06 Aralık 2016

KANLI DERE KULAĞIMIZA ŞARKILAR SÖYLERKEN

Haber İçi Üst

Dalında yeni açılmış bir çiçek gibiydi hayat.

Kim bilir gelecek günler ne getirecek ne götürecekti.
Kimse bunu kestiremez, üzerinde bile durmazdı.
Herkesin teker teker ne yaptığı bilinen yıllardı.
Okulda, çarşıda, evde, tarlada, fabrikada, dairede…

Kim nerede ne yapıyor bilinirdi.

Sene 1969 ve bir Perşembe günüdür diyelim.
Saat ikindi vakti dört.
Okulların kapanmasına beş var.
Herkes bilinen bir köşededir.
Bando takımının elemanları enstrümanlarını temizler, Zeki Taner Hoca bandocuların toplanmasını bekler, Bedevi Pastanesi akşam müşterilerine hazırlanır, Arasta’dan bir manga Mücahit geçer, Hasan Kahvecioğlu Nazım Hikmet’ten şiirler okur, Süleyman Ergüçlü velesbitine atlar, Fırtınalar topluluğu hafta sonu konserlerinin son provalarını yapmakta, Mücahitler Gazinosu ile Kuğulu Park’ta sessizlik hakim, bir tek Milyoner Şefik bir tahta kanepeye uzanmış yatmakta, çocuklar yaseminlerini hurma dallarına, gannavurici kadın yemişlerini tepsisine dizer, sinemalar geceye hazırlanır, lisede hocalar yılsonu sorularını hazırlar…

Mevsim ilkbahar.
Yaza beş var.
Yaseminler yeni açmış, asmalar meyvesi ile yüklenmiş.
Aynı perşembe günü ve aradan birkaç saat geçmiştir.
Gün uzamakta.
Akşamın ilk saatleri serin rüzgarlar kalkar.

Sokaklar sulanır, kadınlar kapı önlerine çıkar.
Kimisi mulihiya ayıklar, kimisi dedikodu yapar.
Girne Kapısı hareketlenir.
Efe, tahta hasır sandalyeleri caddelere kadar yayar.
Bedevi Pastanesi’nde oturanlar var.
Orbay Deliceırmak, muhtemel orada bir çay eşliğinde kuru pasta yemektedir. Çayı baharatlı.
Kışlık Şahin Sineması yerini yazlığa bırakmış, kapıları sürmelenmiş.
Seyyar satıcılar akşam alışverişi için Girne Kapısı’nda orta yerdeki plakanın çevresinde toplanır.
Efkalipto ağaçları uğuldar, Köşklüçiftlik’te yel değirmenleri hafiften döner.
Mahmut Dayı hisarın dibinde yerini alır.
Ahmet Becerikli annesi ile kol kola gezmektedir.
Aynalı, bir yol tutmuş Sarayönü’ne doğru ilerler.
Dr. Küçük sandalyesinde oturur, sigarası Bafra.
Guşo kahveleri taşır…

Çocuklar sokaklara dalar.
Bir ayak, saklambaç ve topaç oyunu oynar çocuklar.
O sırada yaramaz bir oğlan poposunun üstünde hisar duvarlarından aşağılara kadar kaymaktadır.
Bakkal İbrahim Çolakoğlu veresiye defterini karıştırmakta.
Kız Lisesi’nden bir grup kız öğrenci, Resa’da çilekli ve ekşili dondurma yemekte. Kahkülleri neredeyse gözlerini kapatmış.
Çocuk Bahçesi yavaştan hareketlenirken, fıskiyelerden savrulan su damlacıkları çocukların yanaklarına konmakta.
Yazlık Halk ve Şahin Sinemaları temizlik işlerini çoktan bitirmiş, makinist son kontrollerini yapmakta.
O sırada kuşlar neşeli.
Kırlangıçlar baharın şarkısını söylemekte.
Hisar üstlerinde uçurtma oynayan çocuklar var…

Saat ilerlemiş, günbatımı kızıla gömüyor Lefkoşa’yı.
Vardiyalarını tamamlayan polisler, velesbitleri ile eve dönüş yolunda.
Mücahitler Gazinosu Neşe Karaböcek’ten şarkılar çalar, Kuğulu Park’ın kuğuları suda oynaşır.
Temiz pak giyinmiş insanlar parklara dalar…

Sıradan bir perşembe günüdür.
Ne bando gösterisi var, ne sazlı sözlü gecelerden biri.
Hayat, dalında yeni açılmış bir çiçek gibi…

Hasan Hastürer ilk gençlik yıllarındadır.
Fotoğrafçı Ümit’te portre bir fotoğraf çeker.
Işık, Hasan’ın bir yanağında baklava misalidir.
Duruşu, hafiften yannama.
Mehmet Moreket, Beatles botlarını giymiş, babasının Opel’ini nasıl alacağını düşünmekte. Muhtemelen bendenizle birlikte sonu belli olmayan bir maceraya açılacak…
Cumhur Deliceırmak Lefkoşa sokaklarını arşınlamakta, kafası felsefenin başlangıç ilkleri ile meşgul…

Bir perşembe günü.
Sene 1969 diyelim.
Mevsim ilkbahar.
Böyle geçerdi günler…
Kanlı Dere kulağımıza şarkılar söylerken…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam