04 Aralık 2016

Kaliteli aday seçmek başka, karma başka…

Haber İçi Üst

Kaliteli aday seçme konusunu, “yeni” kavramıyla karıştırdık. 

Her eski politikacı kalitesiz olmadığı gibi, her yeninin de iyi olduğunun garantisi yok. Sonuçta hepsini partilerin tepesindekiler belirlediğine göre, aranan kriterler de partilerin liderliklerine ya da delegesine göre değişiyor.
Aslanbaba da zamanında partisi tarafından, “yeni” diye, “genç” diye tanıtılarak girmişti Meclis’e… Hep birlikte sonucu gördük. Ama son dönemlerde Meclis’e giren yeni isimlerden bir kaçının da tecrübelileri aratmayacak kadar verimli çalıştıklarını da göz ardı edemeyiz.
Karma konusu bir moda haline geldi, tamam bunda hepimizin katkısı var. Bizler de basında yazıp çizen pek çok kişi, bazı sivil toplum örgütleriyle birlikte, iyi olanı, dürüst olanı, kaliteli olanı seçelim, Meclis’in profilini değiştirelim dedik. Ancak bu trend öyle bir gelişti ki, olay “dürüst, temiz, başarılı olabilecek, liyakatli” kriterlerinin, yani esas amacın dışına çıktı, partiler arası karmacılığa döndü. Her şeyi istismar edebilen, çıkarcı politik zihniyet sonunda, yüksek ideallerle ortaya konan “doğru aday” fikrini de, kendi çıkarları için karmaya çevirmeyi başardı…
Özellikle sağdaki son dalgalanmalar, istifalar, transferler, karmacılığı teşvik etti. Şu anda “büyük yerden gelen telkinler”le vatandaş karmaya teşvik ediliyor. Aynı şekilde, solda “ille de milletvekili olacağım” derdindekiler, “bir tik” diyerek yola çıkmış durumdalar. Her gün birkaç yeni örneği duymaktayız.
Mühürden uzaklaştırılan seçmen, bunu yaparken doğruyu yaptığına inandırıldı. “Bakın bu seçim herkes karmacı, kimse mühür vurmayacak, falanca, filanca da bunu destekliyor” denmek suretiyle, mevcut partilerin tabanı başka yerlere yönlendirilmeye çalışılıyor…
Halbuki alakası yok. Karmacılık başka, adaylar arasından adam gibi bir liste çıkartmak bambaşka.  Geçtiğimiz günlerde de yazdık. Herkes bu “doğru” seçim işini, kendi partisinin içinde de yapabilir. Seçim sistemimiz buna müsait…
Bir kez daha oturup düşünmekte yarar var, sadece üç soru;
-“Bana bir tikcik” diyenden, ya da onu bunu kesenden bir hayır gelir mi..?
– Dürüstlük, doğruluk, kalite bu mudur..?
-Bunu yapan halkı mı düşünmektedir, kendini mi..?
Cevap, sorunun içinde zaten…

 

YERİN KULAĞI VAR

SONUCU KİM BELİRLEYECEK:                                                                                                                               

28 Temmuz’da seçmenin bir bölümü alışkanlıklarını sürdürüp partisine oy vermeye devam edecek ki, biz bunlara “mühürcüler” diyoruz. Diğer bir grup seçmen ise, parti gözetmeksizin, inandığı ve aklına yatan adaya oy verecek. Bu gruba da “karmacılar” deniyor. Bir de “boykotçular” sınıfı var ki, kendi düşüncelerine uygun hiçbir partinin olmadığına inanırlar. Onlara göre,  iktidara gelen kim olursa olsun, tek dertleri ülkeyi soymak ve yükünü almak olduğuna inanırlar, oy vermezler, bir anlamda kadercidirler. 28 Temmuz seçimleri en az partiler kadar bu üç grup arasında da geçecek.

ALIŞKANLIKLAR YIKILIYOR:                                                                                                                                 

   CTP’nin geçmiş seçim ve tanıtım afişlerini hatırlıyor musunuz? Bilmem dikkat ettiniz mi, CTP ilk kez afişlerinde ağırlıklı olarak, genel başkanın fotoğrafını kullanmayı tercih etti. İddiaya göre, bu dönem alışılagelmişin dışında bir kampanya yürüten CTP’deki bu değişim, parti içinde de birtakım rahatsızlıklara neden olmuş. Partinin değil de, Özkan Bey’in propaganda da ön plana çıkması, aslında CTP’deki değişimin de ilk sinyallerini vermesi bakımından oldukça dikkat çekiyor…

BU DA NEREDEN ÇIKTI:                                                                                                                                                Daha seçimleri yapmadan, nasıl sonuçlanacağını bilmeden yeni bir dedikodu aldı başını gidiyor. Neymiş efendim sonuç ne olursa olsun, hükümeti kim kurarsa kursun 6 ay içinde, hiç bilemediniz 2015’te yeniden olacakmış. Buna ne seçmen, ne para, ne de aday dayanır. Hem 6 ay sonra seçim yapacaksak, bu acele niye..?

GÖVDE Mİ GÖBEK GÖSTERİSİ Mİ:                                                                                                                    

      Seçimlere az bir süre kala siyasiler de propagandalarına hız verdiler. Gazetelerin manşetlerine baktığımızda “falanca parti gövde gösterisi yaptı” yollu haberleri görüyoruz hep. Ancak haberle ilgili fotoğraflarda göze çarpan ise, siyasilerin dolgun göbekleri oluyor. Doğal olarak da, “bunlar gövde gösterisi mi, yoksa ‘göbek’ gösterisi mi yapıyorlar” diye düşünmeden edemiyor insan…      

FIRTINA MI KASIRGA MI:                                                                                                                                      

DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş ile Girne adayları, hafta sonu bir araya gelip, seçimlere yönelik “beyin fırtınası” çalışması yapmışlar. Bazıları bunu “kuru gürültü” olarak değerlendirirken, bazı muhalifler ise fırtına derken, kasırgaya kapılmanızdan endişe ediyorlar haberiniz olsun…

RUM TARAFI YİNE PROAKTİF:                                                                                                                                      

   Kıbrıs konusu sonunda gündeme gelmeye hazırlanıyor. Sonbahara bir şeyler olacak. Türkiye’nin bakanlarının yeni bir plandan bahseden söylemleri, dünya basınında çıkan analizler ve ABD’den gelen işaretler de bunun göstergesi.  Ve bu hazırlık sürecinde Kıbrıs Rumları önde olmak adına, Maraş gibi, doğal gaz gibi konuları öne çıkararak, pazarlığı kendi açısından yükseltme çabasında. Ya biz? Beylik lafların ötesinde bir hazırlık var mı? Emin değilim…

ELİMİZDE VERİ BİLE YOK:                                                                                                                                          

    Güney Kıbrıs, işsizlik oranında Avrupa ülkeleri arasında, yüzde 15.8’le 5. sırada.  Türkiye’de işsizlik oranı ise, yüzde 17,5. Bu tespit Mart 2013 tarihli. Peki acaba bizde durum ne?  2011 Hane Halkı İşgücü anketinden sonra elde bir veri yok. O da yüzde 9,7… Sizce bu oran hala geçerli mi? Sürekli bir tespit yapılmadığına göre bilmek imkansız. Peki ya siyasi partiler ekonomik programlarını acaba hangi verilere göre şekillendiriyorlar..?

 

ZİRVEDEKİLER
Ayşe Dönmezer
: Kuzey Kıbrıs’taki siyasetin gün geçtikçe daha da kötüye gittiğini savunan Dönmezer, “Bizdeki yapı gelişmiş ülkelerdekinden çok farklı. Burada, gündüz kahvelerde, gece meyhanelerde içki sohbetlerinde politika yapıldığı ve eğilim o yönde olduğu için kadınlar kendine yer bulamadı, erkek egemen dominant bir siyasi yapı oluştu” değerlendirmesinde bulundu… Kadınların siyasetten neden uzak kaldığının bir izahı…

DİPTEKİLER
Seçimin Adı Popülizm: Ortada seçim lafı yokken geçici istihdamlara veryansın edenlerin, şimdi tüm geçicilerin kadrolanmasından bahsettiklerini de gördük. Hani bunlar anayasaya aykırıydı, hani adil değildi, hani devlete külfetti? Bu popülizm değil de nedir..?

Bayındırlık Bakanı Başarır, Angolem halkını bezdiren yol için önce yama sonra yeniden döküm önerdi

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam