09 Aralık 2016

Kime sahip çıkacağız?

Haber İçi Üst

“Nemelazım…”
“Nasıl olsa herkes aynı…”
“Bu memleketten bir b.k olmaz…”
Her sohbet böyle tamamlanır oldu KKTC’de…
Siyaset kurumu o kadar yıpratıldı ki, herkesin şamar oğlanı pozisyonundadır.
Siyasetçi de o durumdadır şimdi.
Birinin ettiğini hepsi çekiyor…
Şimdi de UBP ile ilgili mahkeme kararı gündemdedir.
İrsen Küçük bu sürede kötü bir süreç yönetmiştir.
Avukatı Ergin Ulunay’ın, “Mahkeme bu davaya bakamaz” dediği an, avukat heyetinin bu davaya hazır olmadığını birçok kişi gibi ben de anladım…
Mahkeme Başkanı Emine Dizdarlı ne dedi:
“Yaşadığımız bu ülke bir usta bir memleket şeklinde idare ediliyor olsaydı, bu iddia doğru olabilirdi. Yine yaşadığımız ülke rejimi diktatörlük rejimi olarak nitelendirilebilirse, bu iddia doğru olabilirdi ancak, Anayasamızın dayandığı temel güç ve ilkeler, buna cevap vermemektedir. Anayasa’nın Birinci Maddesi’ne göre devletin şekli cumhuriyettir. Buna göre devletin bütün organları seçimle işbaşına gelir, çünkü egemenlik halkındır. Devlet organları halk adına yetki kullanır ve görev yapar. Demokratik düzenin egemen olduğu ülkelerde, yönetimin hukuka bağlılığı ilkesi ön planda tutulmaktadır.
Siyasi partiler tüzük ve programları dışında faaliyette bulunmazlar ve anayasanın 12’nci maddesindeki sınırlar dışına çıkamazlar.
İddiaların bir an olsun doğru olduğunu düşünürsek, KKTC’deki siyasi partiler anayasaları olan tüzüklerine aykırı davranmaları halinde, haksızlığa uğrayan hiçbir üye veya delege hiçbir zaman hakkını hukuki zeminde aramayacaktır. Bu nedenle hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde böyle bir yoruma itibar etmek olası değildir.”

Ulunay’a cevap vermekle de kalmadı…
Yargının da bu memlekette “süs olsun” diye olmadığını gösterdi.
Şimdi UBP kendi içerisinde bir karar aşamasında.
Herkes “kime sahip çıkması gerektiğinin” kavgasını yapıyor.
İrsen Küçük’e mi sahip çıksak?
Ahmet Kaşif’e mi sahip çıksak?

Oysa kime sahip çıkmamız gerektiği gün gibi ortada.
UBP Tüzüğü etrafında başlayan ve devam eden süreçte yaşananlar, hukuk sisteminin geleceği açısından da önemlidir.
Hukuka sahip çıkmalıyız.
İstediğimiz de çok şey değil…
Hakkı yenen herkes mahkemelerde hakkını arasın…
Adalet de gecikmesin.
Köşe yazımın başlığındaki sorunun cevabı da bu cümledir:
Hukuka sahip çıkmalıyız.

Küçük karara katkı yaptı
Lefkoşa Kaza Mahkemesi Başkanı Emine Dizdarlı, bu süreçte hem Kaşif hem de Küçük ile bir araya geldi.
Küçük’e de, “Başkanlıktan doğan yetkileri kullanmamanızı tavsiye ederim. Bunu taahhüt edin, davanın esasına geçelim” mesajını verdi.
Davanın esası 28’inci madde ile ilgili…
“İkinci tur olacak mı olmayacak mı?”
Küçük, “Başkanlık yetkilerinizi kullanmayın” mesajını hukukçularına nasıl yorumlattıysa, bildiğini okudu.
Yoluna devam etti.
Tüzükteki başka boşluktan yararlanma yoluna gitti.
25 imza ile parti meclisini topladı, MYK’yı seçti…
Hem de Dizdarlı’nın uyarısına rağmen.
Yani ortaya bir “iyi niyet” de koymadı…
Sadece Ahmet Kaşif’e değil, mahkemeye de meydan okuyan bir adımdı bu.
Bu kararı İrsen Küçük kendisi vermişse, siyaseten de sonuçlarına elbette katlanacaktır.
Yok eğer, bu kararı verirken, mahkemeyi yok saymaya yönelik ifadeler kullanan Ergin Ulunay ile birlikte, Hasan Hasipoğlu ve Güner Göktuğ’u dinlemişse…
Kararın esasının görüşüleceği mahkemeye bu hukuk heyeti ile gitmesin…
Yeni bir ekip yaratsın ve kendisini o ekip temsil etsin…

MYK’ya mahkeme yolu
UBP’de MYK seçildi.
MYK kendi arasında görev bölümü yapmadı ama…
İrsen Küçük kendisine yakın isimlerle bir MYK oluşturdu.
O süreçte, Hasan Taçoy, Zorlu Töre ve Afet Özcafer MYK oluşum çabalarına itiraz ettiler ve bunu da bir tutanak haline getirdiler.
Şimdi o tutanaktan hareketle…
“Başkanlık yapma yetkisi olmayan birisi, MYK oluşturabilir mi?” sorusu da gündeme geldi.
Elbette UBP’de başkanlık krizi var ama PM’ye bir itiraz yok.
Kaşif, UBP MYK’yı da bu süreç sonrasında mahkemeye götürebilir…
Bu yol da açıktır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil