05 Aralık 2016

Kıbrıs Adası’nı Osmanlılar fethetti

Haber İçi Üst

Padişah Sarı Selim


Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümü ve oğlu Sarı Selim diye bilinen II. Selim’in padişah olmasıyla beraber (1566) Osmanlı Devleti’nin bir duraklama dönemi yaşadığı ancak büyük ve tecrübeli devlet adamlarının varlığı sayesinde bu duraklamanın hemen hemen hiç hissedilmediği söylenir. Nitekim, II. Selim’in en büyük şansı kendisi ile birlikte çalışan başta Sokullu Mehmet Paşa olmak üzere Lala Mustafa Paşa, Piyale Paşa, Koca Nişancı Celal-zade Mustafa Çelebi, Özdemiroğlu Osman Paşa ve Şeyhülislam Ebüssuud Efendi gibi büyük devlet adamlarının varlığıdır. (Genel Kurmay 17)

 

Kıbrıs’ın fethi


Osmanlı Padişahı II. Selim döneminde, Kıbrıs seferinin başlamasından kısa bir süre önce Venedik idaresinin baskılarından ve yüksek vergilerinden usanan yerli halkın İçel Beyi’ne bir heyet göndererek Kıbrıs’ın Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanmasını istemişler. Bu isteğin İstanbul’a bildirilmesi üzerine kendilerine Kıbrıs zapt edildiği takdirde oradaki yerli halka dokunulmayacağı ve iyi davranılacağı güvencesi verilmiş. (Gazioğlu 1994: 119)
İstanbul, Gelibolu ve Finike’den gemilere binen Osmanlı ordusu ise 30 Haziran 1570’te Finike’den hareket ederek 2 Temmuz 1570’te Limasol’a varmış, burada demirleyerek geceyi geçirmiş. Burada bulunduğu sırada Limasol ile batısındaki Piskobu arasındaki bölgeye küçük bir müfreze çıkartarak kıyıdan yaklaşık 4-5 km içeride bulunan yerlerde bazı yağma ve hasarlar yapmış.

 

İlk çıkarma harekatı


3 Temmuz 1570 Pazartesi günü Limasol’dan ayrılan donanma aynı gün akşama doğru Tuzla (Larnaka) körfezine gelerek 4 Temmuz 1570 Salı sabahı çıkarma harekatına başlamış. Çıkarma esnasında ise hiçbir direnişle karşılaşılmamış. (Genel Kurmay 1971: 87)
Lefkoşa’nın zapt edilmesi, Girne ve Baf’ın teslim olmaları üzerine Osmanlılar Kıbrıs’ta ilk idari örgütlenmeyi başlatmışlar. Nitekim fetih bitmeden, fetih esnasında Lefkoşa, Girne ve Baf Sancakları kurulmuş, 9 Eylül 1570 tarihli bir emirle Kıbrıs Adası, Kıbrıs Beylerbeyliği olmuş ve ilk beylerbeyliğine de Muzaffer Paşa atanmış.
Sancak Beyi olarak, Girne Sancağı’na Kayıt Mustafa, Baf Sancağı’na Muhittin Bey getirilirken Lefkoşa Paşa Sancağı olduğu için bu sancağa Beylerbeyi Muzaffer Paşa bakmaktaymış. (Genel Kurmay 150)
1 Ağustos 1571’de Mağusa’nın zapt edilmesinden sonra Kıbrıs’ın fethi tamamlanmış ve Mağusa Sancak Beyliği’ne Hamza Bey, Kıbrıs Beylerbeyliği’ne ise Muzaffer Paşa’nın yerine Sinan Paşa atanmıştı. (Genel Kurmay 154)

 

Sinan Paşa ve tahrir


Adadaki yeni yönetimin ilk önemli görevlerinden biri de tahrir adıyla anılan genel sayım işinin yapılmasıydı. Bu amaçla Mağusa’nın fethi tamamlandıktan sonra 9 Ekim 1571’de yeni Beylerbeyi Sinan Paşa’ya bir ferman gönderilerek derhal tahrir işlemlerinin başlatılması istenmişti. Nitekim, Mufassal Defteri diye adlandırılan ayrıntılı bir kayıt defterine sayım sonuçları işlenmişti. Bu sayıma göre Kıbrıs’ta yaşayan halkın tarımla uğraşan insanlardan oluştuğu ve sadece Mesarya ve Mazotu bölgelerinde 76 köyün tamamen boş olduğu belirlenmişti. (Gazioğlu 121)

 

Sürgün Hükmü ve iskan

Fetihten sonra ise Osmanlı idaresi hem güvenliği sağlamak hem de boş arazileri işlemek üzere 1572’de padişahın “Sürgün Hükmü” ile Anadolu’dan gönderilen Türkler tarafından (Karaman, Sivas, Tokat, Amasya, Zülkadir) Kıbrıs’ın iskan edilmesine başlanılmış. (Kıbrıs Araştırmaları Dergisi 1996: 46)

Kaynak:
Gazioğlu, Ahmet, Kıbrıs’ta Türkler (1570-1878), Kıbrıs Araştırma ve Yayın Merkezi, Lefkoşa, 1994
Genel Kurmay, Türk Silahlı Kuvvetler Tarihi-Kıbrıs Seferi, Resmi Yayınlar, Ankara, 1971
Kıbrıs Araştırmaları Dergisi, Birinci Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Kongresi Özel Sayısı, DAÜ, 1996/97

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam