09 Aralık 2016

İşgal altındaki denizler ve Phelps

Haber İçi Üst

Allah’tan bi’doğa ritüelidir; İlkbahar, yaz, sonbahar, kış mevsimleri olmak üz’re yılda dört mevsim yaşanır ama bi’türlü Kıbrıs’ta yaşanmaz. “Yatcaz, kalkcaz hoop” gibi yaz mevsimi gelir daha ilkbaharı hissetmeden cayır cayır yanarız Kıbrıs’ın kuzeyinde de, güneyinde de. Kuzey Kıbrıs’ın bi’özelliği daha var özellikle de Girne kuzey sahilinde; Dünyanın hiçbir plajı yoktur ki bırakın denizinde yüzmek, onu yakından görüp hissetmek için herhangi bir ücret ödensin abuk ve de sabuk. Dört bir yanı çevrili bir ‘yarım adada’ yaşıyoruz bildik. Güney denizi bedava ama kuzey denizi işgal altında ve de ücretli yaşadığımız üz’re. KKTC Anayasası’nda doğal çevreyi kullanma serbesiyetine ilişkin madde olmasına rağmen, ücretini ödemeden bırakın denize girmeyi onu yakından bile göremezsiniz. Dört kişilik bir aile işgal edilmiş bölgedeki ‘barikatı’ aşmak için bir hayli para ödemek zorunda. İşte, bu bizim hikâyemiz, ancak kaderimiz mi? Çevre ve İçişleri’nden Sorumlu Bakanlar yanında, yerel yöneticiler de bu ‘anayasal suçu’ işleyenlere suç ortağı olarak gülücük dağıtmaya devam etsinler. Ya yeni açılan – kapanan 25 metrelik ve eksik kulvarlı yarı olimpikten bozma ‘eşelenme havuzumuza’ ne demeli? Hoş, ne deniz açısından, ne de havuz açısından yaşananlara ses çıkarmayan bizler, en azından Amerikalıların milli kahramanı dünya ve olimpiyat rekortmeni Michael Phelps’le coşuyorduk yılda birkaç kez. Olimpiyat tarihinin en çok altın madalya kazanan sporcusu ünvanını elinde bulunduran yunus adam Phelps, daha 5 yaşında iken teşhis edilen hiperaktiflik tedavisine yardımcı olması amacıyla başladığı yüzme, onu genç yaşta tüm dünyanın alkışladığı bir olimpiyat şampiyonu haline getirdi. 2008 Pekin Olimpiyatları’nda, eski rekortmen Mark Spitz’in Münih 1972'de 7 altın madalya alarak kırdığı rekoru kırarak, bir olimpiyatta 8 altın madalya kazanan ilk sporcu oldu. Bizim adam sıkı bir beslenme programı ve çalışma temposunun ardından 15 yaşında Amerika (ABD) Yüzme Milli Takımı’na çağrıldı. 1932 yılından beri milli takıma çağrılan en genç yüzücüydü artık. 2000'de katıldığı Sidney Olimpiyat Oyunları’nda 200 metre kelebekte elde ettiği 5’incilik sadece kendi yaş grubunun ABD rekorunu kırmasına yetiyordu. 2004 Atina Olimpiyat Oyunları’ndan 6 altın ve 2 bronz madalyayla ayrıldı. Bu olimpiyattan sonra en büyük rakibi Ian Thrope yüzmeyi bıraktığını açıkladı ve ‘sudaki meydan’ artık Michael’a kalmıştı. 2008 Pekin’de ise hayalleri gerçek oldu ve hedeflediği gibi tüm dallardaki 8 altın madalyayı Sırp rakibi Cavic Milorad hariç, diğer tüm rakiplerine karşın ezici bir güçle egemen olarak adını madalyalarının renginde adını spor tarihine yazdırdı. Bu adı Londra 2012’ye de kapak yaptı. Phelps'e göre başarının sırrı yetenekten çok daha fazla çalışmaktan geçiyor. Öyle ki, kendi ifadesine göre 15 yaşından bugüne dek sadece ve sadece 5 gün havuza girmemiş. Kalan tüm günlerde minimum iki saatini havuzda geçirmiş bu büyük şampiyon. Böylesine yoğun bir tempoda çalışması nedeniyle çok daha fazla kalori harcaması gerektiğini söyleyen şampiyon yüzücü günde 12 bin kalori alıyormuş.  “Hayallerine ve rüyalarına sınır çizgisi çekmek, seni başarıya yaklaştırmaz. Hayalleriniz ne kadar büyürse, gerçek yaşamda da başarılarınız da o kadar büyük olur” diyen Phelps’le ilgili geçtiğimiz yıl Toronto Sun Gazetesi’nde “Michael'a Avantaj Sağlayan Anatomik Özellikler” adlı bir haber yayımlandı. İlgili haberde: “Kol açıklığı 203 santimetre, boyu ise 1,93 metre. Ortalama bir insanın kol açıklığı boy uzunluğuna yakındır. Michael'in kol uzunluğu ise boyundan 10 cm fazla. Bu ekstra uzunluğun ona özellikle kelebek yüzüşte avantaj sağladığı biliniyor. Ayak bileği diğer yüzücülere göre 15 derece daha fazla kıvrılıyor, bu da ayaklarına doğal palet özelliği kazandırıyor. Bu esneklik dizleri ve dirsekleri için de söz konusu. Böylece daha güçlü ve uzun kulaçlara sahip oluyor” deniyordu. İşte, bir başka deyişle artık o ‘yaptığını yapmak için doğan sporculardan’ biri ve de mutlu bir emekli. “Michael Phelps balığa benzemez, balık Michael Phelps'e benzer” diyen Amerikalılarla hemfikiriz. Haa balık mı? Onu da tükettik bu işgal denizlerinde. Son söz mü? Son kale Alagadi’de de düşer yakındır. Ha gayret…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil