09 Aralık 2016

İzcan: Sol siyasetçilerde ego çok yüksek

İzcan: Sol siyasetçilerde ego çok yüksek
Haber İçi Üst

Baykan GÜRSES ÖZDAĞ

Siyasi parti eşleri ile sohbette bu hafta BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan’ın eşi İlkay İzcan ile devam ediyoruz.  26 yıllık eğitmen olan İlkay İzcan ile aile yaşantılarından siyasi yaşantılarına kadar HAVADİS’e oldukça samimi açıklamalarda bulundu.
1965 yılında Baf’ta doğan İlkay İzcan, 26 yıllık bir eğitmen… 1975 yılında 9 yaşındayken adanın Kuzey’ine göç etmek zorunda bir ailenin kızı olan İlkay İzcan, bu yaşadıkları zorlu dönemi büyük bir travma olarak tanımlıyor. Her türlü milliyetçiliğe karşı olduğunu söyleyen İlkay İzcan, ancak buna rağmen bir “Baf Milliyetçisi” olduğunu gülümseyerek anlatıyor. İlkay İzcan, İnsanların topraklarından koparılmasının bir travma olduğuna dikkat çekti.

“Doğduğunuz topraklardan koparılmak bir ‘travma’ yaşatıyor”
1975 yılında adanın içinde bulunduğu zorlu koşullardan dolayı Kıbrıs’ın kuzeyine göç etmek zorunda kalan İlkay İzcan yaşadığı ve hayat boyu unutamadığı bu göçü şu cümlelerle anlattı:
“Doğduğunuz topraklardan koparılmak kötü bir şey.  Biri Baflıyım dediğinde kendimi orada buluyorum. Bu da bir travmadır bence…
Toplum bilimciler bunu incelemeli. Kendimi hiçbir zaman buralara ait hissetmedim. Kuzeye geldiğimde 9 yaşındaydım. Bu çok farklı bir duygudur. Toplum çok kötü bir şey yaşadı, topraklarından koparıldı. İnsanlığa yapılacak en büyük kötülük topraklarından koparılmasıdır.
Garantörlerin, kendi çıkarları için dayattıkları bir modeldi bu… Bunun içindeki kaybolan hayatlar onlar için hiç önemli değildi.”

“Siyasi rejim, muhalif düşünceye tahammül edemiyor”
Geçmiş yıllarda siyasi rejimin muhalif siyasi görüşlere karşı takındığı tutumun bugün de hala değişmediği iddiasında olan İlkay İzcan, bunu bir örnekle anlatmaya çalıştı.
İlkay İzcan,  İzzet İzcan ile nişanlandığında Kalkanlı’da öğretmenlik yaptığı dönemde Geçitköy’e tayin edildiğini ve bu dönem çok zorluklar yaşadıklarını anlattı.
Bunu kabul etmediği için işten çıkarılma tehdidi ile karşı karşıya kaldığını söyleyen İzcan, bunun nedeninin geçmişte muhalif siyasi bir duruş içinde olmalarından kaynaklandığına vurgu yaptı.

Üniversite hayatı sonrasında ilk hayal kırıklığı…
İlkay İzcan, beş kardeş olduklarını ve abisinin okumak istediğini ancak maddi durumları yeterli olmayınca bunu başaramadığı için yıllarca bunun acısını yaşadığını,  bu dertten dolayı da genç yaşta hayatını kaybettiği de anlattı.
İlkay İzcan, “Ağabeyim, kendi okuyamadığı için bana çok destek oldu. Ben çok rahat bir üniversite eğitimi aldım. Ağabeyimin ve babamın da desteği ile okudum. Ege Üniversitesi’nde biyoloji okudum. Mikrobiyoloji okumak istedim, 400 kişi içinden ilk 20’ye girip bunu başardım” hatırlatmasını yaptı.
Üniversiteyi okuduktan sonra ülkeye dönüş yaptığını ve iş bulacağı ümidini taşıdığını ve bunun hayal kırıklığı ile sonuçlandığını da paylaşan İlkay İzcan, “Mikro biyoloji çok özel bir bölümdü, hocalarımız bizi pohpohluyordu,  Kıbrıs’a gelince bize kırmızı halı sereceklerini sanmıştık, yanıldık” diyerek hayal kırıklığını vurguladı.
Okuduğu bölümün sağlıkla ilişkinin ve öneminin altını çizen İlkay İzcan, “Çok ihtiyaçlı bir bölümdü. Kıbrıs’ta ise bir tek hastane vardı. Ve başka bir şey yoktu” dedi. 
Lisede okuduğu yıllardan itibaren siyasi düşüncesinin şekillendiğini ve bunun da sol siyasi görüşe yakın bir çizgi olduğunu anlatan İlkay İzcan, babasının sözünden hiç çıkmadığını ancak buna rağmen ilk kez, babasının istememesine rağmen Lisede okurken hocası Zühre Civa ile birlikte CTP’nin mitingine katıldığını hiç unutmadı.
İlkay İzcan, işçi bir ailenin çocuğu olduğu için bu kesimin haklarını savunan bir siyasal görüşün parçası olmasının doğal olduğunu vurguladı.

“Dönemin Sağlık Bakanı’nın rüşvet alıp verdiğini anlatmasına tanık oldum”
Eniştesi UBP’li olduğu için iş istemek amacıyla dönemin Sağlık Bakanı’na gittiklerini söyleyen İlkay İzcan, o gün yaşadıklarını şu sözlerle özetledi:
“Dönemin Sağlık Bakanı, tam bir saat telefonda konuştu. Konuşurken de aldığı rüşvetlerden bahsediyordu. Telefonda bunları sayıyordu.
Enişteme, “bir daha beni buraya getirme, ben bu insanlardan iş istemem” dedim. Böyle bir şeyin parçası olamazdım, bir daha da gidip istemedim. Sağcı bile olsa bir bakanın ağırlığı olmalı, dürüst olmalı…”

İlkokul öğretmenliğinden lise öğretmenliğine…
İlkay İzcan, İlkokul öğretmenliği döneminde, kızına hamile iken sınava girerek Lise öğretmenliğine nasıl geçtiğini de anlattı:
“3 yıl geçici öğretmenlik yaptım, UBP, bunu bir lütufmuş gibi sundu bana… 3 yıl ilkokul öğretmeni olduktan sonra kadrolandım, 8 yılın sonunda hamileyken, CTP dönemiydi, sınavı geçsem beni lise öğretmenliğine alır mısınız dedim.
İlkokul öğretmenliği dönemini de severek yaptım ama yine de hep bir uhde taşıyordum lise öğretmeni olmak için… Oturup çalıştım, sınava girdim, kazandım, 7 kişiydik, bizi kadrolamadılar, haklıydılar aslında çünkü ben kadrolu ilkokul öğretmeniydim.
Sınavda birinci geldim, eğer beni almazsanız mahkemeye giderim dedim ve bana ‘kadro boşalırsa alırız’ dediler ve alındım.”

“Kuzey Kıbrıs’ta ‘devlet mekanizması’ yok”
Kuzey Kıbrıs’ta ‘devlet’ mekanizmasının bulunmadığını, bunun da vatandaşlar arasında yaratılan ayrımcılık ile ortada durduğunu da söyleyen İlkay İzcan, yıllarca insanlara siyasi görüşlerini hiçe sayarak iş, aş gibi konularda baskı ve tehdit uygulandığını anlatıyor.
İlkay İzcan şöyle devam etti:
“UBP’nin son kurultayında tüm delege çocukları ve UBP Yönetim Kurulu üyeleri ve yakınlarının işe alınanlar olması, topluma hala bunun olduğunu gösterir.
‘Benden ol, sana iş vereyim’ anlayışı devam ediyor. İş, toplumsal bir haktır. Bir devletin insanına sağlaması gereken anayasal bir haktır. Sen bunu lütuf diye sunamazsın.
Silah diye kullanılmaz,  iş hakkı anayasal bir haktır. Sosyal devlet anlayışı, ana evin yoksa ev, işin yoksa iş sağlamaktadır. Burası Avrupa’nın bir parçasıdır derler, ama devlet neresinde bunun…
Ortada devlet yok, Hele de son UBP iktidarı döneminde… Okul yok, hastane yok, ilaç yok… Bunun yanında AKP’nin dayatmalarına boyun eğme var.”

“Güney’de ikinci sınıf vatandaşız”
Kuzey Kıbrıs’taki sistemin getirdiği yanlışlara vurgu yaparken Güney Kıbrıs’tan da örnek veren İlkay İzcan, Güney Kıbrıs’ta ise Kıbrıslı Türklerin “ikinci sınıf muamelesi” gördüğü düşüncesinde…
İzcan, Güney Kıbrıs’ta da hayal kırıklığı yaşadığını vurgularken, “Kuzey’de Devlet hastanelerinde bir tek panadol bile yok. Güney Kıbrıs’a sağlık hizmeti için gidersiniz, orada başka bir muameleye tabii olursunuz, Güney Kıbrıs’ta da babam için sağlık hizmeti almak istediğimde büyük hayal kırıklığı yaşadım. Rumca biliyorum ve konuşmalarını duyuyordum, orada da ikinci sınıf vatandaşsınız. Paranız varsa değeriniz var. İrsen Küçük hastalandığında Türkiye’ye gitti, Derviş Eroğlu da öyle… Olan var verir, veremeyen ne yapacak. Devlet görevini yerine getirmiyor” saptamasında bulundu.

“Kalkanlı’da inşa ettiğimiz yurt, alın teri ile yapıldı”
İlkay İzcan, eşi İzzet İzcan ile birlikte çok mütevazı bir hayat yaşadıklarını söylüyor. Uzun yıllar kirada yaşadıklarını anlatan İlkay İzcan, yıllar sonra Kalkanlı’da bir ev inşa ettiklerini, Kermiya bölgesinde de bir sosyal konut apartmanları olduğunu söyleyerek de yıllarca yaşadıkları zorluğa dikkat çekiyor. Kalkanlı bölgesinde yaptıkları ve eleştiri aldıklarını söylediği Yurt binası için de konuşan İlkay İzcan, babasının yıllarca çalıştığını ve elde ettiği “mücahit puanları” ile bir tarla aldıklarını, ODTÜ’nün kurulması ile kendilerine bir şans doğduğunu ve bunu değerlendirdiklerini ifade etti.  İlkay İzcan, bunu eleştirilere şöyle yanıt veriyor ; “Herkes bu yurdu nasıl yaptık bilemez. Yıllardır çalışıyoruz, hala borcu var. Babamın eşdeğer puanları ile alındı orası, anne ve babamın bunda büyük emeği var. Kimse bilemez ne yaşadığımızı, nasıl yaptığımızı… Ama eleştiri yapabiliyorlar, ‘İzzet İzcan yurt yaptı, burjuva oldu’ …Yığınla spekülasyon çıktı bu konuda, elçilikten yardım aldı, Rum’dan aldı diye… Kooperatif Merkez Bankası’ndan borç alındı ve o borç 2019’da yılında bitecek.”

“Sol siyasetçilerin egoları çok yüksek… Yanlış yapmalarına neden oluyor”
Sol siyasi görüşe sahip siyasetçilerinin, egolarının çok yüksek olduğunu söyleyen İlkay İzcan,  bunun da birçok hataya sebebiyet verdiğini iddia ediyor. İlkay İzcan bu konuda görüşlerini şöyle izah ediyor;  “Siyasetçilerin egolarının çok yüksek olduğuna inanırım. Buna eşimi de dahil ediyorum. Egoları çok yüksektir, bu onların yanlış yapmasına neden oluyor. Eşim de buna dâhil… Özellikle Sol görüşlü siyasetçilerde, bunu yakıştırmam. Sağ için beklerim, çünkü daha menfaatçi ve bencildirler, çıkar ilişkileri yüksektir. Sol siyasi görüştekiler, egolarını biraz törpülemeli…”

“İzzet İzcan’ın, BDH’dan ayrılmasını onaylamadım”
İzzet İzcan ile sevgi ve saygıya dayalı bir evlilikleri olsa da eşi ile bazı konularda aynı düşüncede olmadığını ifade eden İlkay İzcan, bunun en önemli örneklerinden birini de eşinin BDH’dan ayrılmasında gördüğünü söyledi.
İlkay İzcan, bu konuda sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çoğu zaman CTP’li arkadaşlarımız, onların içinde büyümemize rağmen bizi çok eleştirirler, kendilerini eleştirdiğimiz için… Ama bu benim yapımda olan bir şey, yanlış olanı eleştiririm. Eşim oradan ayrıldı diye yapmıyorum bunu, eşimi de çok eleştiririm.
BDH’dan ayrıldığı dönemde çok ısrar ettim İzzet’e ayrılmasın diye, ama olmadı. O gömleği giymiştik, bir gün çıkarmak yanlış oldu. Bu da bir travmaydı. Bunu da sadece İzzet İzcan’a, BKP’ye, Özker Hoca’ya yüklemek de doğru değildi. Karşılıklı bir yanlış yapıldı. Görüyoruz ki, sol görüş bölünüp küçüldü…”

“İzzet İzcan, siyaseti hayatında hep ön planda tuttu”
İlkay İzcan, eşinin siyaseti her şeyin önünde tuttuğunu da söyleyerek, bunun çoğu zaman meslek ve aile yaşantılarının önüne bile geçtiğini de anlatıyor.
İzcan, “İngiltere’den mezundu İzzet… Mühendislik mesleğini sadece karın tokluğuna yapıyordu. Oysa istese, daha çok mesleğine eğilseydi çok daha önemli şeyler yapardı, ama hayatında, siyaseti ağırlıklı tuttu” görüşünü de vurguladı.

“İzzet beni değil CTP’yi seçti”
Eşinin siyasete ayırdığı zaman nedeniyle çocuklarını tek başına büyüttüğünü, bunun da kendi içinde bir yara olarak kaldığını belirtiyor İlkay İzcan…
İlkay İzcan, “O dönem İzzet, hep bir toplantıda, bir yerdeydi. Bir defasında ona ‘ya partin ya ben’ dedim, bana ‘vallahi partim’ diye yanıt verdi. Yani CTP… Şimdi CTP’liler yerden yere vuruyor İzzet’i… Ailesi bir yana, siyasi partisi bir yanaydı, o derece gönülden bağlıydı. Ancak sonradan CTP’den ayrıldı, bu da bir tercihti” dedi.

“İzzet, siyaset yapmak için doğdu…”
“Eşim çocuklarını çok sever. Siyasetten biraz uzaklaşınca, çocuklara ayıramadığı vakti ayırmaya başladı. O zaman çocuklarına daha çok vakit ayırabildi. Ama İzzet siyaset yapmak için doğdu, yaptığı zaman çok mutludur, yapamadığında da çok mutsuz olur.”

“Çok tehdit aldık…”
“Geçmişte, bize hiç yansıtmadı ama tehdit telefonları ve mektupları aldığını sonradan öğrendim. Hiç yansıtmadı, ama hissederdim. Telefonlarımız hala dinleniyor. Ama hiç gocunmam, çünkü gizli hiçbir şeyimiz olmadı. Dönem dönem bize ‘Hain, Rumcu’ gibi sözler söylendi. Çok tedirginlik yaşadık, hala da zaman zaman yaşıyoruz.”

“Egemen güçler Kıbrıs için yeni plan hazırlığında…”
“Kıbrıs halkı için egemen güçler tarafından plan hazırlanıyor bence… İsteseler Barışı bir günde sağlarlar, onlar da kendi çıkarları doğrultusunda barışı sağlayabilir. Kıbrıslı Türk ve Rumlar, birlikte olmalı, ancak buna karşı şu an inancım bulunmuyor. Kıbrıslı Rumlar için ekonomik krizin onların daha olumlu düşünmelerine neden olmasını temenni ederim.”

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil