06 Aralık 2016

KKTC, serbest liman ve uluslararası kaçakçılık cenneti!

Haber İçi Üst

2009 genel seçimlerinde Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu liderliğindeki UBP, “Bütün KKTC’yi serbest bölge yapacağız” fikriyle ortaya çıkmıştı. Kendinden çok emin ve iddialıydı. Ancak dünyada serbest bölge olayı nihayete ulaşmaktaydı. KKTC’yi “serbest bölgeler” kurtaracaktı, Kıbrıslı Türklerin ekonomik kurtuluşunun reçetesiydi, hayata geçtiğinde ekonomimiz düzlüğe çıkacak, hepimiz zengin olacaktık. UBP’ye bütün KKTC’yi serbest bölge yapması için özellikle oy veren var mıydı bilmiyorum. Ama sonuçta seçimi kazanmıştı ve seçim vaatlerini yerine getirmesi bekleniyordu. Sonra ne olmuşsa Derviş Bey birden karar değiştirmiş, konuyu maharetle rafa kaldırmıştı. Sanırım artık ne kadar büyük bir tehlikenin eşiğinden dönmüş olduğumuzu anlamışsınızdır. Maazallah, bütün KKTC’nin serbest bölge olması durumunda oluşacak uluslararası kaçakçılık ve yasadışı işlerin boyutunu düşünebiliyor musunuz?

Peki nedir bu serbest bölge veya serbest liman olayı? Temel olarak bir gümrük bölgesinin parçaları olmakla beraber, serbest dolaşımda olmayan eşyanın herhangi bir gümrük rejimine tabi tutulmaksızın ve serbest dolaşıma sokulmaksızın, gümrük mevzuatı dışında kullanılmak kaydıyla malların konulduğu bir rejimdir. Bu mallar, ülkenin ithalat vergileri ile ticaret politikası önlemlerinin de  dışında kalmaktadır.  KKTC’de bir serbest bölge oluşturulması konusu 80’li yılların başında Özal’cı anlayışın bir ürünü olarak tartışılmaya başlanmıştır. Dünyadaki ticari ilişkilerin o günkü durumuna göre oldukça ileri bir düşünce olduğu söylenebilir.

Süreç içerisinde artık serbest bölgeler konusu gözden düşmüş bir konudur. Denetim konusundaki sıkıntılar ve suç potansiyeli, pek çok ülke gibi Avrupa Birliği’ni de yeni tavır almaya itmiştir. AB artık serbest bölgelerin varlığına pek sıcak bakmamaktadır. Komşumuz Rum kesiminde de var olan serbest bölgelerin kapatılması yoluna gidilmiştir. Çünkü orada da benzer şekilde uluslararası kaçakçılık faaliyetleri yoğun bir şekilde yapılmaktaydı. Oysa, Rum kesimi uluslararası tanınmışlığın da verdiği güçle, bu bölgeleri etkin bir biçimde denetleme imkanına sahipti. Ama yapısı itibarıyla serbest bölgelerin suç merkezi haline gelmesinin ve kirli ilişkiler ağının kurulmasının önüne geçebilmek çok zordur.

Bizdeki serbest limanın ve bölgenin bir uluslararası suç odağı haline gelmesi çok daha elverişlidir. Zaten bu bölgeyi bu tarz ilişkiler için kullanan epey işadamı olduğu biliniyordu. Daha bir iki yıl önce sevgili Hüseyin Ekmekçi sigara kaçakçılığı ile ilgili iddiaları köşesinde yazmıştı. Ama yetkililer yine kulak üstüne yatmanın yolunu buldular. Ta ki, olay ayyuka çıkana ve Türkiye’den zılgıt yiyene kadar.  Emir büyük yerden olmasa koskoca bakan gemilerin üzerine Barbaros Hayrettin gibi çıkıp gövde gösterisi yapar mıydı?

Artık aklımızı başımıza alalım. KKTC gerçekten de uluslararası suç örgütlerinin cirit attığı bir yer haline gelmiştir. Denetimsizlik ve başıboşluk, üzerine titrediğimiz devletimizin imajını yerlerde süründürmektedir. Bu türden bir serbest bölgenin KKTC’de suça bulaşmadan yaşaması mümkün de değildir. Uluslararası tanınmışlığı ve diğer ülkelerin liman yetkilileriyle iş birliği olmayan bir devlette sahte belgenin kontrolünü bile yapamazsınız. Artık başımızı ellerimizin arasına alıp konuyu yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir. Tasfiye de bir seçenek olmak üzere, radikal önlemler alınmadan bataklık haline gelmiş bu yapıyı kurutmak mümkün değildir…

YERİN KULAĞI VAR

KAMİL KAYRAL KHK BAŞKANI: Yaklaşık bir ay önce bu sütunda yazmıştım. Çetin Uğural’dan boşalan Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanlığı’na Kamil Kayral atanacak diye. Dün akşamüzeri gelen bir haber bu iddiamızı doğruladı. Cumhurbaşkanı Eroğlu, İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığı’ndan emekli olan Kamil Kayral’ın atanma yazısını dün yazmış. Hükümet yasayı değiştirmek için uğraşıp dursun. Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti bile… 
SAVAŞ BALTALARINI GÖMELİM:  Kurultay süresince karşılıklı suçlamalarda bulunan Başbakan İrsen Küçük ile milletvekili Hasan Taçoy, LTB seçimleri için birlikte hareket etme kararı aldılar. Başbakan Küçük’ün Taçoy’a, “Seçimler bitene kadar baltalarımızı gömüp, kazanmaya kilitlenelim” teklifine karşı Hasan Taçoy’un, “Sizin rica etmenize gerek yok, Hasan Sertoğlu’nun kazanması için, ben zaten var gücümle çalışacağım” dediği iddia ediliyor…
KEŞKE SADECE GÜLÜNÇ OLUNSA: Cemal Bulutoğluları hırsını adaylardan çıkartmaya çalışıyor. TV kanallarına bağlanarak, adayları hiçbir şey bilmemekle, gülünç olmakla suçluyor, istifasından sonra belediyede değişen bir şey olmadığını savunuyor. Tabii hesap sorulmayınca, olacağı budur. Bir anda nasıl değişsin ki Lefkoşa? Yılların getirdiği ağır yıkımdan çıkmak kolay mı? Üstelik yönetim kadrosu ortada yok. Yenilenene kadar da hepimiz başımıza geleni çekmeye devam edeceğiz. Biz buna da razıyız. Ne kaldı şunun şurasında bir ay. Keşke kabahat sadece gülünç olmak olsaydı da, hesapsızlık olmasaydı. Lefkoşa da bu hale gelmezdi…
TAK MÜDÜRÜ YENİ BİR İSİM Mİ:  TAK Ajansı’ndan sorumlu Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Meclis’te yaptığı konuşmada, TAK’ta yönetsel bir boşluk bulunduğunu, sıkıntıların yönetimde göreve gelenlerle ilgili olduğunu, seçim yasaklarından sonra yeni bir müdür atanacağını söyledi. Hatta yönetim kurulunun da yeniden dizayn edilebileceğini ekledi. Bakanlığında kendisinin atadığı müdürler arası kavgalar sokaklara taşmıştı hatırlarsınız. İnşallah bu ataması da kriz yaratmaz. Ancak, yeni bir isim atanacağı kesin gibi…

UBP’DE BAŞKANLIK KAVGASI SÜRÜYOR:  Son kurultayı kaybeden Ahmet Kaşif, teşekkür amaçlı olarak ziyaret ettiği UBP delegelerinin, kendisinden parti içinde başlattığı mücadeleyi devam ettirmesini talep ettiklerini açıkladı. Halbuki kurultay bitti ve şimdi “birlik” zamanı diyen kendisi değil miydi? Öyle anlaşılıyor ki, parti içindeki başkanlık kavgası hala daha devam ediyor. Böyle bir açıklamanın sizce başka bir izahı olabilir mi?..

ARABALAR İKİNCİ EL: Oğluna ve eşine sıfır kilometre araba satın aldığı iddia edilen Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Ünal Üstel, pazartesi günkü UBP grup toplantısında yaptığı konuşmada, söz konusu iddiaları yalanlayarak, “Alınan arabalar sıfır kilometre değil ikinci eldir” diyerek, bunlar için ödediği aylık taksitleri de açıklamış. Ne yaparsınız Sayın Üstel, milletin ağzı torba değil ki büzesiniz…

MAHALLE ÇETELERİ: Mağusa’da iki ay arayla aynı çeteler ikinci defa çatışmışlar. Olayın basit bir anlaşmazlık olmadığı kesin. Mahkemede getirilen “kavga ve rahatsızlık” suçlaması hafif kalmış. Organize hasım gruplar oluşmuş. Kavganın esas sebeplerinin araştırılmasında fayda var. Yine aynı hafif cezalarla kurtulduklarında, belli ki devam edecekler…

ZİRVEDEKİLER: Ekonomist Mehmet Saydam: Toplum olarak tüccar zihniyetine sahip olmadığımızı söyleyen Saydam bakın bunu nasıl izah ediyor: Esas sorun, KKTC’de yaşayan birçok bireyin “ben her işi yaparım, her işten anlarım” mantalitesi ile bilinçsizce yatırım yapmakta olmasıdır. Belirli şart ve kurallara bağlı olmayan ve her işi yaparım zihniyetindeki yatırımcılar sadece inşaat sektörünü değil hizmet sektörünü de iflas ettirdiler.

DİPTEKİLER: Domuz Gribi: Yıllar önce hem dünyada, hem de ülkemizde etkisini gösteren domuz gribi bugünlerde yeniden hortladı. Geçtiğimiz günlerde bir vatandaşın ölümü ile ortaya çıkan ve daha sonra Mağusa ve Güzelyurt’ta da görülen hastalık için Sağlık Bakanlığı “Salgın yok” diyerek kulağının üstüne yatmak yerine, vakit geçirmeden önlem almalı…

FOTO GÜNDEM: Kasketsiz küçük motosiklet sürücülerine polis ceza yazabilmesi ile ilgili yasa ise hala Mecliste bekletilirken , Polis  kasket kullanmayan küçük motosiklet sürücüleri için polis sadece dava dosyalayabiliyor

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam