11 Aralık 2016

KKTC MOK

Haber İçi Üst

Birkaç ay önceydi; BRT Spor Servisi’nden müdürümüz Serdar Bey (Savim) aradı.; “Nazımcığım, KKTC Milli Olimpiyat Komitesi’nin tüzüğünü yeniden revize ediyoruz. Bu süreçte yardımına ihtiyacımız var, herhalde esirgemezsin” dedi. Ben de; “Abi estafurullah, senin hat’rın büyük bizde. Üstelik de sevgili pederin Sancaktar Kale Bey’in hat’rı da var. Elimizden ne gelirse naçizane yardıma hazırız baba” dedim. Gün gelip çattı ve Serdar Bey, KKTC MOK’a başkan olarak hizmet vermeye başladı. E mâlum, kendisi son derece sıcak ve en önemlisi de uzlaştırmacı bi’kişilik. Hâl böyle olunca da özellikle genel kurul yapısı ile ilgili yıllardır yaşanan karın ağrısına hemen parmak bastı ve üye sayısını artırmak için girişimleri başlattı. E nasıl basmasın ki? Koskoca bi’federasyonla, herhangi bir birey (ki bu birey allame-i cihan olsa kaç yazar!) nasıl eş düzeyde genel kurulda aynı oy’a sahip olabilir? Neyse, bu konuları halletmek için yeni yönetim yeni bir tüzük yapımı için değişim butonuna bastı. İşte bu süreçte yapılan ilk toplantıda Badminton Federasyon Başkanı Hüseyin Özün Yamaç, Tenis Federasyonu Başkanı Saffet Barutçu ve Ergenekon Köyü’nü temsilen de bendeniz görev aldı. Bir ayı aşkındır çalışıyoruz. Bi’defa gerek Hüseyin Özün Başkan, gerekse Saffet Başkan son derece akıllı, çalışkan ve de konuya hâkim zat-ı muhteremler. Her ikisi de İngilizceyi ana dili modunda konuşuyor ve de yazıyorlar. E hâl böyle olunca da Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne ilişkin tüm mevzuatı on-line indirip anında çeviri yapıyoruz ve hemen yeni tüzüğe adapte ediyoruz. Eski başkanlar; Ahmed (Ahmet değil) Sami Topcan, Asım Burç, Omaç Başat, Prof. Dr. Hasan Ali Bıçak ve Eyüp Zafer Gökbilen döneminde gerek finansal açıdan, gerekse ulusal değer açısından KKTC MOK ile ilgili ‘değer farkındalığı’ istenilen düzeyde olmadı. Komite, kuru kuruya olimpizm ödüllerini dağıtıp, angarya modunda iştirak edilen Dr. Fazıl Küçük Spor Oyunları’na ev sahipliği yaptı yıllardır. E yapacak da ama yukarıda bahsettiğimiz mini komisyon da KKTC MOK ile ilgili görevler ve de roler tartışıldı. Bi’defa misyon ve vizyona ilişkin öngörüler şunlar; “Her türlü politik, dinsel ve ülkesel etkinin dışında bütünlüklü olarak özerk bir yapıda çalışmalarını sürdürür… Olimpizm ruhunu tüm ülke çapına yayar ve gelişimini sağlar… Olimpiyatlar konusu ile ilgili araştırmalar yapar ve bu süreçte var olan çalışmalara destek verir… Olimpizm felsefesi çerçevesinde spor ve egzersiz yapma fikrini benimsetip yaygınlaştırır. Ayrıca bu felsefenin gelişerek yaygınlaşmasını destekler… Toplumda var olan spor bilincini geliştirir, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder. Bu amaçla tesisleri yapımında etkin rol oynar… Başarılı olimpik sporcu veya sporcuları korur… Sporcuların olimpik esaslara uygun hareket etmelerini sağlayacak önlemler alır… Olimpiyat ve benzeri oyunları organize etme aşamasında konuya ilişkin sivil toplum örgütleri ve resmi makamlarla işbirliği yapar… Uluslararası kuruluşlara tescilli ülke spor federasyonları ile Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ve diğer ülkelerin Milli Olimpiyat Komiteleri arasında bağlantı kurar ve işbirliği yapar… Olimpiyatlara ve benzeri oyunlara katılacak sporcuların olimpik müsabakalara katılma yeteneklerini inceleyip onaylar… Olimpiyat ya da benzeri oyunların kafilelerini oluşturur, yönetir ve bu amaca uygun olarak her türlü gereksinimleri karşılar… Olimpiyat konularına ilişkin ulusal spor federasyonları arasında çıkabilecek anlaşmazlıkları görüşür ve konuya ilişkin hükmünü taraflara açıklar… Olimpik düşünce ve Olimpik hareketi geliştirmek amacıyla her türlü yayına katkı koyar ve bu amaçla toplantılara ev sahipliği yapar… ‘Olimpik Gün' ve benzeri günlerde sportif etkinliklere ev sahipliği yapar… Doping konusunda yapılan çalışmaları destekler ve alınan önlemleri denetler”. İşte, yukarıda belirtilenler çerçevesinde ulusal spor federasyonlarımızın devletten aldığı katkının da şeffaf’a oturtulması şart. Sonuçta küçücük bir adanın kuzeyinde spora müthiş bir talep var. Aktif lisanslı sporcu sayısı nüfusun %10’u. Bu oran Türkiye’de %1,2 ve AB’de ise ortalama %3. Talebin çok olduğu bu faaliyetler sistemini ülkemiz, toplamda 30’un üzerinde spor federasyonu ile yönetiyor. Kimisi sözde özerk, kimisi özerk değil. Hemen hemen tüm sporseverler ve spor düşünürleri bu sayıyı abartılı buluyor ancak aynı fikirde değilim ben. Her branşın kendine özgü bir teknolojisi, saha- malzeme bilgisi,  kuralı ve eğitimi-öğretimi var. Bu yüzden her branşı ayrı ayrı düşünüp organize etmek gerekir diye düşünüyorum. Tabii eğer spordan bahsediyorsak. Amaç egzersiz ise durum farklı olur. Birçok branş için Herkes İçin Egzersiz Federasyonu oluşturup fiziksel ve zihinsel bütünleşen branşları tek çatı altında toplayabilmek de bir alternatif. Yetkililer genellikle; “Her federasyona eşit uzaklıktayız” der. Hikâye! ‘Kanımca eşitlik; adalet değildir’. Herkese eşit davranırsanız ‘adalet’ ortadan kalkmış olur. Her federasyona hakettiği değeri vermek de boynumuzun borcu tabi. İnşallah ‘futbol ve diğerleri’ felsefesinden bi’miktar uzaklaşmak mümkün olur. Neyse, KKTC MOK’un yeni tüzüğü hayırlara vesile…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil