09 Aralık 2016

Kıbrıs Sorunu Çözülüyor mu?

Haber İçi Üst

Son günlerde siyasiler, Kıbrıs sorununun çözümü yönünde yeninden umut verici açıklamalar yapmaya başladılar. Bu açıklamaları, Kıbrıs sorununu yaratan güç merkezlerinin çözüm yönünde ortaya eskisinde daha güçlü bir irade koymalarına mı yoksa Kıbrıs sorunu üzerinden iç siyasetin yeniden düzenlenmesine mi yormak lazımdır? Türkiye Cumhuriyeti Başbakan’ı Erdoğan ve KKTC Başbakan’ı Küçük ’ün Amerika’yı ziyaretleri esnasında ortaya çıkan taplo, bu açıklamaların iç siyasetin yeniden düzenlenmesine yönelik bir hamle olduğu izlenimi vermektedir. Çünkü yakın zamanda bir çözüm isteği ve iradesi var ise bu durumda, Başbakan Erdoğan ile birlikte Amerika’ya gitmesi gereken kişi, Başbakan Küçük değil; Cumhurbaşkanı Eroğlu olmalıydı. Nitekim çözüm için müzakereleri yürüten kurum Başbakanlık değil; Cumhurbaşkanlığıdır. Bu durum, çözümle ilgili son açıklamaların önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik olarak Başbakan Küçük’e destek mahiyetli olduğu izlenimi yaratmaktadır. Başbakan Küçük’ün bir müzakereci edasıyla yaptığı açıklamalar da bu izlenimi desteklemektedir.
Esas müzakereci sıfatını taşıyan Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun pasifleştirilmeye çalışıldığı, hatta Kıbrıs’tan sorumlu olan Bakan Beşir Atalay tarafından ziyaret bile edilmediği bir döneme, çözüme yönelik ciddi bir adımın atılması makul gözükmemektedir. Bu tavır, Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak Başbakan ve Cumhurbaşkanı arasında ciddi bir yaklaşım farkı olmasını gerekli kılar. Ancak bu konuda basına yansıyan herhangi bir açıklama yoktur. Umarım Başbakan ve Cumhurbaşkanı bu konuda bir açıklamada bulunarak bizleri bilgilendirirler. Ayrıca kendi iç istikrarını sağlamamış ve Cumhurbaşkanı ile kavgalı bir hükümetin Kıbrıs sorunu gibi çok yönlü ve karmaşık bir sorunu bu kadar kısa zamanda çözüme kavuşturması siyasetin doğasına aykırıdır.
Şu anda dış siyasi dinamikler de iç siyasi dinamiklerden farksız değildir. Çünkü Amerikan-Rus rekabetinin sebep olduğu Suriye krizi devam ederken, Amerika ve Rusya’nın Kıbrıs sorununun çözümü yönünde bir irade ortaya koymaları olası gözükmemektedir. Doğal olarak Suriye krizi Kıbrıs sorununun da çözümünü zorlaştırmaktadır. Ortadoğu’daki değişimin yarattığı yeni paylaşım kavgalarını da dikkate aldığımızda, dış siyasi dinamiklerin Kıbrıs sorunun çözümü yönünde bir uzlaşı sağlanmasını neredeyse imkânsız kılmaktadır. İç siyasi dinamikleri, dış siyasi dinamiklerden bağımsız olarak değerlendiremeyeceğimize göre, yakın bir zamanda çözüm yönünde güçlü bir iradenin ortaya çıkması olası gözükmemektedir. Doğal olarak da, mevcut şartlarda dillendirilen çözüm söylemlerinin, iç siyasi çalkantı ve istikrarsızlığı kamufle etme amaçlı olduğu izlenimi oluşmaktadır.
Dış siyasi dinamiklerin ciddi anlamda Kıbrıs sorununun çözümü için irade ortaya koymaları Avrupa Ülkelerinin Türkiye’nin AB üyeliği için kesin bir tavır ortaya koymalarına da bağlıdır. Her ne kadar da AB yetkilileri Kıbrıs sorununun çözüm adresi olarak BM’yi işaret etseler de, AB ülkelerinin siyasi aktörleri bu konuda ortak bir kanaat oluşturmaları durumunda BM’nin de bu yönde daha güçlü bir irade ortaya koyması kolaylaşacaktır. Çünkü AB ülkelerinin siyasi aktörleri aynı zamanda BM’nin de önemli siyasi aktörleridir.
Şu anda AB ülkelerinin yapması gereken, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, Kıbrıs sorununu Türkiye’nin üyelik sürecinin önünde bir engel olarak kullanmasını engelleyerek, Türkiye’nin AB’ye üyeliği sürecinin önünü açmaktır. Çünkü Türkiye’nin AB üyeliğinin olumlu yönde ilerlemesi, Kıbrıs sorununun çözümü için de daha makul bir zemin hazırlayacaktır. Bu yönde bir gelişme olmadan makul bir çözüm sürecinin oluşması olası gözükmemektedir. Doğal olarak da, bu günlerde yüksek sesle dillendirilen çözüm söylemlerini, Kıbrıs sorununun çözümü yönündeki bir irade olarak değil; Kıbrıs sorunu üzerinden iç siyasetin yeniden dizaynı olarak yorumlamak gerekir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil