08 Aralık 2016

Kasap çengelinden kaçınmak

Haber İçi Üst

Olaylar arasında bağlantı kuramamak, olayların hangi sonuçlara yol açacağını görememek, toplumları SÜRÜ pozisyonuna sokar. Sürünün tek derdi, günü kurtarmak için ot, saman veya arpa bulmaktır. Ancak, sürünün mutlaka gideceği son durak KASAP ÇENGELİ’dir. Önemli olan sürü psikolojisinden kurtulmaktır.
Kıbrıslıların çoğu, uzun vadeli bakış yerine, günü kurtarma peşindedir:
Rum tarafı, Troyka ile imzalayacağı antlaşmayı, birkaç ay daha ertelemek için, Rusya’dan BİR MİLYAR dolar acil para almaya çalışıyor. Bunun karşılığı olarak gaz arama çalışmalarında 9. PARSEL’de Rusya şirketlerinin bulunduğu konsorsiyuma arama izni vermeye çalışıyor.
Türk tarafı da Lefkoşa Belediyesi’nde yaşanmakta olan krizin, UBP Kurultayı’nda, mahkemeye kadar düşen krizin yarattığı siyasi altüst oluşun içinden nasıl çıkabileceğinin hesabını yapıyor.
Kıbrıs’ın ister kuzeyinde, isterse güneyinde olsun yaşananları ve muhtemel gelişme yönlerini doğru anlamak için bakış açılarımızı eleştirip geliştirmek zorundayız.
Olaylara bakış açımız, evdeki pencerelerden dışarıya bakışımıza benzetilebilir. Her farklı pencereden bakış, değişik görüntüler yaratsa da, hayatın gerçek görüntüsü, bu görüntülerin toplamından çok farklıdır.
Gündelik hayatta olaylara KADERCİ bir anlayışla bakan insanın varacağı sonuçlar farklı, DİYALEKTİK yöntemle bakan insanın varacağı sonuçlar farklıdır.
Heraklitus’u sık sık hatırlamamız gerekir. Heraklitus’un ünlü sözü yıllar geçtikçe daha da önem kazanmıştır:
“Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz.” Bu felsefeyle anlatılmak istenen olayların çeşitliliği ve dinamikliğinin alabildiğine karmaşık olduğudur. Bu söz ayrıca geriye dönme hayallerinin anlamsız olduğunun ifadesidir.
Dünyayı, oluşan süreçleri anlayabilmek için, en iyi yöntem, diyalektik yöntemi kullanmaktır. Bu yöntemle, aynı nehirde iki kez yıkanamazsınız. Ancak nehrin hangi yöne doğru aktığını doğru olarak tespit eder, kendinizi sürpriz sonuçlara daha fazla hazırlayabilirsiniz.
Eski çağlarda bir fikirden ya da ilkeden, içerdiği olumlu ve olumsuz bütün düşünceleri çıkarma yöntemine diyalektik denilmekteydi.
Çağımızdaki diyalektik kavram HEGEL’in katkılarıyla alabildiğine geliştirilmiştir.
Buna göre diyalektik, mutlak fikrin tez-antitez-sentez diyalektik üçlü hareketiyle gerçekleşmesi ve bunun bu şekilde anlaşılması yöntemi olarak değerlendirilir.
Marks maddenin hareketinin, diyalektik iç-çelişkilerinin ürünü olduğunu ileri sürer ve düşüncenin diyalektiği de bu noktada maddenin hareketinin bilince yansıması olarak değerlendirilir. Bu nedenle Marksist felsefe diyalektik materyalizm olarak ifade edilecektir.
Diyalektik yöntem, giderek diyalektik hareketin bilimi olarak meydana gelmiştir. Marks ve Engels ile diyalektik artık tamamen neredeyse bugünkü anlamına kavuşuyor.
Diyalektiğin en doğru ve akılcı tarifini Engels vermiştir: Diyalektik, “dış dünyada ve insan düşüncesindeki hareketin genel yasalarını inceleyen bilimdir.” Bu tarif ile diyalektiğin gelişmesinin tamamen bilimlerin gelişmesine bağlı olduğunu söyleyebiliriz.
Diyalektik yöntemin insanın düşünce sisteminde belirleyici bir yöntem olması için çalışanlar kadar, olmaması için çalışanların da olması, diyalektiğin kaçınılmaz bir sonucudur.
Çelişkiler bir arada bulunur. Farklı çelişmelerin mücadelesi hayatın dinamizmini verir.
Kıbrıs’ta tüm yaşananlar, farklı çıkar çevrelerinin varlıklarını koruma mücadelesinden başka bir şey değildir. Ancak dünyadaki çelişmelerin belirleyiciliği yanında, bu çelişmeler kaçınılmaz olarak güç kaybederek yok olacaklardır.
Kıbrıs, istese de, istemese de, yakın süreçte globalizm ırmağının bir parçası olacaktır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil