11 Aralık 2016

Kıbrıs paraları!

Haber İçi Üst

Kıbrıs Türkü ekonomik krizler nedeniyle çok bedeller ödedi.

Önceki akşam Güney Kıbrıs’taki gergin Meclis toplantısını izlerken aklımdan geçen bizim ekonomik olarak ödediğimiz bedeller oldu.
1974 öncesi Rumlar tarafından “getto” koşullarında yaşamaya mahkum edilen Kıbrıs Türkü, ekonomik faaliyet yapacak durumda değildi.
Büyük bir dayanışma ve özveri örneği o dönemde sergilendi.
Yokluklara rağmen ayakta kalmayı bildi Kıbrıs Türkü…
1974 sonrası adanın Kuzeyi Kıbrıs Türkü’ne kaldı.
Artık koşullar değişmişti.
Ekonomik olarak ilk krizle Kıbrıs Liralarının tedavülden kaldırılması ile tanıştık.
Bu birçok insan için ciddi bir travma idi.
Bir anda birikimleri gitmişti insanların…
İskan meselesi gibi olmasa da bu konu uzunca bir süre gündemdeki yerini korudu.
İnsanlar isyanlarını dile getirdiler.
Ama sonuç değişmedi.
Bir Kıbrıs Lirası otuz altı Türk Lirası’ndan işlem gördü…
Ve Kıbrıs Lirası defteri adanın kuzeyinde kapandı.
2003’te kapıların açılması ile Kıbrıs Liraları yine bir şekilde hayatımıza girdi. Bir Kıbrıs Lirası artık üç Türk Lirası’na yakındı.
Sonra Güney Kıbrıs’ın “Euro Zone”a girmesi ile birlikte Kıbrıs Lirası adanın genelinde tarih oldu.
Güney Kıbrıs içine sürüklendiği ekonomik kriz nedeniyle yeniden Kıbrıs Lirası’na dönüş yapmayı da alternatiflerden biri olarak konuşuyor.
Ancak böyle bir dönüşün, Rum toplumuna çok ciddi maliyetleri olacağı da kesin.
Uzmanlar Kıbrıs Lirası’na dönüş durumunda Kıbrıs Lirası’nın bir günde en az yüzde 40 değer kaybedeceğine kesin gözüyle bakıyorlar.
Yani bugün mevduatlardan azami yüzde on vergi kesileceği için sokağa dökülen Rumlar, belki de yüzde elli oranında vergi ödemek ve fakirleşmekle karşı karşıya kalabilecekler.
Ancak, Rum Başkan Anastasiadis’in verdiği mesajlara bakıldığı zaman en azından bu aşamada Rum tarafı “Euro Zone” içerisinde kalma mücadelesi verecek.
Krizden çıkış için ise Rusya’dan gelecek yardıma bel bağlandı.
Rusya’nın Güney Kıbrıs ekonomisini krizden çıkarmak için ortaya koyacağı finansal destek Kıbrıs’ta başka krizleri de beraberinde getirebilir.
Bunu da bu aşamada not etmekte fayda var.
Neyse yazıya başlarken “Güney’deki ekonomik krizle ilgili gelişmeleri izlerken bizim yaşadıklarımızı anımsadım” demiştim.
1990 Körfez krizi sonrasında gelen ABAD kararı ekonomimizde derin yaralar açtı. 2000 yılında peşi sıra bankaların kapısına kilit vurulduğu günlerdeki umutsuzluk ve öfke gözümün önünden hiç gitmiyor.
2002 yılına kadar Türkiye’deki yüksek enflasyon ve krizlerle yaşamak durumunda kalan Kıbrıs Türkü’nün birikimleri, en az 3-4 defa ciddi kayıplara uğradı.
Bunun sonucunda kimisi çocukları için yaptığı planları bozdu, kimisi aldığı konutun taksitlerini ödeyemez duruma geldi, kimisi başka sıkıntılarla yüzleşti.
Neyse 2002 sonrasında Türkiye’de yaşanan değişimle birlikte ekonominin yakaladığı istikrar ve büyüme sonucu enflasyon canavarı tarih oldu.
Bunun sonucunda Türk Lirası kullanıyor olmamızın dezavantajlarından kurtulduk.
Ama hala sürdürülebilir bir ekonomik yapı kurulamamasının sıkıntılarını yaşıyoruz.
Kamu kurumlarının görev zararları, bu kurumları ayakta tutmak için kamu banka ve kaynaklarının kullanılıyor olması, her an bizi yeni bir ekonomik krizle karşı karşıya bırakabilir.
Bu nedenle de gelinen aşamada Güney Kıbrıs’a bakıp, onların yaşadıkları nedeniyle keyif yapmayı bir tarafa bırakalım.
Kendimize çeki düzen verme yoluna girip, sürdürülebilir bir ekonomik yapıyı kurma yolunda somut adımlar atmaya başlayalım.
Bu konudaki tartışmaları yaparken popülizmi bir yana koyarak, akılcı yaklaşımları öne çıkaralım.
Yoksa bugün komşuya gülen yüzler, yarın gözyaşları içinde saçını başını yolan bir hal alır.
Bizden uyarması…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil