04 Aralık 2016

Kısır döngüyü kırmalıyız…

Haber İçi Üst

Bazen umutsuzluğa kapılıyor insan.
Özellikle de yurt dışına gidip geldikten sonra…
Bir kere başka ülkelerin gündemleri bizimkinden çok farklı…
İnsanlar çok farklı şeylerle meşgul…
Gazetelerin başlıkları, yorumlar bize çok yabancı.
Her yurt dışına çıktığımda bizim dünyadan ne kadar kopuk yaşadığımızı bir kez daha görürüm.
Bu gerçekle yüzleşir, üzülürüm.
Bu arada bir kez daha kendimizi dünyanın merkezi sanarak yazıp çizdiklerimizi hatırlar, bunun ne kadar yanlış olduğu konusunda kendi kendime söylenir dururum.
Elbette ki bu bir şeyi değiştirmez.
Ama olsun, ben en azından kendi kendime durum muhakemesi yaparım.
Bayram sonrasında benim için uzunca sayılabilecek bir süre İngiltere’de kaldım.
Genelde yurt dışında üç-dört günden fazla kalmak tercihim değil.
Ama bu kez durum farklı olduğu için biraz uzun kaldım.
Bu arada Türkiye’den de geçtim.
Önümüzdeki günlerde yaptığım bazı röportajları Havadis Gazetesi’nde okuyacaksınız…
Neyse Türkiye bacağını bir yana bırakalım ve İngiltere’ye dönelim.
Örneğin bizim gündemimizin ön sıralarında yer alan Asil Nadir konusu İngiltere ile bağlantılı bir konu.
Ama Nadir meselesi orada artık gündem maddeleri arasında yer almıyor.
Bizim burada yapılan açıklamalar, ortaya konulan tepkiler de oraya yansımıyor.
Kısacası İngilizlere öfkelenip duruyoruz ama İngilizlerin bundan haberi yok!
Galiba biraz kendi kendimize çalıp, oynuyoruz…
Aslında sadece Asil Nadir konusunda değil, diğer konulardaki gelişmeler ve burada yapılan tartışmalara baktığımız zaman da durum farklı değil.
Önceliğimiz dünyaya sesimizi duyurmak, dünyalı olma yolunda adım atmak olmadığı sürece de bu böyle olmaya devam edecek.
İç politikaya dönük yaratılan kısır döngü kırılmalı ki kendimizi aşalım, dünyalı olma yolunda ilerleyebilelim.
Böylece daha dünyalı gündemlerle tanışıp, tartışmalarımızı da ona göre yapalım.
Ama daha bunun için gidecek çok yolumuz var…
***
Dedim ya bir süre buralardan uzak kaldım.
Uzak olduğum günlerde Fenerbahçe UEFA Avrupa Kupasında Limasol kulüplerinden AEL ile aynı gruba düştü.
“Sanki gizli bir el bize bir şeyleri göstermek istercesine bu tür organizasyonlar mı yapıyor” sorusu aklıma geldi.
Nasıl gelmesin ki? Her birkaç yılda bir. Türk takımları ile Güney Kıbrıs Rum takımları eşleşiyor.
Böyle olunca da bildik açıklamalarla, değerlendirme ve yorumlar gündeme geliveriyor.
Trabzon Anorthosis ve Trabzon Apoel’den sonra şimdi de Fenerbahçe AEL ile eşleşti.
Futbol dışındaki branşlarda yaşanan eşleşmeleri bir yana koyuyorum.
Günün sonunda bir Türk takımı ile bir Rum takımı bir kez daha karşı karşıya gelecek.
Şöyle ya da böyle maç oynanacak ama bu arada Kıbrıslı Türkler dünyadan kopuk olmanın getirdiği sonuçla bir kez daha yüzleşecekler…
Çetinkaya ya da Yenicami kendi aralarında oynamaya devam edip giderken, diğer taraftan dünyada başka şeyler yaşanacak.
Ve bu arada biz Kıbrıs Türkleri olayları uzaktan izlemeye devam edeceğiz. Gönlümüzü almak için bazı açıklamalar yapılacak.
Bunlar gazetelerin manşetlerine taşınacak. Ancak bunlar Fenerbahçe’nin AEL ile oynayacağı ama Çetinkaya ile maç yapamayacağı gerçeğini değiştirmeyecek.
İşte önemli olan gerçekleri görebilmektir.
Onlarla yüzleşebilmek ve dünyalı olma yolunda kararlılıkla adımlar atabilme becerisini gösterebilmektir.
Ancak o zaman kendimizi dünyanın merkezi olduğumuz yanılgısından kurtarır, Fenerbahçe olayında yüzleşmek zorunda kaldığımız gerçeklerle yüzleşmeyeceğimiz bir zemin yakalama yolunda ilerleriz.
Bunun için de önce kendi içimizde kendi kendimize çeki düzen vererek işe başlamalıyız.
Boş lafların bizi bir yere götüremeyeceğini anlayarak…
Kısa günün karının peşinde kişisel hesaplarla koşmayı bir yana bırakarak…
Her alanda değişmek zorunda olduğumuz bilinciyle seferberlik ilan ederek Kıbrıs Türkü’nü kısır döngüden çıkarmanın yollarını bulmalıyız.
Mevcut yapı ile kendi başımıza gelin güveyi olmanın dışında bir yere varamayız.
Bu böyle biline…
İnsan yurt dışından bakınca fotoğrafı daha net görebiliyor.
Ne UBP’deki kurultay savaşının, ne de diğer siyasi hesaplaşmaların bize bir faydası var.
Gelinen aşamada memurun alacağı artış da önemli değil.
Önemli olan, ülke insanının yarınlarını kurtaracak projelerin ortaya konulup tartışılabilmesidir.
Gerisi zaman ve gelecek kaybından başka bir şey değildir…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam