10 Aralık 2016

Kazanan Lefkoşa olsun…

Haber İçi Üst

Yarın artık seçim var. Bugüne kadar söylenenler söylendi. Şimdi söz sırası Lefkoşalıda. Son sözü “o” söyleyecek...
Yarın akşamüzeri adaylardan birisi, 14 aylığına Lefkoşa’yı ya mamur, ya da yeniden çamur edecek. Bu yarışın sadece bir kazananı ve birçok kaybedeni olacak. Kazanan belki de kazandığına bin pişman olacak. Kaybedenler ise, “ne yapalım, önümüzdeki seçimlere bakacağız” diyerek kendine teselli arayacak…
Kolay değil batmış, tükenmiş bir belediyeye talip olmak, hem de 14 ay gibi kısa bir dönem için. Bu nedenle partili veya bağımsız kendini ortaya atan 9 adayı da cesaretlerinden dolayı kutlamak gerek… Kutluyorum çünkü, alacakları oy oranı ne olursa olsun, bu zor dönemde kolayı seçip, eleştiri yapmak yerine, ellerini taşın altına koymaya aday oldular.
Yaklaşık bir aydır Lefkoşa’ya başkan arar dururuz. Adaylar, manken misali podyumlarda boy gösterip, en iyinin kendileri olduğunu ispatlamaya çalıştılar. Ama unuttukları bir şey var, o da, renkler ve zevklerin değişken olduğu. Beğenilmek için vücut ölçülerinizin ille de, 90-60-90 olması gerekmez. Bu ölçülere ilave, bazı meziyetlerinizin de olması gerekir. İşte bu meziyetlere sahip aday bu seçimi alıp götürecek. Demem o ki, buralarda hala daha demokrasi tam anlamıyla işlemiyor. İradeyi belirleyen demokrasi dışı etkenler, etkilerini maalesef devam ettiriyor. Her seçim olduğu gibi, bu sefer de “bu son olsun” diyelim.
Yeni başkan pazartesi gün belediye binasına ilk adımını attığında, kendisini para olarak gören bine yakın personele ne cevap verecek çok merak ediyorum.
Daha da önemlisi, neredeyse bir yıla yakındır doğru dürüst hizmet almayan Lefkoşa halkının dağ olmuş hangi sorununu çözmekten başlayacak? Şüphesiz vatandaş, bundan sonra bahane değil, iş bekleyecek. Evinin önündeki toplanmayan çöpün, akmayan suyun ve yollardaki çukurların hesabını sormak için “daha yenidir, hele bir koltuğa ısınsın” demeyecek…
Ve en önemlisi görevi sandık başında biten siz seçmenler… Hep yaptığınız gibi, seçimin ertesi günü, verdiğiniz oy için pişmanlık duymanın size hiçbir faydası yok. Ya verdiğiniz oyun arkasında duracak ve kaderinize razı olacaksınız, ya da oyunuzu kullanırken, kaderinizi kendiniz belirleyeceksiniz… Bu Pazar Lefkoşa ya beyni ile ya da duygularıyla karar verecek. Temennim odur ki, KAZANAN LEFKOŞA OLSUN…
 

Okur uyarıyor

“Girne’nin doğusunda, Çatalköy sırtlarındaki Bufavento Kalesi, ta Bizans döneminden kalma. ‘Rüzgara kafa tutan’ anlamına gelen Bufavento ne yazık ki zamana ve ilgisizliğe kafa tutamıyor. Turistlerin özellikle ziyaret etmek istedikleri bir yer. Bizler çok umursamasak da, her gün için yüzlerce turist, zorlu ve tehlikeli bir yolculuk yapıp, kaleyi ziyaret ediyor. Öncelikle kaleye giden 10 kilometrelik yol, yol olmaktan çıkmış. Tek bir şerit üzerinde gidiyorsunuz. Yağışlar nedeniyle büyük bir bölümü de çökmüş durumda. Sonuçta kaleye vardığınızda, bir yanda Mesarya ovasını, bir yanda denizi gören manzaraya hayran oluyorsunuz. Ancak kale de, sizi buraya getiren yol kadar harap ve bakımsız. Kale içi duvarlara yazılan yazılar nedeniyle iğrenç bir görüntü var. Yine kalenin içinde keçi besleniyor ve dolayısıyla her taraf keçi pisliğiyle dolu… Etraf bakımsız… Üstelik duvara yazı yazmak da yasak ve cezaya tabi… Ama ne denetim var ne de gelen giden yetkili… Sanki Turizm Bakanlığı, bu bölgeyi turistik saymıyor. Eski Eserler Dairesi de, eski eser olarak tanımıyor.”
(D.A. Girne)

YERİN KULAĞI VAR

BU PARALARA YAZIK: “Partiler seçim dönemi için ayırdıkları bütçeyi gereksiz yerlere harcamak yerine, Lefkoşa için harcasalardı” görüşü, birçok gazeteci tarafından dile getirildi. Vatandaş da aynısını söylüyor. Hele de şu son günlerde arabalara, benzinlere, tutulan adamlara, konserlere yapılan savurganlıkları gördükçe, o paralarla neler yapılmazdı diye düşünüyor insan. Profesyonel şirketlerle anlaşılıp, genel bir temizlik yapılabilirdi, ya da ne bileyim bir ilaçlama yapılırdı, hiç olmazsa bir çocuk parkı adam edilirdi, eksik çöp kutuları yenilenirdi… Daha kim bilir neler. Emin olun getireceği artı, megafonlarla sokak sokak gezen arabaların getirdiğinden kat kat fazla olurdu…

SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ: Bu akşam son. Son kozlar bu akşam oynanacak. Her seçimde olduğu gibi yarın seçim öncesi de, taraflar belli bölgelere tamamen “duygusal” yaklaşımlarda bulunup oy almaya çalışacaklar. Bizler yataklarımızda uyurken belli kişiler, bazı blok oyların pazarlığını yapıp sabahı bekleyecekler. Onun için tüm adaylar bu akşam tetikte ve mevzilerinde nöbette olacaklar…

MESAİ SAATİNDE İŞİ NE: Dün mesai saati içerisinde Lemar yolu üzerinde bir grup UBP’li, seçim gezisi yapıyordu. Yol üzerindeki bet ofise de giren grup, orada kimlerden oy istediler bilemem ama işin ilginç yanı grubun başında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi vardı. Nasıl olsa memleketin tüm sorunlarını çözdüler, o nedenle mesai saatinde makamında olması gereken sayın bakan gönül rahatlığıyla sokaklarda propaganda yapmayı tercih etti…
DESTEĞİN BU KADARI: UBP’nin Surlariçi’nde halka açık düzenlediği kokteylde Hasan Sertoğlu’na büyük destek verilmiş. Doğrudur vallahi. Baksanıza öyle bir destek vermişler ki, CTP adayı Fellahoğlu’nu Surlariçi’ne sokmamışlar, hatta ısrar edince tekme tokat saldırıp arabasının lastiklerini parçalamışlar. Destek dediğin böyle olmalı…

UBP’Lİ 7 BELEDİYE MECLİS ÜYESİ: Seçimin sonucu ne olur bilinmez ama eğer UBP adayı Hasan Sertoğlu seçimi kaybederse, nedenini ısrarla istifa etmeyen 7 belediye meclis üyesinde aramalı. Dün Arasta bölgesinde konuştuğum birçok kişi, “Hasan iyi, dürüst biri ama sorumluluktan kaçıp istifa etmeyen 7 meclis üyesine tepkimiz yüzünden, ona da oy vermeyeceğiz” diyorlar. Bu 7 üyenin 14 ay daha bu görevde kalma ısrarına bir türlü anlam veremedim. Seçim sonu bir hesap sorulacaksa bence, ilk olarak bu yediliden başlanmalı…

UZAKTA ARAMAYIN SAYIN BAKAN: İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı Nazım Çavuşoğlu, bazı gazetecilerin “çamur at izi kalsın” mantığıyla haberler yazdığını ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini söylemiş. Yerden göğe kadar haklıdır. Ancak bunların birçoğu bugün, mevcut hükümetin paralı memurları. Gazetecilik etiğiyle işini yapan, arkasını devlete dayamadığı için, oto kontrol uygulayan gazetecilere laf atacağınıza, şöyle bir etrafınızdakileri temizleyin, o zaman basın etik yasasına ihtiyaç bile olmaz…

NİHAYET: Geçtiğimiz ay, Lefkoşa Kuzey Çevre Yolu istimlak sorunu tartışılırken, Ecvet Yusuf Caddesi’ndeki istimlak meselesini gündeme getirmiştik. O günlerde Başbakan bölgeyi ziyaret edip, kısa sürede halledileceğini söylemişti. Nitekim bir ayın içinde binalar yıkılmaya başlandı. On yıldan fazla bir süre ve son 3 dönem belediye başkanları tarafından çözülmeyen sorunun, bu kadar kısa sürede çözülmesi gerçekten düşündürücü. Her neyse, nihayet ilk kazmanın vurulmuş olması yine de sevindirici…

ZİRVEDEKİLER

Vakıflar İdaresi: Hep eleştirecek değiliz ya, güzel olanı da söyleyelim. Yıllar yılı Surlariçi esnafının dile getirdiği bir sorundur tuvaletler konusu… Turistlerin büyük ilgi gösterdiği bölgenin de bir ayıbıydı. Vakıflar İdaresi özellikle Büyük Han’ın içinde ve yakınındaki tuvaletleri yenileyip, sessiz sedasız hizmete koydu. Otomatik turnikeye para atılarak girilen tuvaletler şimdi pırıl pırıl. Zor muydu? Değildi tabii, niyet önemliydi. Düşünenlerin, yapanların ellerine sağlık…
DİPTEKİLER

Kemal Deniz Dana: UBP’nin Metahan’da düzenlediği tanıtım etkiliğine kaymakamlık aracı ile katılan ve görüntülenen Lefkoşa Kaymakamı Deniz Dana açıklamasında, “rastgele orada olduğunu” söylemiş. Daha önce de UBP Parti Meclisi toplantısında görüntülenen Dana’nın, orada da rastgele bulunduğuna eminim. Ancak rastlantının bu kadarına da pes doğrusu…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil