03 Aralık 2016

“Kalbim ondan başkasını hiç istemedi”

“Kalbim ondan başkasını hiç istemedi”
Haber İçi Üst

Lübnanlı bir babanın ve Larnakalı bir annenin oğlu olan Mustafa Hibri ile Girneli bir ailenin kızı Fatma Püsküllü Hibri çiftinin 62 yıllık dillere destan yaşam serüveni Bir yastıkta 50 yıl programında. Bu haftaki programda Kıbrıs tarihine kültürüne dair çok şey yaşandı. Beyrut gaveleri içildi, udlar çalındı, Tangolar yapıldı. Bir yastıkta 50 yıl farkındalığıyla belgesel niteliği taşıyan yapımı keyifle izleyeceğinizi ve okuyacağınızı umuyorum.
Ali Atamer: Dilerseniz Lübnan’da ve Kıbrıs’ta geçen yaşam hikayenizi dinlemeye başlayalım.
M.H.: Ağırlıklı olarak Lübnanı dinleyeceksiniz. Ben doğdum 1931’de. Beyrut doğumluyum. Annem geldi Beyruta1929’da babamla evlendi. Annem Larnakalı babam Lübnanlı. Annemin ismi amberdi. Mustafa Mıstık benim dedemdir. Benim nenem Havva Raşit ismindeydi. Annemin teyzesi evliydi Laskiyeli Ali Memiş’le. Onun vesilesiyle gittiler Lübnan’a. Çocuk etmediği için dedi neneme alacam ben bu çocukları tek tek büyüteyim.
Ali Atamer: Mustafa dayıcığım senin baba tarafının arap kökenli olması bana Arapların Kıbrıs’a gelip kızları para karşılığı satın almaları konusu geldi. Neden Kıbrıs’tan kız alınırdı?
M.H.: Yazıktır desinler satıyorlar kızları. Ayıp bir şeydir. Evvelden ağırlık verirlerdi. Bu adet ona benzer.
F.H.: Şimdi bile gelir Türkiye’den ya da başka bir ülkeden beğenir alır gızı gider. Kısmet işidir.
M.H.: O zaman gelir Araplar para verirdi. Çünkü gız tarafı fakirdi. Araplar yökün para verirlerdi. Gız babaları da muhtaçdı paraya.
F.H.: Hakikaten ayıptır bunun söylenmesi. Ama böyle çıkarttılar adını.
Ali Atamer: Fatma teyzeciğim seni de tanıyalım.
F.H.: Ben bu evde doğdum.1936’da Girne’de doğdum. Annemin ismi Huriye babamın da Mehmet Püsküllü ailesi derlerdi gendilerine. Babam 1940’ta ikinci dünya savaşına mısıra gitti ve öldü. Beyruta15 yaşında gittim.
Ali Atamer: Tarihi seven ve araştıran biri olarak hep eski yaşamı merak etmişimdir. Ve siz eski Girnelileri bulmuşken eskiye dair ne varsa anlatır mısınız?
F.H.: En eski yer burasıdır. Bundan aşşağa hep eski mahalledir.
M.H.: Rumlar garagöz oynatırdı. Biz da gider görürdük. Garagızın her Kıbrıslıda hatırası vardır. Herkes denize gideri yıkanırdı.
F.H.: Limandaki barlar eskiden mandıraydı. Gızgardaşımın orda mandırası vardı. Şimdiki ordu pazarının orda açık sinema vardı. Orası tarlaydı ve perde gorlardı film seyrederdik. Gemiler iskeleye sahiline gelirdi. Şimdiki Girne limanına gelmezdi. Bizim zamanımızda Belesbit kiralardı gızlar ve sürerdik.
M.H.: Ben her sene gelirdim Kıbrıs’a. Ud, kemane çalardım ve kızlar seyrederdi beni. Fatma da uzaktan bakardı. Nerden bileyim ki onunla evlenecektim. Annem biz yatırken ud çalardı ve biz uyurduk. Ondan öğrendim.
Ali Atamer: Fatma teyzemle akraba evliliği yaptınız. Siz mi karar verdiniz yoksa büyüklerin isteğiyle mi oldu?
M.H.:
Ne zaman ki Fatma geldi Beyrut’a sever mi beni sevmez mi anlayım diye bişeyler yaptım. Dedim gendine “sever min beni”? O vakıt utandı. Dedim “bak ud çalacayım sen da şarkı söyleycen.” Fatma da dedi “ben yapamam şarkı filan”. Ben da dedim “eğer şarkı söylemezsan bilirim ki beni sevmen o vakıt olmayacak bu iş”. O vakıt başladı bişeyler söylemeye belli oldu ki beni seviyordu.
Ali Atamer: Birbirinize karşı beslediğiniz saf ve güzel duygular yeni nesli kıskandıracak türde.
F.H.:
Napalım oğlum kısmet.
Ali Atamer: Mustafa dayıcığım Fatma teyzemi ud çalarken kandırdın galiba.
M.H.:
Mecbur oldu göstersin bana duygularını ki beni seviyor. Başladım çalmaya o vakıt ‘yıldızların altında’, ‘bekledim da gelmedin’ şarkılarını. Ben ud çalarken Fatma’nın bana söylediği şarkı ise ‘gezdim gezdim yoruldum esmer sana vuruldum.”
Ali Atamer: Masum başlayan bu sevgi ilerleyen zamanda hiç bitmeyecek bir aşka dönüştü anlaşılan.
F.H.
: Bizim aynıdır oğlum hala daha hiç değişmedi sevgimiz aşkımız. İşe gidecek hep beni arardı gözleri. Gelir bakardı kapıdan pencereden görsün beni da ona göre gitsin işe.
M.H.: Org çalarken kaydederim diske ve tango yaparık. Sizin içinde yapaycık bir tango. 1 sene galdık nikahlı. Çok güzel geçti. Ben çok severim ve kıskanırdım gendini. Sinek bile gonsa üstüne kıskanırdım. Erkek gardaşlarımınan bile gonuşamazdı. Yasaktı. Fatma benimdir istemem kimseynan gonuşsun.
F.H.: Gonuşmazdım hakikaten. 15 yaşındaydım ve Mustafanın Havva gızgardaşıynan oynardım.
Ali Atamer: Peki niye Beyrut’u tercih ettiniz ve Kıbrıs’ta yaşam sürdürmeyi istemediniz. Buraları bırakmak zor olmadı mı?
M.H.: Zere benim işim ordaydı. Babam annem bir oda verdiler bize orda evlendik.
F.H.: Zor olmadı ne burada evleneyim ne orda.
M.H.: Annesine dedi hanım nenem bak “Mustafa almazsa gendini geri dönecek bu gız. Mustafa olmazsa hiçbiri olmayacak” dedi. Giderdik gezmeye yürümeye. Sonra sandal la açılırdık denize. Kürekleri ben çekerdim.
Ali Atamer: Eski Türk filmlerdeki aşk sahnelerine benzettim sizin hatıralarınızı?
M.H.: İstemezdim sinemada biri yanına otursun diye 16 mmlik film aldıydım eve orda görürdük Filmleri. Çok kıskanırdım.
F.H.: Ben şimdiye kadar evdeyim oğlum.
Ali Atamer: Mustafa dayımın kıskançlığından hiç rahatsız olmadın mı Fatma teyze?
F.H.: Hiç hiç olmadım.
M.H.: Ama şimdi o kıskanmaya başladı. Öperler beni gızlar naparsınız der. Gençliğimde de kıskanırdı. Önümüzden kızlar geçtiği halde hiç bakmazdım. Kalbim ondan başkasını hiç istemedi. Ben isterim eve geleyim ud çalayım gendine. Hiç üzgün göremezdim gendini.

Ali Atamer: Sizin yaşadığınız sevgiyi, saf duygucukları eminim ki günümüz evliliklerinde görmek pek de mümkün değil.
F.H.: Yoktur, yoktur hiç.
M.H.: Ben hiç duymadım bizim gibi yaşayanı
Ali Atamer: Nikahı düğünü Beyrut’ta yaptınız. Kıbrıs gelenek-göreneklerini yapabildiniz mi oralarda?
F.H.
: “51”de evlendik. Benim hiç kimsem yoktu Beyrut’ta. 1 gün düğün yaptık. ikinci gün da gelin güveyi eyi geçinsinler diye gelirdi misafirler. Böyle bir adet vardı.
M.H.: Çok geniş yapmadık düğünü. Aile içinde yaptık. Evimizde yaptık. Evlendik o gece. İkinci gün Sininin içinde tatlı nor ve herkese verildi. Sonra çörek getirdilerdi. Gramofon goduk ve tango yaptık. Ben da ud çalardım gadınlar da başlardı oynamaya.
Ali Atamer: Lübnan’da karşınıza çıkan zorlukları nasıl aştınız. Buraya özlem var mıydı?
M.H.: Hiçbir sorun yoktu. Güzelliknan yaşadık. O beni seviyor bende onu.
F.H.: Gelirdim her sene Kıbrıs’a. 1 ay galırdık ondan sonrada giderdik Beyruta. Beyruttaki evimiz güzeldi.
M.H: Savaşta da geldik buraya. Konvoyunan geldik Fatma annesini görmek için. “57”de geldik.
F.H.: Pazar günleri pikniğe giderdik. Gezdik yani. Annemi, gızgardaşlarımı göreyim derdim. Başka bişeyi özlemezdim.

Ali Atamer: Karı-koca ilişkilerinde inişli çıkışlı günler yaşadınız mı?
M.H: Hiç yormam ben gendini. Gendi nesdarsa o yemeği yapar. İnsan her şeyi eşine sormalı ona göre davransın. Kıskansa bile beni başka kızlardan derdim gendine “bişey yoktur “okşardım saçlarını tamamdı.
F.H.: Gızların peşinden koşması normaldir. Ama şimdi büyüdük artık. Gendi çıkar gezer benim ayağım ağrır evdeyim.
Ali Atamer: Gördüğümüz kadarıyla birbiriniz için yaratılmışsınız. Allah sizi ayırmasın. Bir yastıkta nice yıllara diliyoruz.
M.H.:
İnsan lazım dikkat etsin hemen düşünsün ilk günler gibi sevsin eşini. Soğukluk olmaması lazımdır. Çiftler hep yakın olsun birbirlerine.
Ali Atamer: Sizin gibi güzel değerli insanlar tanıdık. Anlattıklarınızı kayıt altına aldık. Sözlü tarihimize yaptığınız katkılardan dolayı içten teşekkürler.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam