09 Aralık 2016

Kıskançlık öldürücü olabilir!

Haber İçi Üst

Şüphe veya kuşku, bir insanın bir olay karşısında duyduğu emin olamama veya güvensizlik duygusu olarak ifade ediliyor. Şüpheyi, “bir anlamda inanç ile inançsızlık arasında kalınan durum” olarak tanımlayan Aykol, şüphenin hangi durumlarda hastalık göstergesi olabileceğini anlattı:

“Tüm diğer psikolojik hastalıklarda olduğu gibi şüphenin de hastalık sayılabilmesi için hayatımızı büyük oranda etkilemesi, işlevselliğimizi bozması gerekmektedir. Günlük yaşamda hepimizi kuşkusuz zaman zaman bir takım şeylerden şüphelenebiliriz. Ancak bunlar hayatımızı etkilemez, o düşünceler aklımıza gelir ve gider biz günlük yaşamımızı sürdürmeye devam ederiz. Bazı bireyler ise bu düşüncelerden kurtulamaz. Akıllarında sürekli birilerinin onları kandırdığı, onlara zarar vermeye çalıştığı, gittiği restoranda zehirleneceğini, eşleri tarafından aldatıldığı ya da aldatılacağı ile ilgili düşünceler nedeniyle günlük işlevlerini yerine getirmez. Bunları düşünmekle kalmayıp sürekli bu düşünceleri doğrulayacak ya da reddedecek kanıtlar bulma peşindedirler.”

AŞIRI ŞÜPHE PARONAYAYA DÖNÜŞÜYORBu tür düşüncelerin beraberinde yoğun öfke, saldırgan tutumlar, mutsuzluk ve kaygıyı de getirebiliyor. Aykol’a göre, bu durumda artık şüpheler paranoyaya dönüşüyor. Bu tür kıskançlık paranoyaları ise önü bir türlü alınamayan kadın cinayetlerinin en önemli nedeni: “Böyle durumlarda bireyler mutlaka ruh sağlığı uzmanları tarafından tedaviye alınmalıdır. Kişi çoğu kez bu şüphelerin doğruluğuna inanacağı için tedaviye başvurmaz, ancak yakınları tarafından tedaviye ikna edilmeli, gerekiyorsa yasal yollarla tedaviye getirilmelidir.

KADIN CİNAYETLERİNİN EN BÜYÜK NEDENİ
Eşler arasında en çok kıskançlık paranoyaları gündeme gelmektedir. Günümüzde yazılı ve görsel basında sık sık duyduğumuz kadın cinayetlerinin en büyük nedeni bu tür kıskançlık paranoyalarıdır. Birey eşi tarafından aldatıldığını düşünerek her durumu kendi zihninde buna uyarlayıp öfke gösterir, saldırgan tutumlar sergiler.”

İNATLAŞILMADAN TEDAVİ EDİLMELİ
İlaç tedavisi ve psikoterapinin paralel işlediği bir tedavi protokolü uygulandığını belirten Uzman Klinik Psikolog Orçun Aykol,”Paranoya bozukluğu olan bireylerin yakınları, kişiye aksini iddia ettiğinde, onu durumun düşündüğü gibi olmadığına ikna etmeye çalıştığında da öfke ve güvensizlik ortaya çıkmaktadır. Bireyin yakınları kişiyi ikna etmeye çalışmayarak, onunla iddialaşmadan iletişime geçmeli ve tedaviye yönlendirmelidir. İlaç tedavisi ve psikoterapi ile kişiye destek verilmelidir. Eğer paranoyalar çok ileri düzeyde ise kişi bu yüzden çevresine ve kendisine zararlar veriyorsa yatarak tedavi en etkili yöntem olmaktadır“ dedi.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil