05 Aralık 2016

Kamâlizm Prensipleri

Haber İçi Üst

İlk izleniminiz başlığın yanlış yazıldığı yönünde olsa gerek. Haksız da sayılmazsınız. Yıllar önce ben de ilk gördüğüm zaman orada bir harf hatası olduğunu sanmış ve kelimeyi “Kemalizm” olarak aklımca düzeltmiştim.
Bu kelimeye gençlik yıllarımda araştırma yaparken 1935 yılı CHP programında rastlamıştım. Kabul etmem gerekir ki “Bu hatayı yapan adamı Atatürk tokatlamış mıydı” diye aklımdan geçmedi değil. Birkaç yıl önce bir kitapta Atatürk’ün adını Türkçeleştirmek amacıyla bir süre için “Kamâl” olarak yazdığını okumuştum. O zaman kelimenin yanlış yazılmadığı kafama dank etti. 1935 yılı CHP programının girişinde aynen şöyle deniyor:
“Cumuriyet Halk Partisinin programına temel olan ana fikirler, Türk devriminin başlangıcından bugüne kadar yapılmış olan işlerle, yalın olarak, ortaya konmuştur.
“Bundan başka, bu fikirlerin başlıcaları, 1927 yılında Parti Kurultayınca da kabul olunan tüzüğün genel esaslarında, ve, Genel Başkanlığın, aynı kurultayca onanmış olan bildiriğinde, ve 1931 Kamutay seçimi dolayısıyla çıkarılan bildirikte saptanmıştır.
“Yalnız birkaç yıl için değil, geleceği de kapsayan tasarlarımızın ana hatları burada, toplu olarak yazılmıştır.
“Partinin güttüğü bütün bu esaslar, Kamâlizm prensipleridir.” 
CHP’nin “ana vasıfları” sayılırken de şöyle deniyor: Cumuriyet Halk Partisi; a – Cumuriyetçi, b – Ulusçu, c – Halkçı, ç – Devletçi, d – Lâyik, e – Devrimcidir.” (Dikkat buyurun, Cumhuriyet değil, Cumuriyet!)
Bu Program’da kullanılan dile daha sonra değinmek üzere, ikisini karşılaştırmak amacıyla bir de 1931 yılı CHP Programı’nın “methal” denilen girişine bakalım:
“Cümhuriyet Halk Fırkasının programına temel olan ana fikirler, inkılâbımızın başlangıcından bugüne kadarki filiyat ve tatbikatta aşikârdır.
“Bundan başka bu fikirlerin başlıcaları Fırkanın 1927 senesinde Büyük Kongrece de kabul olunan nizamnamesinin umumî esaslarında ve ayni Kongrece tasvip edilen Umumî Reisliğin beyannamesinde ve 1931 Büyük Millet Meclisi intihabı münasebetiyle neşredilen beyannamede tesbit olunmuştur.
“Yalnız birkaç sene için değil, istikbale de şamil olan tasavvurlarımızın ana hatları burada toplu bir halde yazılmıştır.”
CHP’nin “ana vasıfları” da şöyle sıralanıyor: “Cümhuriyet Halk Fırkası, A) Cümhuriyetçi, B) Milliyetçi, C) Halkçı, Ç) Devletçi, D) Lâik, E) İnkılâpçıdır.” (Dikkat: Cumhuriyet değil, Cümhuriyet.)
1935 yılında eklenen “Kamâlizm” prensipleri dışında, her iki program da özünde aynı şeyleri söylüyor. Ama dil farklı. 1931 Programı Osmanlıca, 1935 programı ise Öztürkçe olarak kaleme alınmıştır. Ne yazık ki her ikisi de pek kolay anlaşılmıyor. Özellikle de Öztürkçe ile yazılmış olanı.
1935 Programı’nı yazanlar bunun farkında oldukları için kitapçığın sonuna 7 sayfalık (ss. 54-61) bir sözlük eklediler. Bana göre, programın en ilginç yanı “Program içindeki kelimelerden bir kısmının Osmanlıca karşılıkları” olarak belirtilen bu sözlük bölümüdür.
O sıralarda yeni ortaya atılan veya yazı diline sokulan buradaki 162 kelimeden hangileri tutmuş ve bugün kullanılıyor, hangileri tutmamıştır. Acaba tutmayanlar niye tutmamıştır? Bir dil uzmanının bunları ele alıp incelemesi hem ilginç hem de yararlı olurdu.
Ben dikkatimi çeken bazı hususları dile getirmek istiyorum:
1. 1930’lu yıllarda sürüme sokulan kelimelerden birçoğunu bugün hiç yadırgamadan ve ezelden beri dilimizde varmış gibi kullanabiliyoruz. Örnek: Akım, alan, amaç, araç, arıtım, aşama, başarı, bölge, çağdaş, dayanışma, denge, durum, düzenlemek, egemenlik, eğitim, eşitlik, etki, etkin, evrim, gelişim, genel, girişim, güven, il, ilçe, ilgi, kamusal, kapsamak, karşıt, kazı, konu, kotarmak, kurum, kutsal, onaylamak, ödev, öğretim, öğrenim, önem, örgüt, özel, özen, özgü, özgür, özveri, pekiştirmek, sağlamak, saptamak, seçmen, sonuç, tarım, tüzük, ulus, uyum, üretim, ürün, yayın, yetki, yönetim.
2. Farklı anlamlar için önerilmiş ama zaman içinde anlam değiştirerek kullanmayı sürdürdüğümüz kelimeler: Ar, “güzel sanatlar” için önerilmiş ama namus anlamında kullanılıyor. “İnkılâp” için devrim önerilmiş ama bugün inkılâp için reform, devrimi de ihtilâl için kullanıyoruz. “Tasvip etmek” için onaylamak önerilmiş ama günümüzde tasdik etmek anlamında kullanılıyor, tasvip etmek için onamak tercih ediliyor. “Tazmin” için ödem önerilmiş halbuki bedendeki şişkinlik anlamında kullanılıyor. Özgür “serbest” için önerilmiş halbuki hür anlamını kazanmış, “hürriyet” için önerilen özgenlik yerine özgürlük kullanılıyor. Yargıçlık, “hakemlik” için önerilmiş halbuki hakimlik anlamını kazanmıştır.
3. Türkçe “ğ” sesini sevmiyor, hele kelimenin sonuna getirilmesine tahammül edemiyor. Bu türden kelimelerin hiçbiri tutmadı. Örnek: Zorağ (zaruret, zorunluluk), kanığ (kanî, kanaat eden), ferdiğ (ferdî, bireysel), asığ (menfaat, çıkar), atağlık (vesayet, vasilik), kamuğası (menfaati umumiye, kamu çıkarı), yeğrim (salâh, sulh, iyi olma, dürüst olma) yeğritim (ıslâh, düzeltme, iyileştirme).
Aslında önerilen yabancı kelimeler de vardı ki bunların da bir kısmı tutmuş bir kısmı tutmamıştır. Toplumsal sınıf için önerilen “klas” kelimesi bunların, bana göre, en ilgincidir. Bir de tutmayan bir yığın Öztürkçe kelime vardır ama “yerim de dar, yenim de dar.”

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam