04 Aralık 2016

Kıbrıs konusu, büyük bir projenin parçası gibi…

Haber İçi Üst

Annan Planı sürecinin öncülerinden TÜSİAD, Türkiye’nin yoğun gündeminde Kıbrıs’a da ilgi gösterilmesini istiyor.

Yeni Başkan Muahrrem Yılmaz, Kıbrıs’taki “gelişmelerin” Türkiye’nin elini güçlendirdiğini ve açılacak müzakere sürecinin AB ve ABD ile birlikte yürütülmesi gerektiğini savunmuş. Yılmaz, Kıbrıs’taki hangi gelişmeleri kastettiğini açıklamamış. Ancak, bunun doğal gaz ve petrolle ilgili olduğu açık. Çünkü konuşmasının içinde Avrupa’da bir yeniden yapılanmadan bahsediyor.

Yine dün Türkiye Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, benzer şeyler söylemiş ve Avrupa Birliği üyelerinin yeni ilişkiler geliştirmekte olduğundan bahsetmiş. Özellikle bir AB ülkesi olan Güney Kıbrıs’ın Rusya’yla yakınlaşmasına dikkat çekmiş.

Etrafımızda ne olup bittiğini anlamak için herkesin ağzından çıkanı dikkatle izleyen bizler, bölgede esas aktör olmadığımızı biliriz. Ancak Akdeniz’in bu bölgesinde şekillenen her şeyin bizi doğrudan etkileyeceğini de biliriz.

Şimdi gündemin ön planında Güney Kıbrıs var gibi görünüyor. Hem ekonomik kriziyle, hem de herkesin gözünün üstünde olduğu doğal gaz ve petrol konusuyla. Oysa Güney Kıbrıs da her ne kadar tanınmış bir devlet, bir AB üyesi olsa da, Kıbrıs’a dıştan bakanlar, adayı Kuzeyiyle ve Türkiye ile birlikte değerlendirmelerini gerektiğini biliyorlar.

Bir başka haber, İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bilt’in Güney Kıbrıs ziyaretinde söyledikleri… Bilt, Kasulides’le görüşmesinden sonra, “Kıbrıs sorununun çözülmesinin Güney’in yaşamakta olduğu ekonomik sorunların çözümüne de yardımcı olacağını” söylüyor.

Güney Kıbrıs’taki ekonomik krizin başladığı günlerde de AB içinden buna benzer bazı sesler çıkmıştı. Hatta, AB’nin kurtarma planına, çözüm şartı getirebileceğinden bahsedilmişti. Ancak süreç içinde böyle bir unsura rastlamadık. Ve düşündük ki, AB Kıbrıs’ta taraflar arasında gerçekten bir anlaşma isteseydi, bunu yapardı. İsveç Dışişleri Bakanı’nın bu konuyu açık açık dile getirmesi yine de ilginç.

Belki krizin bu sıcak günlerinde bir dayatma olmayacak. Ancak, şimdilik kağıt üstündeki petrol ve doğal gazın yer yüzüne çıkması gözle görülür hale gelince, işte o zaman AB içinde de, bölgede de yeni bir şekillenme olacak. TÜSİAD’ın kastettiği yeniden yapılanma bu. Nitekim, Türkiye Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun, “Doğal kaynakların ortak pazarlanması, ya da taksim” şeklindeki önerisiyle, Türkiye de bu projenin içinde aktör olduğunu vurguluyor. AB de, ABD de, hatta Rusya ve İsrail de çıkacak kaynaktan en büyük yararı elde etmeye çalışacaklar. O sebeple, bölge ülkelerinin siyasi ilişkilerinde mutlaka, ama mutlaka bir yeniden yapılanma şart olacak. Kıbrıs konusu da bu büyük paylaşım projesi içinde bir sona ulaşacak gibi görünüyor. Önümüzdeki on yıl içinde, dünyanın gözü yine Kıbrıs’ta olacak ve bizler bir kez daha “anlamını tam olarak çıkartamadığımız” çalkantılı günler yaşayacağız…

YERİN KULAĞI VAR
SONA YAKLAŞTIK: Belediye seçimlerinde atık son viraja girildi. Adaylar propagandalarına hız verirken, vatandaşlar da seçime yavaş yavaş ısınmaya başladı. Son haftaya girilirken üç aday, yarışı nefes nefese sürdürüyorlar. Öyle görünüyor ki, kazanan kim olursa olsun ilk üç sıra çok az bir farkla belirlenecek…
BUNU DUYMAK İSTİYORUZ: CTP ve TDP’nin adaylarından sonra, DP’nin adayı Arabacıoğlu da, seçilmesi halinde, LTB ile ilgili hukuksal sürecin ileri götürüleceğini söylüyor. İşte herkesin duymak istediği de bu. Lefkoşa halkı, kentine ve halkına bunca rezaleti yaşatan, Belediye’nin içini boşaltan herkesten tek tek hesap sorulmasını bekliyor. Sadece yapandan değil, onay verenden de… Ancak o şekilde temiz bir sayfa açılabilir. Eğer pislikler halının altına süpürülürse, seçilecek olan da bir yıl sonra çekip, gitmek zorunda kalır. Baksanıza, Sayıştay bile sonunda insafa geldi de, usulsüzlüklere onay veren belediye meclis üyelerinden hesap sormaya başladı…

HAZİRANA KADAR SÜRESİ VAR: Taşyapı İnşaat’ın, Ercan’ın devriden dolayı Maliye Bakanlığı’na ödemesi gereken 16 milyon Euro dolayındaki KDV borcu için, haziran ayına kadar süresi olduğunu öğrendik. Ersan Saner’in konuyu havale ettiği Maliye Bakanı Tatar, “Söz konusu paranın en son ödeme tarihi Haziran 2013’e kadardır. Kimse merak etmesin, günü geldiğinde para tahsil edilecek” dedi… Keşke bunu bakan Saner’e de söyleseydi de, o da televizyonlara çıkıp, “Ben bilmem, Maliye bilir” demeseydi.

PARALAR RUM BANKALARINDAYMIŞ: Güney Kıbrıs’ta bankaların kapılarını açmasıyla birlikte, Kuzey’den Güney’e geçişlerde büyük bir yoğunluk meydana geldi. Sınır kapısında gözlemlediğimize göre geçiş yapanların yüzde 90’ı yaşları oldukça ileri olan yabancılardı ve KKTC plakalı araçlarıyla Güney’e geçiyorlardı. Bu da, KKTC’de yaşayan yabancıların, bugüne kadar çoğunlukla bizim bankalar yerine Güney Kıbrıs bankalarını tercih ettiklerini gösteriyor. Bu arada gelir düzeyi yüksek birçok KKTC vatandaşının da, dün Güney’deki banka kapılarında görüldüğü duyumları geliyor…

KINAMAKTAN ÇEKİNDİLER Mİ: Yazımı yazdığım saatlere kadar Güney Kıbrıs’tan, önceki gün meydana gelen Türk bayrağını yakma olayı ile ilgili herhangi bir yorum gelmedi. Özellikle de Annan Planı’na “evet” kampanyasını götüren Anastasiadis’in hükümetinden, böylesine ırkçı bir harekete kınama mesajı gelmesini beklerdik açıkçası. Türkiye’nin AB Bakanı Egemen Bağış, olayı Anastasiadis’in elini kilitlemek isteyen birtakım derin mihrakların çabası olarak değerlendiriyor. Hiç olmazsa, “Kusura bakmayın bugünlerde sinirlerimiz bozuk” deselerdi!..

HER İŞTE BİR HAYIR VAR: Güney’in AB’ye girişi ve Euro kullanımına geçmesiyle ortaya çıkan kriz, adanın iki tarafına referandumu bir kez daha hatırlattı. Kuzey’de insanlar “İyi ki Rumlar evet dememişler, biz de batacaktık” derken, Rumlar da “Keşke evet deseydik, böyle olmazdık” demeye başladılar. Önemli olan ders almak. Geçmişte müzakerelerde görüşülen en kolay konuydu ekonomi. Belki bundan sonrası için işin bu taraflarını da düşünürüz…

AKIL KOYMADILAR: CTP Genel Sekreteri Asım Akansoy, Lefkoşa’da devam eden seçim yarışında kirli ittifakların kurulduğunu iddia etti. Seçimleri rant kapısı olarak gören zihniyet her zaman olmuştur. Vallahi ne diyelim, Cemal Bulutoğluları’nın başına gelenlerden hala ders almayan varsa kendi bilir. Bu arada bu ittifakların kimler arasında yapıldığını da söyleseydi daha inandırıcı olmaz mıydı acaba…

ZİRVEDEKİLER
İstenirse Oluyor: Dipkarpaz’da Şelonez, Zaferburnu Manastır bölgesi ve Altın Kumsal mevkisinde, Bakanlar Kurulu tarafından sit alanı olarak ilan edilip koruma altına alınan bölgelerde, yetkili makamdan izinsiz inşaat veya mevcut inşaatlarına izinsiz ekleme yaptıkları tespit edilen toplam 11 iş yeri işletmecisi hakkında yasal işlem başlatıldı… Buraya kadar iyi de, Altın Kumsal da listede, bunu anlayamadım… Benim bildiğim orada devletin izniyle devam eden başka bir yapılaşma var. Hani şu müzik festivali. O ne olacak?

DİPTEKİLER
İçinde Yaşadığımız Kriminal Ortam: Gün geçmiyor ki kriminal bir olay yaşanmasın ülkede. Yol ortasında adam bıçaklayanlar, okul basan bodyguard’lar tarafından dövülen öğrenciler, intihar edenler, tecavüze uğrayanlar. Kimdir bu insanlar, alıp veremedikleri ne? Böyle bir suç potansiyeliyle birlikte yaşamaya mecbur muyuz? Devlet huzur ve güveni sadece polisiye tedbirlerle sağlayamayacağını anlamalı artık.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam