06 Aralık 2016

İstanbul’da bu aralar ne konuşuyoruz?

Haber İçi Üst

Eskilerin deyimiyle yaşı ilerleyen herkes gençliğin gidişinden kaygı duyarmış.
O eskidendi herhalde, ben tam aksini düşünüyorum.

Müthiş bir gençlik var Türkiye’de.

Hele aralarından bir bölümü dünya standartlarının çok üzerinde bir olgunlukta yaptıklarını ve yeri geldiğinde düşüncelerini ifade edebilme yetkinliğini kazanmış.

Bu tespitimi ziyaret ettiğim okullarda ve iş hayatında birlikte çalışma olanağı bulduğum gençler aracılığıyla bir süredir gözlemliyorum. Daha da önemlisi iş yerinde bu davranış şeklini yaşayarak yöneticilik yapıyorum. Bundan dolayı olacak, Gezi Parkı protestolarını sürpriz bir gelişme olarak karşılasam da bu gençlerin katılımı ve katılım şekli benim için sürpriz olmadı.

Daha da uzağa gitmeyeyim.

Kendi çocuklarıma bakıyorum.

Benim iki tane çocuğum 12 ve 13 yaşındaki halimden çok daha ileride.

Bakıyorum da pek çok çocuk öyle.

Analarına babalarına fark atıyorlar.

Biz çok yereldik.

Dünyadan haberimiz yoktu.

Onlar daha dünya vatandaşı.
Bütün bunlar belki bilgi çağında olduğumuzdan dolayı çok normal gelebilir.

Ama daha da önemlisi bizden daha açık görüşlüler, yaratıcılar ve özgüvenliler. Söz sırasının onlara gelmesini beklemeden görüşlerini ve ne hissettiklerini hemen söyleyiveriyorlar. Muhatap biz olunca bazen kabullenmesi zorumuza gidiyor ama böyle. Sayın Erdoğan’ın zoru da burada başlıyor. O buna hiç alışkın değil ve buna karşı olan tavrını devlet yönetimine yansıtıyor.

Bundan dolayı da olacak bu aralar çocuklarımızla ilgili benzeri gözlemleri paylaşan anne ve babalar olarak tek derdimiz, Türkiye çocuklarımıza layık bir anlayışa sahip mi diye emin olamıyoruz.

Anne ve babalar olarak birleştiğimiz ortak nokta, bu özgür ruhlu açık fikirli çocuklar için özgürlüğe ve fikre değer veren bir ortam lazım olduğu.

Bunu biz evimizde ve çevremizde şimdilik çocuklarımıza sunabiliyoruz.

Ama endişemiz, bizim tamamen kontrolümüzün dışındaki Türkiye’de onlara benzeri bir ortamın hazırlanmamış olmasından.

Bunun eksikliğinden hem Türkiye hem de gençler kaybeder, çünkü dünyanın büyük bir kısmı Türkiye’ye göre duraksamış olsa da bunun geçici olduğu kesin. Bu fırsatı, hız kaybetmeden ileri götürebilmek lazım.

Benim gençlerden kaygım yok.

Ama o gençlerin büyüyüp yeşereceği ortamı hazırlayan farklı siyasi görüşlerin temsilcisi olan orta yaşlı ve yaşlılardan ayni oranda emin değilim.

Türkiye’nin güncel gündemini konuşurken, bu düşünce silsilesi biz anne ve babalar için ortak bir payda oluşturmaya başladı.

Ve bence bu tespit, Türkiye’de yeni liberal bir partinin kurulmasının zemininin hazır olduğunun göstergesidir.

Şu an AKP’yi iktidara esas taşıyan “modern geleneksellerin” (bu kümeyle ilgili gözlemlerimi başka bir yazıda anlatırım) katılımıyla oluşacak bir parti mümkün olur mu?

Bu aralar anne ve babalar olarak konuşmamızın sonunda hep bu noktaya geliyoruz.

Geçmişte ve bugün hangi partiyi desteklemiş olsak da bu noktaya gelme sebebimiz aynı.

“Kemal’in Kemalist” CHP’si ve “devletin derin devletçi” zihniyetinin Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki tehlikelere karşı önemini anlamakla beraber, bu iki partinin bizim çocuklarımızın arayışı içinde olduğu ortamı hazırlayamayacağını biliyoruz.

Diğer taraftan kendi çocuklarımızın da içinde olduğu yeni nesille ortaya çıkabilecek potansiyelin, kurulu partiler aracılığıyla Türkiye’nin geleceğine katkı yapmasına da pek imkan olamayacağını da hissediyoruz. Engelin öncelikli olarak ekonomik açıdan ziyade sosyal hayattaki değişimden dolayı olacağı endişesindeyiz.

Bundan dolayı yeni kurulacak bu partiyi bekliyor, şimdilik yalnızca konuşuyoruz.

Erdoğan ve çevresinin komplocu diye tabir ettiği hayali düşmanlar eğer böyle bir partinin kurulmasını da hedefliyorlarsa, bu olaylardan sonra gençlerin sayesinde buna yönelik bir refleks oluştu. 

Nedeni de basit.

Böyle bir partiye ihtiyaç var ve AKP’nin de şu an alternatifi yok.

Ha bu olmadı, diğer konuşulan da Erdoğan’sız bir AKP nasıl olur.

Ki bunun olması için olacaklara benim hayal gücüm şimdilik yetmiyor.

Ev ortamında olsak da alkol almadan bu senaryoyu da telaffuz edenler var.
Bu görüşü ortaya atanlara göre problem AKP değil Erdoğan. Batı da böyle düşünüyormuş.
Sıkı tutunun daha neler göreceğiz bakalım diye bu konuşmaları bitiriyoruz.

Anlayacağınız iç siyasetteki hareketlenmeden dolayı bu aralar AKP’nin biz Kıbrıslı Türklerle “ilgilenecek” pek vakti kalmayacak gibi.

Bu iyi mi kötü mü buna da siz karar verin.

Seçimlerde bunu çok daha yakından görme imkanı olacak. Müdahale etmek yönünde atılacak yanlış adımlar Gezi Parkı ruhunu adaya getirebilir. Bunu da AKP başta olmak üzere herhalde hiç kimse istemez.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam