03 Aralık 2016

İstikrarı daha çok bekleyeceğiz

Haber İçi Üst

Biz yazmaktan, onlar yazılmaktan usanmıyorlar. Seçimlerin üzerinden neredeyse bir aylık bir süre geçti. Seçmen sandıkta oyunu kullanıp bir irade ortaya koydu. Demokrasilerde bu iradeye herkes saygı göstermek zorunda. Ama bize bakıyorum, durum hiç de öyle değil…

Meclis’teki sandalye sayısına bakıp, “Tamam hükümet belli. CTP ya DPUG ile veya UBP ile koalisyon kuracak” diyorsunuz. Zaten seçmen de 4 yıllık UBP iktidarından kurtulma yönünde oy kullanmış. O zaman tek alternatifiniz DP-UG ile bir hükümet kurmak.

CTP tabanının, UBP ile bir koalisyon fikrine bakışı belli. Hala daha parti içerisinde bazı tabular yıkılamamış. Yani CTP ile UBP’nin kimyası birbirini tutmuyor, (bunu da anlamak mümkün değil ya). Parti Meclisi UBP ile bir koalisyona onay vermiyorsa, o zaman şartları zorlayıp, DPUG ile anlaşmak zorundasınız…

Yok eğer bu şartlar altında, “ille de hükümet olmamız gerekmez” diyorsanız, 21 vekil ile yeni dönemde Meclis içerisinde güçlü bir muhalefet olursunuz, karar sizin…

DPUG, hükümet anahtarının kendi elinde olduğunu çok iyi biliyor. Bu noktada Sayın Talat’ın ta baştan söylediği “DP, CTP’nin ciğerini söker” sözünün haklı çıktığını da söylemek mümkün. DPUG, ciğer dalak kalp hepsini sökmeye gitti. CTP kanadından yapılan yorumlara da bakılırsa, DP-UG’nin istediği bakanlık ve daireler toplandığında devletin yüzde  75’ini buluyor.

Ne isterse olsun, hangi formülü uygularsanız uygulayın, yine de içerisinde DPUG mutlaka var… O da bunun sonuna kadar kullanıyor. CTP’den istediğini koparamayan DPUG, rotasını UBP’ye çevirerek yeni bir sayfa açtı.

UBP ise hala daha seçim darbesini atlatmış değil. Her kafadan bir ses çıkıyor. Adeta ne başı, ne de sonu belli. Dışta kaldıklarında, daha da eriyeceklerine inanıyorlar. Çünkü yıllardır varoluş nedenleri, dağıttıkları menfaatlerdi. Bu nedenle her türlü hükümet modeline balıklama atlamaya pek hevesli görünüyorlar. Müstakbel başkan Özgügün’ün Ankara’da kimlerle neler konuştuğunu bilen yok. Ancak Ankara dönüşü Özgürgün’ün yaptığı açıklamalara baktığımızda, ya yeni ve karmaşık birtakım senaryoların yazıldığını, ya da kararsız, tutarsız, ne yaptığını bilmeyen bir durumda olduğu izlenimini veriyor…

UBP-DPUG ve TDP’nin de katılımı ile ikili veya üçlü bir koalisyon, sayısal olarak olabilir. Ancak TDP’nin, Kıbrıs konusu ve ekonomik paketle ilgili görüşleri bu olasılığın pek de mümkün olmayacağını gösteriyor. Ancak parti içi sorunlar yaşayan ve yıllardır hükümet olamayan TDP’nin, bu ilkelerinden vazgeçebileceği de göz ardı edilmemelidir. Zaten bugünlerde ilke, dik duruş hangi partide kaldı ki..? TDP’siz ve 26 sayısına dayalı UBP-DPUG koalisyonu ise uzun ömürlü bir hükümet olamayacaktır. Böyle bir model, Eroğlu’nun adaylığının garanti edilmesinden öte bir iş yapamaz…

Bu akşam CTP Parti Meclisi hükümet çalışmaları konusunda önemli bir karar verecek. İlçelerde yapılan yoklamalardan görüleceği üzere, CTP’nin de aklı karışık. Bu akıl karışıklığı sadece üstte değil, tabanda da hakim. Yukarı tükürseler bıyık, aşağı tükürseler sakal misali. Bu akşam ne çıkar pek bilemeyiz ama, UBP ile görüşme kararı çıksa bile CTP’nin, DPUG ile de temasların süreceğine inanıyorum…

Yukarıda da dediğim gibi, olası koalisyonun belirleyici unsuru DP-UG’dir. CTP, ya bu parti ile uzlaşma yolunu arayıp hükümet olacaktır veya Meclis’te güçlü bir muhalefet olarak yerini alacaktır.

Tüm taraflardaki bu kafa karışıklığı, her durumda, kurulacak hükümetin ömrünün uzun olmayacağının ipuçlarını veriyor. Yazık, o özlediğimiz istikrarı daha çok bekleyeceğiz.

YERİN KULAĞI VAR

“ÇİÇEK” GİBİ AÇTI:
İrsen Küçük hükümetinin en sessiz bakanı olarak bilinen, hatta siyaseti bırakacağı bile söylenen Hüseyin Özgürgün bir anda siyasetin merkezine oturuverdi. Önce ortak aday olarak UBP Genel Başkanlığı’nı aldı, şimdilerde de başbakanlık yolu açıldı. Sanki birileri Hüseyin Özgürgün için, “yürü ya kulum” dedi. Acaba diyorum yeni eşinin, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in yakın akrabası olmasının bir etkisi olabilir mi sizce..?

İLK DEFASI DEĞİL:
Serdar Denktaş bunu ilk kez yapmıyor. 2004 yılında yapılan seçimlerde ikinci parti çıkan UBP ile hükümet kuracağını açıklayan DP, 180 derece dönüş yaparak seçimlerde birinci parti çıkan CTP ile hükümet kurmuştu… Yani DP’nin ilk defası değil, dün UBP’ye attığı madiği, bugün CTP’ye hayda hayda atabilir…

PAYLAŞIM ZOR OLMAYACAK:
Dün aklıma geldi. UBP-DP-UG-TDP koalisyonu kurulacak olsa, UBP hangi bakanlıklardan vazgeçer diye. Baktım zor değil. Nasıl mı, Özgürgün’ün Başbakanlığı halinde 1 bakanlık boşalıyor. Tarım Bakanı, Sağlık Bakanı, Eğitim Bakanı, Çalışma Bakanı milletvekili olamadılar. Onları da ekleyin, toplam tam 5 bakanlık. Çok bağırırlarsa, bir kişiden daha fedakarlık edilir, ne olacak. Buyursunlar kursunlar.  Konu ilkeler değil de adamlar olunca, olaya da böyle bakılacak tabii ki…

AKLIN YOLU BİRDİR:
Hani bir laf vardır, “atı alan Üsküdar’ı geçti” diye. Koalisyon görüşmelerinde yaşanan sıkıntılar sonrası CTP’liler, sıkıntının tek kaynağının Eroğlu olduğunu kabul etmeye başladılar. Talat’ı hiç söylemiyorum, o zaten baştan beri ikaz ediyor. Şimdi ise Soyer ve Kalyoncu, yaşananların tek sorumlusunun Eroğlu olduğunu söylüyorlar söylemesine de, ne yazık ki bunu hala daha görmeyenlerin olmasına şaşıyorum… 

OLAN OLDU:
Daha bir ay önceki bir yazımızda, Ruslara dikkat demiştik… Son dönemde Ruslar KKTC’den mülk alma eğilimi içine girdiler malum. Geçmişte KKTC’den emlak alan İngilizlerin başına gelenler bunların da başına gelmesin, denetim yapılsın diye dikkat çekmiştik. Maalesef gene olanlar oldu… Bir Rus kadının aldığı ev ipotekli çıktı, o da sosyal medyada dünyayı ayağa kaldırdı. Halen korkunç bir propaganda sürmekte. Şu hükümet bir an önce kurulsa da, yeni bir kaosu önleyecek, sektörü denetleyecek bir komite kurulsa…

KİMİN UMURUNDA:
Rum medyasına göre Türkiye, Maraş’a karşılık Ercan’ın uluslararası trafiğe açılması yerine AB sürecinde tıkanan başlıkların açılmasını talep edecekmiş. Olmaz demeyin. Kırk senedir dünyayla bağı koparılan Kıbrıs Türkü’nün geleceği kimin umurunda. Varsın bir kırk sene daha izolasyon altında yaşayalım…

ŞEYTANIN AKLINA GELMEZ:
Ortadoğu ülkelerinden Avrupa’ya göçmen kaçıran çeteler, şeytanın bile aklına gelmeyen numaralar yapıyor.  Göçmenlerin Türkiye’ye rahatça girebildikleri malum. Kamera kayıtlarını inceleyen polis ekipleri, çetelerin, yurt dışına gitmek isteyen Suriye ve diğer Orta Doğu ülkesi vatandaşlarını vizesiz olduğu için KKTC bileti alarak pasaporttan geçirdiğini, ardından pasaporttan geçen mültecileri anlaştıkları havalimanı personeli yardımıyla boş koltuğu bulunan Avrupa’ya giden uçaklara bindirdiğini tespit etti. Tabii bindikleri uçağın da siyasi mülteciyi geri çeviren Almanya olmamasına dikkat ediyorlar herhalde…

ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer: “...Bugün itibarıyla dünya ve Türkiye’deki gelişmeler nedeni ile dolar 2 TL sınırına ulaştı. Bu, ülkemiz için alarm olması gerekir. Ama ne acıdır ki, ne medya, ne iş dünyası, ne sivil toplum, ne siyaset bunu gündemin ortasına almayı bir yere bırakın, kenarına bile almadı…”.

DİPTEKİLER
Emlak Sektörünü Başıboş Bırakanlar: Adam imam, hem Mağusa’da, hem Lefkoşa’da iki daireyi de iki ayrı kişiye satmış. Vukuatları ardı ardına geliyormuş. Herhalde alıcılar da “hoca efendidir, dürüsttür” diye güvenip, basmışlar parayı. Yahu koskoca sektör bu kadar mı denetimsizdir? Müteahhitler, emlakçılar, onların birlikleri, dernekleri, devlet… Sektörlerin kendi kendilerini denetlemeleri bu kadar mı zor? Bindikleri dalın kesilmesine daha ne kadar müsaade edecekler. O dal kırıldığında, hep birden yere düşüyoruz. Yakın geçmiş bunun örnekleriyle dolu…

Arasta Çarşısı’nın çınarı Özkan ağabeyi, azmi sayesinde kanser illetini yendi. Özkan Zeki, halen hastalığın pençesinde olanlara “Sen daha güçlüsün” mesajı verdi

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam