04 Aralık 2016

Kiprulla nasıl kurtulur

Haber İçi Üst

Kiprulla Kıbrısçık demektir. Ayrıca bir kadın adıdır da. (Bizim Asiye gibi!) Son yazımızda Kiprulla’nın başına gelenleri özetlemeye çalışmıştık. Bugün de nasıl kurulacağını kısaca anlatalım.
Yabancı basın organlarında farklı kurtuluş reçeteleri üzerinde durulmuştur. Bu yöndeki ilk somut adım, eski Ekonomi Bakanı Harilaos Stavrakis ve arkadaşları tarafından atılmıştır. Filelefteros gazetesine göre, bu grup Merkez Bankası’na başvurarak 30 Milyon Avro’luk bir sermaye ile yeni bir banka kurmak istediklerini bildirdiler.
5 Milyon Avro’yu Kıbrıslı işadamlarından toplayacaklarını hesap ediyorlar. Geri kalanını Rus oligarhlarından toplamayı ümit ediyorlar. Hindistan’dan bazı işadamlarının bile ilgi gösterdiklerini söylüyorlar. Böyle bir banka kurulursa derin bir krize girecek olan Rum ekonomisinin çarklarını grasolamış olacaktır.
                                                                          XXX
New York Times gazetesinin ekonomi yazarı Paul Krugman, yayımladığı birkaç makalede basit bir kurtuluş reçetesi sunuyor. Bu reçeteye göre, Kıbrıs bir an önce Avro’dan kurtulup kendi parasına dönmeli. Değeri düşen Kıbrıs Lirası, fakirleşmeyi eşit bir şekilde dağıtmış olacak. Ayrıca ekonomisinin iki temel direğinden biri olan finans sektörünü korumuş olacak, diğer sektör olan turizmi de rekabetçi  bir konuma getirecektir.
Krugman’a göre, Kıbrıs’ın Amerika’yı yeniden keşfetmesine gerek yoktur. İzlanda’nın yaptığını yaparsa birkaç yıl içinde kurtulmuş olur. Hem de geniş halk kitleleri fazla sıkıntı çekmemiş olur. Avro’da kaldığı sürece Kıbrıs halkı, AB teknokratlarının elinden çok çekecek. Paul Krugman deyip geçmeyin. Adam Nobel ödülü kazanmış bir ekonomisttir. Ancak Kıbrıs’ta onu dinleyecek birini bulabileceğini sanmıyorum.
                                                                               XXX
Üzerinde tartışılan ikinci reçete, Lauris ve Şoşilos adlı iki Rum aydınından gelmiştir yani yerli malıdır. Ekonomist olmadıklarını söyleyen bu iki aydının görüşüne göre, Kıbrıs Cumhuriyeti likidite sıkıntısını gidermek için sanal bir Kıbrıs Avrosu oluşturmalıdır.
Kıbrıs Avrosu sadece Kıbrıs’ta kullanılacak ve ada içinde bu parayla insanlar her işlerini yapabilecekler. Ortada para dönmeyecek ama kâğıt üzerinde Kıbrıs Avro’nuz olacak. Kredi kartıyla her türlü alış verişini yapabileceksiniz.
Devlet krizden kurtulup ayakları düze basınca kademeli olarak sanal Kıbrıs Avro’sunu gerçek Avro ile değiştirecek. Bu sayede hem ortada devalüasyon olmayacak hem de 2020’ye kadar Kıbrıs Avro’su piyasadan kalkmış olacak.
Bu öneri kulağa hoş geliyor ama pratikte uygulamasının nasıl olacağına benim aklım ermedi. Ciddi ekonomistlerin bu konuda herhangi bir fikir ileri sürdüklerini de görmedim. Bu nedenle sadece böyle bir görüş olduğunu aktarmakla yetineceğim.
                                                                                   XXX
Üzerinde en çok tartışılan ve Rum ekonomistlerin önemle vurguladıkları kurtuluş reçetesi “Dayanışma Fonu”dur. Zaten hükümetin de üzerinde durduğu bir konudur bu fon.
Anladığım kadarıyla Dayanışma Fonu iki kaynaktan beslenecek. Birincisi, insanların fona gönüllü olarak yapacakları katkılar. Rum diasporasından ve özellikle Britanya, Avustralya ve Amerika’da yaşayan Rumlardan önemli miktarda bağış geleceği ümit edilmektedir.
İkincisi de bu Fon’un çıkaracağı tahvillerin satışından gelecek olan paralar. Zincirin en zayıf halkası bu fon tahvilleri olacak gibi görünüyor. Tahvillerin garantisi veya karşılığı kilisenin mal varlığı olacak. Daha sonraki yıllarda da gaz işi yolunda giderse bu tahviller oluşturulacak gaz şirketinin hisse senetleri ile değiştirilecektir.
                                                                                    XXX
Başpiskopos Hrisostomos bir süre önce kilisenin tüm mal varlığını devlete devredeceğini söylemişti. İyi, güzel de Başpiskopos’a güvenilebilir mi? Pratik güvenilemeyeceğini göstermektedir.
Şöyle ki, 2004 referandumunda “Ohi” diyecek olan Rumlardan zarar görecek olanlara yani Annan Planı’na göre mallarını geri alma ihtimali olan insanları kilise malları ile tazmin edeceğini söylemişti. Kimseye bir evlek toprak verdiğini ben duymadım. Duyan varsa bana da haber versin.
Yaptığı tek şey, 2004 Mayıs’ında Kıbrıs AB’ye üye olunca, o sıralarda Baf Metropoliti olan Hrisostomos, Enosis gerçekleşti diye eski EOKA’cıları davet edip onlara soğutulmuş şampanya ısmarlamak olmuştu.
Hafta ortasında bir açıklama yaparak bankalardaki tıraştan kilisenin 100 Milyon Avro zarara uğradığını duyurmuştu. Bu parayı millete helâl ettiğini ve kilisenin bununla başa çıkabileceğini vurgulamıştı. Hafta sonunda da oluşturduğu bir avukatlar grubuna kilisenin kaybettiği paraların tazmin edilebilmesi için girişim yapmalarını emretti. Hafta ortası “Helâl olsun”, hafta sonu “Paracıklarımı geri isterim”.  
                                                                                     XXX
Kilise, geçici de olsa, mal varlığını gerçekten devlete devredecek mi? Büyük bir soru işareti. Ne var ki bu fon oluşturulursa halkın sıkıntılarını bir dereceye kadar azaltabilir. İşsiz kalacak olan insanlara ve ihtiyaçlı durumda olan yaşlılara yardım yapılacaktır. Bu sayede piyasaya para da girmiş olacak ve ekonominin çarkları dönmeye devam edecektir.
Kiprulla kurtulmaya kurtulacak ama kurtuluncaya kadar çok çekecek. Onlar bizim gibi sıkıntılara alışkın da değiller. Gene de umut fakirin ekmeği.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam