11 Aralık 2016

Karma olayı, çıkarlar için kullanıldı…

Haber İçi Üst

KKTC Cumhuriyet Meclisi’nin son döneminde yaşanan verimsizlik, kavgalar, şovlar, itibarsızlaştırmalar; Meclis dışındaki yaşamları ve ilişkileriyle insanlara illallah dedirten, topaç gibi dönen, vekilliği çıkarları için silah gibi kullanan vekilleri gördükten sonra hep birlikte, “Bu sefer doğru isimleri seçelim” dedik ve bu görüş kartopu gibi büyüdü, yayıldı…

Bunu yapabilmenin yolu, ilk bakışta karma gibi göründü. Kafalarda da böyle yer etti. Aslında dürüst, doğru, liyakatli insanları seçmek için karma yapmak tek çare değildi. Bir partiye mühür vurduktan sonra da bu eleme yapılabilirdi, ancak karma öyle bir pompalandı ki, herkes kendini bu trendin içinde buldu…
Karmacılık dediğim gibi, aslında çok iyi niyetlerle başladı. Bunu tekrar vurgulamak gerekir. Ancak ilerleyen süreçte, niyeti iyi olmayan, çıkarlarını korumak için kazanma hırsı içinde olan bazı kesimler, karma olayını kullanma yoluna gittiler…
Geçmişte, listecilik UBP ve DP’nin geleneksel tutumuydu. İnce planlar yapılır, istenen aday ya da aday gruplarının kazanması için dağıtılan listeler elden ele dolaşırdı. Her seçim “beni kestiler” diye feryat edenleri duyardık. Ancak bu kez maalesef CTP içinde de bu liste kavgalarına şahit olduk. CTP de belli kesimler de, sağın geleneksel ayak oyunlarını benimsediler, uyguladılar. Herkes birbirini kesti. CTP’de buna çift başlılık mı neden oldu, kişisel hırslar parti disiplininin önüne mi geçti bilemeyiz ancak, bir zafiyet olarak ortaya çıktığı kesin…
Hem UBP, hem DP-UG, hem de CTP-BG bu seçimlere o zafiyetlerle gittiler. Partilerin içini, ya da daha doğrusu siyaseti şekillendirmek isteyen belli merkezler, fırsatı kaçırmadılar ve derhal bunun üstüne atladılar. Seçmenin yönlendirildiği “karma” olayını dibine kadar kullandılar. İyi niyetin yerini, kötü niyetler aldı. Böylece bazı adaylar beklemedikleri oyları aldılar, kazanması kesin görülenler kaybetti ama en önemlisi partiler, gerçek güçlerinden kaybettiler…
Her bir partinin içinde, bazı adayları kesmek için, o listede yer alması imkansız olan kişilerin listelere konulduğunu gördük. İnce hesaplar yapıldı. Mühürler kırdırıldı…
Bu noktada seçmenin aldatıldığını söyleyebilir miyiz? Kesinlikle hayır. Bu tür yönlendirmelere evet diyenler, bu oyunun içinde bizzat yer almış durumdadırlar. Sadece kullanılmıştırlar, kendilerini kullandırtmıştırlar…
Bu planları yapanlar içinse, iş henüz bitmedi. Onlar, bundan sonraki sürecin hesaplarını da yapmaya devam etmekteler. Ortada görünmeyen, perde gerisindekiler ellerini ovuştururken, tüm partilerin içinde yeni yeni kavga odakları ortaya çıktı. CTP kurultayı kapıda, UBP’nin durumu ortada, DP içindeki UG’nin hesapları belli. Önümüzdeki yıl yerel, ondan sonraki yıl da Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Ama hepsinden önce, o iğrenç manipülasyonlar, şimdi bugünlerde hükümet kuruluşunda kendini gösterecek. Nitekim bakın, şu anda her kafadan bir ses çıkmakta. Böylece de birilerinin planları tıkır tıkır işlemekte…
KKTC’de siyasetin dibe vurduğunu biliyorduk. Ne zaman ki o özel dizayn karma listeleri gördük, inanamadık. Gerçekten bu kadarını da hayal etmemiştik. Kısaca karma oy fikri, maalesef istenenin tam tersi, hatta hiç istenmeyen kesimlerin çıkarına sonuç verdi…

 

YERİN KULAĞI VAR

MECLİS’İ EROĞLU DİZAYN ETTİ:
Serdar Denktaş boşuna dememişti, “Bükemediğim bileği öperim” diye. Seçim sonucu ortaya atılan veya bize gelen bazı duyumlar, inanın insanın tüylerini ürpertiyor. Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun dağıttığı iddia edilen listelerde, sadece DP-UG’liler değil, bazı UBP’liler yanında CTP’den de isimlerin bulunması Eroğlu’nun 2015’teki adaylığını garantiye almak adına sadece destek verdiği partiyi değil, tüm Meclis’i de kendine göre dizayn ettiğini söyleyebiliriz… Onun niyeti belli de, seçilmek adına iş birliği yapan öyle isimler var ki, duysanız dudaklarınız uçuklar.

ALIŞIK OLMADIĞIMIZ GÖRÜNTÜLER:
Ülkenin en disiplinli partisi olarak bilinen ve parti içi çekişmelerini kamuoyu önüne taşımamakla bildiğimiz CTP’ye, bugünlerde bir haller oldu. Birinci parti olarak çıkmasına rağmen, parti içi kavgalar ve seçimde yaşanan “kesmeler” her yerde konuşuluyor. Bütün bunlar bir yana, yeni adaylar her yerde ağzına geleni söyleyip, partiyi de zor durumda bırakıyorlar. Bakın gazetelere, her gün 2-3 CTP’li vekil kendince siyaset ve çözümler üretiyor. Ve ne yazık ki CTP yönetimi de bunları sadece seyrediyor. O zaman sizin ne farkınız kaldı ki diğerlerinden…

HALA AKILLANMADILAR:
Yaklaşık bir yıl ülke gündemini kurultay kavgaları ile geçiren ve bunun acısını da sandıkta çeken UBP, hala daha ders almamışa benziyor. Eroğlu ve İrsen Küçük sonrası yeni bir yapılanmaya gitmesi gereken UBP’de, şimdilerde bunun yerine “kim başkan olacak” kavgası sürüyor. Gizli bir el hepsine mavi boncuk dağıtırken, gerçekte hepsini birbirine kırdırıyor farkında değiller. Tükenmiş bu mirasın ne kadar çok heveslisi varmış meğer. İnsan şöyle bir bakar, UBP seçmeni kendisine nasıl bir mesaj vermiş onu bir düşünür. Yoksa “İrsen Bey gitsin, ben geleyim” mantığı ile parti bir sonraki seçimlerde tarihteki yerini alır…

ŞONYA GİDİCİ GİBİ:
Seçim öncesi yaptığı sıra kavgası, ardından partiyi zora sokacak açıklamaları ile gündem olan Bengü Şonya kendi sonunu hazırladı. Özellikle “parti içinden beni kesenler oldu, hesabını soracağım” açıklaması ise bardağı taşıran son damla oldu. Hükümet görüşmelerinin ardından Şonya’nın görevden alınacağı ve genel sekreterliğe Hasan Taçoy’un atanacağı artık sıkça konuşulur oldu. Siyaset işte böyle bir şey. Yıllarca kapanma noktasına gelen partiyi ayağa kaldır ama yine de kıymetin bilinmesin. DP dıştan gelenlerle şimdilik sayısını artırmış olabilir ama bununla partinin birliğini, bütünlüğünü feda etmiş.

HEDEFİMİZ SAĞDA BİRLİK:
UBP’nin yeni milletvekili ve Lefkoşa İlçe Başkanı Faiz Sucuoğlu, dün katıldığı bir televizyon programında sağda birlikten, yani UBP ile DP’nin birleşmesinden söz ediyordu. Aynı dünya görüşüne sahip söz konusu iki partinin fikir bazında farkı olmadığını söyleyen Sucuoğlu, önümüzdeki günlerde bu birlikteliğe ihtiyaç duyulacağını altını çizerek, “Hedefimiz bu güç birliğini sağlamak olacaktır” dedi. Seçim öncesi ortaya atılan iddialar sanki gerçek oluyor gibi…

HÜKÜMET İŞİ BİR AN ÖNCE BİTMELİ:
Bir an önce istikrarlı bir yönetime ihtiyacımız var. Kim olursa olsun, ancak işe dört elle sarılsın. Baksanıza herkes birbirinin altını oymakla uğraştığından, memlekette ciddi bir otorite boşluğu ortaya çıkmış durumda. Bu da karanlık odaklar için bulunmaz fırsat. Girne’de binlerde sahte dolar, elektronik mağazaları gümrüksüz mallarla dolu. Hırsızlıklar alabildiğine. Yeter artık, yeter…

YÜZDE 71 İYİ BİLE:
GAÜ Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans Programı bünyesinde yapılan bir ankette, Kıbrıs Türk halkının siyasete olan güvensizliği yüzde 71 olarak ortaya çıkmış. Boşuna değil. Fırıldak gibi dönenler, sözünden cayanlar, sırf seçilsin diye partisine mühür kırdıranlar ve bunlardan da önemlisi, siyaseti masa başında ahlaksızca manipüle edenler. Neyine güvenelim ki?..

ZİRVEDEKİLER
Dr. Bülent Dizdarlı: Dün sosyal medyada Sayın Dizdarlı’nın bir mesajı vardı. “Bugün özel muayenehanemi kapattığımın 1. yıl dönümü. Hiç pişman değilim.” Demek ki olabiliyormuş. Sağol doktor, ezber bozduğun için…

DİPTEKİLER
Bencil Siyaset: Farkındasınız değil mi, tüm partilerde her kafadan bir ses çıkıyor. Kimi kurulacak hükümette bakan olabilmek, kimileri partisinde başkan olmak için konuşuyor, kimileri de stratejik hedeflerine giden yola tuğlalar yerleştirmek için basına haber sızdırıyor. Herhangi bir gazeteyi açın, konuşanların söylediklerine bakın. Halkın çıkarlarını ilgilendiren ne var? Hiç… Siz ne için seçim yaptınız? Daha iyi bir yönetim için değil mi? Ama seçtikleriniz, ya da sandıktan bıraktıklarınızın derdi o değilmiş. Hepsi ikbal peşinde. Seçim sonrası hepsi bir anda deşifre oldular. Ama neye yarar? Bir beş sene de buna mahkumuz işte…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil