10 Aralık 2016

KKTC’de cari açık (döviz açığı) görünümü

Haber İçi Üst

Cari açık, ülkelerin ödemeler dengesi (bilançosunda) izlenmektedir. Ödemeler dengesi, ülkelerin belirli bir dönemdeki dış ekonomik ve mali ilişkilerini yansıtmaktadır. Ülkelerin, mal, hizmet ve sermaye işlemleri dolayısıyla yurtdışından sağladığı gelirlerin, yurtdışına yaptığı ödemelere eşit olup olmadığını göstermektedir.

Cari açık ve cari fazla olguları, cari işlemler dengesi hesapları içinde yer almaktadır. Cari işlemler dengesi ise, dış ticaret dengesi (ithalat, ihracat) ve görünmeyen işlemler dengesi (turizm, eğitim, dış yardımlar, işçi dövizleri v.s.) bölümlerinden oluşmaktadır.

Ülkeden döviz çıkışı, girişinden fazla ise cari açık (cari işlemler açığı), ülkeye giren döviz, çıkandan fazla ise de cari fazla (cari işlemler fazlası) oluşmaktadır. Kısacası cari açık, ülkenin ihraç ettiği mal ve hizmetlerden kazandığı gelirin, yurtdışından ithal ettiği mal ve hizmetlere yaptığı ödemelerden az olmasıdır.

Yukarıda aktardığım teorik bilgilerden sonra KKTC’nin son yıllardaki ödemeler bilançosu içerisinde yer alan cari işlemler dengesi rakamlarına kısaca değinmek istiyorum.

KKTC’de uzun yıllardır cari işlemler dengesi hep açık vermektedir. 2005 yılından itibaren ithalattaki artışa paralel olarak açık büyümektedir. Son yıllarda ortalama 200-300 milyon USD arasında cari açık gerçekleşmektedir. Son olarak 2011 yılında 183 milyon USD’lık bir açık oluşmuştur. 2012 yılında da bu düzeylerde bir açık gerçekleşmiştir.

KKTC’de cari açığın oluşmasının en önemli sebebi ithalat ve ihracat arasındaki dengesizlik ve dış ticaret açığının aşırı büyüklüğüdür. Yaklaşık 100-120 milyon USD düzeylerindeki ihracata karşılık, 1.6-1.7 milyar USD civarlarındaki ithalat rakamları sonucunda oluşan 1.5-1.6 milyar USD düzeyindeki dış ticaret açığı önümüzde durmaktadır. İhracatın ithalatı karşılama oranı %6-7 seviyelerinde seyretmektedir. Bu oran oldukça düşüktür ve cari işlemler dengesinin açık vermesinin en büyük sebebidir. Bu oran Türkiye’de %60 düzeylerindedir. Güney Kıbrıs’ta, Malta’da %20’nin üzerindedir. Doğrudan ticaret yapamayıp, ambargolardan etkilenmemiz ihracatın gelişimini olumsuz etkilemektedir. Ama son yıllarda ihracattaki artışı da göz ardı edemeyiz. Ancak henüz daha yeterli düzeyde değildir.

Dış ticaret açığı, görünmeyen işlemler dengesi içerisinde yer alan net turizm gelirleri,net yükseköğrenim gelirleri, dış yardım ve krediler ile diğer gelirlerden kapatılmaya çalışılmaktadır. Net turizm gelirlerinden (yurt dışında KKTC’lilerin yaptığı turizm harcamaları düşülmektedir) yıllara göre yaklaşık 450-550milyon USD civarlarında, yüksek öğretimden de yıllara göre yaklaşık net 350-400 milyon USD (yurt dışındaki KKTC’li öğrencilerin giderleri düşülmektedir) gelir elde edilmektedir. TC’den elde edilen yardımların toplamı da yılına göre yaklaşık 200-250 milyon USD civarında gerçekleşmekte ve diğer gelirlerle birlikte cari işlemler açığı, çok yüksek olan dış ticaret açığına rağmen azalmaktadır. Sonuç olarak da, sermaye hareketleri içerisinde bulunan TC kredileri ve diğer sermaye hareketleri katkısı ile (yılda yaklaşık 250- 300 milyon USD civarında) ödemeler bilançosu hesapları dengelenmektedir.

Görüldüğü üzere, çok yüksek seyreden dış ticaret açığı, başta turizm, eğitim, dış yardımlar v.b. diğer gelirlerle azaltılmasına rağmen, cari işlemler dengesi açık vermeyi sürdürmektedir. Bu açığı, özellikle üretim ve ihracat, turizm ve üniversite sektörlerindeki gelişme ve artışlarla azaltabileceğiz.

Cari açığı nasıl azaltabileceğimiz konusunda atılacak belli başlı adımlar şunlar olmalıdır.
– Tasarruf artırılarak, kamu ve özel sektörde aşırı tüketim harcamaları azaltılmalıdır.
– Yurt içi ve yurt dışına yönelik, kaliteli, sağlıklı, güvenli mal üretmek için, ürün güvenliğine yönelik Mevzuat çalışmaları tamamlanmalıdır.
– İthal ürünlerin alternatifi olabilecek, kaliteli ve ucuza mal edilecek malların üretimine yönelik üretim yapanlara, düşük faizli uzun vadeli kredi ve hibe destek programları geliştirilmelidir.
– Sürdürülebilir ihracat artışını gerçekleştirmek için, katma değeri yüksek, markalaşmış, Ar-Ge’ye dayalı, mukayeseli üstünlüğü olan, mal ve hizmetlerin üretim ve pazarlama süreçleri desteklenmelidir.
– Üniversitelerde eğitim ve öğretim kalitesi artırılmalı, araştırma çalışmaları geliştirilmeli, üniversite hizmetleri etkinleştirilmeli ve öğrenci memnuniyeti yükseltilmelidir. Öğrenci sayısının artmasına paralel olarak yükseköğrenim gelirleri de artmaya devam edecektir.
– Turizm sektöründe yeni tesislerin açılması, mevcutların yenilenmesi ve yatak sayılarının artmasıyla birlikte, charter uçuşlara sağlanan teşviklerin desteğiyle de turist sayısındaki artışa paralel olarak turizm gelirlerinin artırılması hedeflenmelidir.
– Turizm sektörüne yönelik, düşük faizli kredi ve destek programlarının geliştirilerek artırılması ve girdi maliyetlerinin azaltılması önem arz etmektedir.
– Turizmin çeşitlendirilerek, 12 aya yayılmasını sağlayacak ürünlerin geliştirilmesi hedeflenmelidir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil