03 Aralık 2016

Kirliliğe fırsat verilmemeli!

Haber İçi Üst

İnsan gerçekten bazen neyin doğru neyin yanlış olduğunu şaşırıyor.

Kafası iyice bir karışıyor.
Eskiden solculuk ya da sağcılık vardı.
Şimdi o da kalmadı…
Neyse sonuçta her şey “Ben” odaklı olduğu sürece bir şey fark etmez.
Sapla saman karışır.
Suçlu ile suçsuz…
Hesap sorulması gerekenle sorması gereken de…
Ve öyle bir an gelir ki minareyi çalan suçsuz, onu ele veren suçlu olur.
Bazı şeyler vardır ki, duruma ve konuma göre değişebilir.
Belki de bu nedenledir ki biz bir türlü sorunlarımızı çözemiyoruz.
Çünkü meseleleri doğru bir şekilde masaya yatırarak değerlendiremiyoruz.
Değerlendiremediğimiz için de sorunların altında ezilip bitiyoruz.

Kim hırsız, kim polis bir birine karışmış.
Hırsız muteber, onu yakalayan polis suçlu olmuş.
Sistemi temellerinden sarsan skandalların gizlendiği yerde bozuk ve çarpık düzene mahkum olunur.
Bireysel kurtuluşlar belki mümkün olur ama toplumsal yok oluş kaçınılmazdır.

Konum ve mevkilere göre doğru ve yanlışlar değiştikçe bu son kaçınılmaz olur.
Birileri düşünce bağırıp, ayağa kalkınca olup biteni farklı gördüğü sürece umutlar yeşeremez.
“Demokrasi herkes için bir gün lazımdır” sözü klişenin ötesine geçerse bir anlam ifade eder.
Tahammül, tahammülsüzlüğün yerini aldığı zaman.
Eleştirirken keyif alanların, eleştirilere saygılı olup bunlardan dersler çıkardıkları zaman toplumda bir şeyler değişmeye başlar.
Birilerinin sesi kısılırken, herkes bağırmalıdır ki başkalarının sesi kısılmasın.
Yoksa gücü elinde tutanların dünyası olur bu dünya…
Gücü eline geçirenin borusunun öttüğü.
Halbuki demokrasi azınlıkların ya da güçsüzlerin hak ve çıkarlarının çoğunluğa karşı korunduğu bir sistemdir.
Çoğunluğun azınlığa tahakküm ettiği ve ‘demokrasi adına’ her istediğini dikte ettirdiği bir düzen değildir.
Yapanın yanına kar kalan düzenlerde gelecek olmaz.
Hele yapan geleceği çizme noktasında etkin olabiliyorsa…
Herkes hesap vermeli, herkesten hesap sorulabilmelidir.
Birilerinin koruma altında tutulduğu, yaptığının kendisine kar olarak kaldığı ve yaratılan günah keçilerinin bedel ödediği ortamlarda karanlıklar aydınlığa dönüşmez.
Toplum günah keçilerine vururken, aslında kendisine vurduğunu fark etmeden geleceğini tüketir.

Ona bunu yaptıranlar ise bir eli yağda bir eli balda devam eder yaşamlarına.
Kıs kıs gülerek olup bitenlere…
Onlar için demokrasi kendi çıkarlarını koruyup, geliştirmek için bir araçtır.
Her şey onların hakkıdır.
Onlar ne yaparsa yanlarına kar kalır.
Ama kimse onlardan hesap soramaz…
Başkası yaptı mı, yer yerinden oynarken, onlar yaptı mı sus-pus olunur.
Hep suçlu bir başkası olduğu sürece bu iş böyle devam edip gider.
Doğru söyleyenlerin sesleri kısılır.
Demokrasi adına, ilericilik adına, milliyetçilik adına…
Öylesi de bir koalisyon vardır bir yerlerde.

O koalisyon görünmeyen bağlarla bir birine bağlıdır.
Onu kimse koparamaz ve bozamaz.
Nasıl bir bağsa bu…
Sahi ayaklar baş olursa, başlar ne olur?
Ayaklar olmazsa baş, başlar olmazsa ayaklar ne kadar etkin olabilir?
Aslında her şeyin bir anlam ve önemi vardır bu hayatta.
Ve bir birini tamamlar…
Önemli olan meseleleri doğru görebilmektir.
Doğru analiz edip doğru sonuçlar elde edebilmektir.
Doğru ile yanlışı ayırabilmek çok önemlidir.
Bulunulan konumlara ve ilişkilere göre toplumların gelecekleri riske edilemez.
Ayak baş dedik, eller de yıkanıp temizlenmeden bir yere gidilmez.
Boşuna dememişler “temiz toplum, temiz siyaset” diye…
Ama bu lafta kaldıkça bir anlam ifade etmez.
Hele de bunları kalkan yapıp birilerinin kirliğini birileri örtmeye kalkarsa durum daha vahim demektir
Kirlilik geleceği karartır.
Bugün bundan yarar umanlar, gün gelir bunun altında ezilir.
Ama o gün gelene kadar toplum kaybeder.
Kısa günün karı kimseye fayda sağlamaz.
Bazen yazmak zordur bazı şeyleri.
Ama insan yazmadan da duramaz.
Durmamalı da…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam