanma yapılmamasına rağmen, mevcut iç borç stokunun faiz yükü ve dış borçlanmadan dolayı toplam borç stoku artmıştır.

Yukarıda bahsettiğim iç ve dış borç rakamlarının neticesinde toplam kamu borç stokunun, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) içindeki payına bakacak olursak da 2008 yılında % 83.3’den, 2011 yılında %121.8 seviyelerine yükseldiği görülmektedir. Maastricht kriterlerine göre bu oranın %60’ları aşmaması gerektiğini de bir kenara yazalım.
Gelin kabaca bir hesap yapalım. 2011yılında yapılan nüfus sayımına göre, devamlı ikamet eden nüfusun sayısı olan 286.257 kişiye, 2011’deki toplam kamu borcu olan 3 milyar 921milyon doları bölersek, kişi başı ortalama 13700 dolar borç ortaya çıkmaktadır. Her doğan çocuk yaklaşık 14 bin dolar borçlu doğmaktadır. Bu rakamlar, durumun ciddiyetini ve ivedi olarak tedbir alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Geçmiş yıllarda kamu borç stoku faizleri için herhangi bir ödeme yapılmadı. Bundan dolayı borç stoku artmaktadır. Yılda yaklaşık 200 milyon TL faiz yükü kamu borç stokuna eklenmektedir.2012 yılı rakamları kesinleşmediği için kullanamadım.2011 yılı rakamlarına yaklaşık 200 milyon TL faiz yükü eklenirse yeni rakam oluşacaktır diye düşünüyorum.

2013-2015 ekonomik programda iç borçların faiz ödemeleri için ilk kez 3 yıl için, 300 milyon TL’lik bir kaynak ayrılmıştır. Bu kaynağın ayrılması çok önemli bir adım olmuştur. Buna benzer kaynakların düzenli ve uzun vadeli ayrılması iç borçların faiz yükünü, bir nebze olsun disipline sokabilecektir. Ayrıca, borçlara yönelik olarak, bütçede, faiz dışı fazla kaynağı yaratılması çok önemli bir adım olacaktır.

Kamu borçlarının doğru yönetilmesi çok önemlidir. Kamu borçlarının finansmanına yönelik uygun vade ve maliyet de kaynak yaratmak elzemdir. Devlet gelirlerinin artırılması, giderlerinin de azaltılmasına, disiplin altına alınmasına azami gayret gösterilmelidir. Kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması ve verginin tabana yayılarak adil bir şekilde vergi gelirlerinin artırılması önem arz etmektedir. Sadece dolaylı vergi (KDV, fonlar) gelirlerinin artırılması adil değildir. Çünkü fakirde, zengin de aynı oranda vergi ödemektedir. Direk vergi (kurumlar ve gelir vergisi) gelirlerinin artması daha adil olmaktadır. Ayrıca özelleştirmelerden elde edilecek gelirlerin de cari harcamalar yerine, özellikle kamu borçlarının ödenmesi yönünde kullanılması gerekmektedir.

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam