08 Aralık 2016

İyi ki varsın Havadis…

Haber İçi Üst

Gazeteniz Havadis bugün dördüncü yaşını kutluyor. Benimse günlük yazılarıma başlamamın ikinci yılı. Uzun bir süre sadece pazar günleri yazdığım Havadis Gazetesi’nde, son TV programımın hükümet baskısı ile yayından kaldırılmasının ardından, Sevgili Başaran ve Hüseyin’in teşvik ve destekleriyle günlük olarak yazmaya başladım. Kısacası Havadis yaşlandıkça, ben de onun yarı yaşı kadar yaşlanıyorum… Biliyorum, benim ömrüm Havadis’inki kadar uzun olmayacak ama yaşadığım, aklımın ve gücümün yerinde olduğu sürece bu sayfalardan her gün sizinle olmaya devam edeceğim…
1990’da “Yenigün” Gazetesi’nde başlayan gazetecilik serüvenimi, yirmi küsur yıldır, görsel ve yazılı basında sürdürüyorum. Ne mutlu bana ki, bu uzun süreç içerisinde kalemimi ne kendim, ne de ailem için kullanmadım. Yanlışa karşı, şartlar ne isterse olsun, hep muhalif oldum. İktidarda hangi parti olursa olsun hiçbir zaman, kiralık kalem olmadım, başımı önüme eğmedim. Bu benim, yirmi küsur yıllık meslek hayatımda, en büyük övünç ve gurur kaynağım oldu… 
Havadis Gazetesi, bünyesindeki onlarca genç ve dinamik çalışanıyla bu yolu yürümeye devam edecektir. Bu meslek tıpkı bir bayrak koşusu gibi, turunu tamamlayan, bayrağı bir sonraki arkadaşına teslim edecek…
Gün oldu yazdıklarımız belli birilerini rahatsız ederken, toplumun büyük bir kesiminin desteğini aldı. Başardığımızı o zaman anladım, çünkü Havadis birilerinin sesi olmak için değil, halkın ve ülkenin sesi olmak için var…

En alttan en tepedeki çalışana kadar sevgi ve saygının hakim olduğu “Havadis Gazetesi’nde çalışıyorum” demekten büyük mutluluk ve gurur duyduğumu söylemem lazım.  Bu büyük ailenin bir parçası olmak, içlerinde yaşamak, acıları ve sevinçleri birlikte paylaşmak, sırasında abileri, sırasında çalışanları olduğum bu kurum için aslında söyleyecek çok şey var. Ama biliyorum ki, benim satırlara dökemediklerimi sizler 4 yıldır yaşayıp görmektesiniz…  

Hiç unutmuyorum, iki yıllık Havadis macerama başlarken, üzerime aldığım sayfa 18’in sorumluluğundan çekinmiştim. Gerek siz okurlarım, gerekse Havadis ailesinin bitmeyen desteği ile bugünlere kadar geldik. Kimi zaman ülkede yaşananları gördükçe isyan edip, “ boşuna yazıp çiziyorum, hiçbir şeyin düzeleceği yok” deyip noktayı koymak ve “ ne haliniz varsa görün” dememek için kendimle çok mücadele ettim. Böyle zamanlarda da bırakıp gitmek yerine, gücümün yettiği kadar mücadele etmenin daha doğru olacağına inandım. Nazım Hikmet’in şiirinde dediği gibi;
Ben yanmasam,
sen yanmasan,
biz yanmasak,
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…
Kıbrıs Türk Basınının aydınlık yüzü Havadis ile birlikte, daha nice nice dört yıllara…

YERİN KULAĞI VAR
NİYE OYNATMIYORSUNUZ:

UBP Güzelyurt milletvekili Türkay Tokel katıldığı bir televizyon programında, “Buradan Küçük’e karşı muhalif duruşumuzu sonlandırmamız için yapılan teklifleri sizlere açıklasam ülkede yer yerinden oynar” dedi. Bence açıklamazsa yer yerinden oynayacak. Eğer Kaşif ve yandaşlarının niyeti İrsen Küçük’ten kurtulmaksa, ki biz öyle olduğunu biliyoruz. O zaman çıksınlar İrsen Küçük’ün bildikleri bütün kirli çamaşırlarını, yaptığını iddia ettikleri teklifi açıklasınlar ve bu işi kurultay öncesi bitirsinler. Neyi bekliyorlar anlayamadım… 
KALEMİNİ SİLAH OLARAK KULLANANLAR:
Bu meslek ne kahraman(!) gazeteciler gördü. Aslında sözde toplum ve ülke adına için yaptıklarını iddia ettikleri kahramanlıkların, günün sonunda sadece kendileri ve çevreleri için olduğunu anlayabilirsiniz. İşte bir tanesinin kahramanlığı da, kendisini Sosyal Hizmetler Dairesi’ne, eşini de Müzeler dairesine aldırana kadarmış meğer. Bu toplum bu tür kahramanlara çok dikkat etmelidir…
NE POLİTİKASI:
Başbakan, Kaşif’e karşı yaptığı açıklamada “istihdam politikasından” bahsediyor. Eğer bu yapılanlar bir politikaysa ve Başbakan bunu sahipleniyorsa, bilelim. Politikaymış… Yani öyle kurultay için geçici bir süreliğine değil, kalıcı. Demek ki UBP’nin istihdam politikası, adaletsiz, kuralsız, yasaları zorlayarak yapılan partizanlıktan ibaretmiş…
BİR YERİNİZ AĞRIMIYOR MU:
Lefkoşa bu ülkenin başkenti. Cumhurbaşkanı, Meclis, Başbakan, bakanlar, mahkemeler kısacası devletin tüm birimleri burada. Çok merak ediyorum bunca zat-ı şahanenin yaşadıkları bu Lefkoşa’da gözleri hiç mi etrafı görmüyor? Ya da, rahat arabalarında şoförleriyle giderken düştükleri çukurlardan popoları rahatsız olmuyor mu? Yıllardır Lefkoşa’nın ara sokakları değil sadece, ana caddeleri de delik deşik. Neredeyse her üç adımda bir çukura düşmemek için manevra yapıyoruz. Biz vatandaşlar alıştık artık ama, o efendiler hiç mi rahatsız olmuyor veya utanmıyorlar bu görüntü karşısında…
BU İŞİ SEÇİM TEMİZLER DE:
Lefkoşa Belediyesi’nde yaklaşık bir yıl süren greve en çok destek veren CTP, “bu işi seçim temizler” diye her gün beyanat veriyordu hatırlayacaksınız. İlle de seçim diye direten CTP’nin hazırda bir adayının olmaması anlaşılır gibi değil. Her gün seçim seçim diye beyanat vereceğinize, keşke bir aday bulsaydınız…
TRAJİKOMİK:
Cengiz Topel Hastanesi çalışanları eksik kadrolar nedeniyle eylem yaptı. Ama bu devlet, daha geçtiğimiz hafta 400 kişiyi bünyesine almamış mıydı? E, aldı da ne oldu? Alınanların içinde ilaç niyetine boş kadroları dolduracak eleman yok. Düşünüyorum da, Aziz Nesin bile hikayelerinde bu kadar uçuk olmamıştı…
GREV KAPIDA:
Lefkoşa Türk Belediyesi çalışanlarının hala daha maaşlarını almamaları nedeniyle grevlerin tekrar başlayabileceği söyleniyor. Lefkoşa sokaklarında çöpler yeniden dağ olmaya başladı. Çöpçüler iş yavaşlatmasında herhalde.  Geçen ay hükümetle protokol imzalayan ve iş başı yapan BES, çalışanların maaşlarının ödenmemesi halinde yeniden eylemlere başlanabileceğinin sinyalini verdi…

ZİRVEDEKİLER
Hüseyin Gültekin:
Hüseyin Amca’nın öğretmen olduğunu çok kişi bilmez. Onu hep Çiftçiler Birliği Başkanı ve rahmetli Denktaş’ın yakın arkadaşı olarak biliriz. Omorfo Öğretmen Koleji ile Ziraat Kolejini bitirmiş, uzun yıllar öğretmenlik yapmıştı. Tam 35 yıl da Çiftçiler Birliği Başkanlığı yaptı. Hem KTFD’nin, hem KKTC’nin ilk Anayasası’nı hazırlayan Kurucu Meclislerindeydi. Çiftçilik ve hayvancılığın geliştirilmesi, kooperatifleşme, tarımla ilgili devlet kuruluşlarının oluşturulmasında da büyük emeği var ama o her şeyden önce sıkı bir dava adamıydı. Ruhu şad olsun…

DİPTEKİLER
AKSA Azot Dioksit Yaymaya Devam Ediyor: AKSA Kalecik’teki elektrik üretim tesisine en nihayet filtreyi takmış. Devletin kendi elektrik santrali Teknecik doğayı ve insanları zehirlemeye devam ederken, Bakanlar, müdür müsteşarlar toplanmış, filtreyi incelemeye gitmişler. AKSA’nın filtresi sadece kükürt dioksit ve tozu arıtıyor. İnsan vücudunda doğrudan doku zehirlenmesine yol açan, dolaşım sistemi çöküşüne katkıda bulunan, diyabet, MS, ülseratif kolit gibi birçok iltihabi hastalık ve kansere neden olan azot oksidi gidermiyor. Firma, o konuda da çalışma olduğunu söylemiş, o kadar. Bir 11 yıl daha beklemeyiz umarıma…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil