05 Aralık 2016

İrsen Küçük gitti, Eroğlu geldi

Haber İçi Üst

UBP’de ilk kez bir genel başkan seçim kaybetti.
İrsen Küçük, sadece kendisi kaybetmedi.
Kendisi ile birlikte UIBP de kaybetti.
UBP kaybederken, UBP’nin “onursal başkanı” Derviş Eroğlu kazandı.
Bir yerde, İrsen Küçük giderken, Derviş Eroğlu yeniden geldi.
Eroğlu’nun DP’ye “mühür” vurduğu aşikardır.
Mağusa, ada genelinde en fazla “karma” kullanılan bölge oldu.
Bunun nedeni, “karma” çağrısı yapanlarda değildir. Etkisi vardır ama değildir.
UBP ve DP, Mağusa’da tam anlamıyla bölündü. Bu bölünme sonrasında, insanların kalbinin bir yarısı UBP’de kaldı, diğer yarısı DP’de.
Bu nedenle de “Ersan da olsun Kaşif de” diyenler, karmalara yöneldi.
Karmalar, Mağusa’da UBP ve DP’yi geride bıraktı neredeyse…
Küçük’ün gücü, yetmedi.
Parti içi mücadeleye “ite kaka” yeten yöntemler, genel seçimlere yansımadı.

Herkes tarafından kesildi
UBP içerisinde, başkan, herkes tarafından kesildi.
Bakın sandıklara…
Bakın tercihlere…
Gönyeli’de…
Değirmenlik’te…
Gelibolu’da…
Şehit Tuncer’de…
Hepsinde…
İrsen Küçük’ü kestiler…
En yakın isimler tarafından…
Ali Çetin Amcaoğlu…
Şerife Ünverdi…
Ersin Tatar…
Ertuğrul Hasipoğlu…
Faiz Sucuoğlu… Ve diğerleri…
“Parti başkanı namusumuzdur” demedi kimse…
Derviş Eroğlu’nun gücü, “döndürebildiği kadar mührü” DP’ye döndürdü…
Döndüremediği yerde de, “UBP’ye mühür vursanız da İrsen Küçük’e tercih vermeyin” noktasında etkili oldu.
Olan sadece Küçük’e olmadı…
UBP de ciddi bir güç kaybetti.

Dibe vurdu
UBP tam anlamıyla dibe vurdu.
Sadece genel başkan değil…
Genel sekreter de seçim kaybetti.
Kabine üyeleri de seçim kaybetti.
Kurultayda tasfiye edilemeyen ekip, sandıkta tasfiye edildi.
UBP içerisinde bir kanat “buruk bir sevinç” yaşıyor şimdi.
Bir tür Pirüs Zaferi…
Kazananı da kaybedeni de kaybetti…
UBP ile DP’yi toplasanız, bir önceki seçimdeki UBP kadar…

İstifa kaçınılmaz
Akşam açıklama yapmadı İrsen Küçük…
Üzerine bir gece de olsa uyumayı tercih etti.
Seçimde kaybedenler yönetiyor şimdi UBP’yi…
Bu “kayıp” duygusu ile ne yaparlar?
Dedikleri gibi Eroğlu’nu partiden atarlar mı?
Güçleri artık buna yetmez.
Yapılacak tek şey var…
Başkanın istifası ve yeni bir kurultay kararı…
UBP ya kendini yenileyecek…
Ya da ufalanacak, ufalanacak, ufalanacak…
Kaçınılmaz son budur…
İrsen Küçük kaybederken, Eroğlu güçlenerek çıktı. Bu güç, UBP- DP’den ortaya ne çıkarır?
Beklemek gerekiyor.

 

Hükümeti kuranın önemi var mı?
Şimdi sorulan soru, “Hükümeti kim kuracak?”
Bir önemi var mı?
CTP-DP de olur…
UBP-DP de olur…
UBP-DP-TDP de olur…
CTP-UBP de olur…
CTP-DP-TDP de olur…
Olur da olur…
Bir önemi var mı?
Seçim meydanlarında, propaganda sürecinde söylenenler ortadadır.
Değişim…
Bu ülkede adalet duygusunun yeniden tesis edilmesi gerekmektedir.
Güven duygusu da öyle.
Hükümet edenler, çok ciddi bir toplumsal muhalefetle yüz yüze kalacaklar.
Ya güçlü bir hükümet modeli yanında, “güçlü bir hükümet” programı da olacak…
Bu programa bağlı kalınacak…
Ya da koalisyon değişimleri ve erken seçim kaçınılmaz olacak.
Yasa değişiklikleri…
Daha üretken bir Meclis…
Daha çağdaş bir Anayasa…
Daha ucuz elektrik, daha iyi sağlık hizmeti…
Bu toplum hepsini de hak ediyor.
Bu süreçte daha da önemli olan budur.
Gerisi teferruattır.
Hükümet bir şekilde kurulur…
Ülke nasıl düzlüğe çıkar, adalet ve güven nasıl tesis edilir?
Yeni dönemde, kavga edeceğimiz konular bunlardır.

Büyük lokma yediler, dur bakalım
DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş, iki şey söyledi seçim öncesi…
1. DP-UG birinci parti olmazsa, başkanlıktan istifa ederim…
Bu söz, akşam kendisine soruldu. “Ağzı kulaklarında” basının karşısına çıkan Denktaş, bunu söylediğini ancak seçimlerin kazananının DP-UG olduğunun altını çizdi.
Sonra da, “Yetkili kurullarda bunu konuşacağız” dedi.
Yani, “Ben istifa ettim ama PM bırakmadı” durumuna zemin hazırladı.
Zaten ortada bir başarı var, istifa etmesine de gerek yok ama “neden bu lafı etti” hala anlayabilmiş değilim…
Başka ne dedi:
2. Eğer Başbakan olmayacaksam, koalisyonda da olmayacağım, bakanlık kabul etmeyeceğim…
Bunu bizzat kulağımla duydum. Bu makuldür ve mantıklıdır. Büyük laftır ama ilk laf gibi “uygulanamaz” değildir.

 

 

 

 

 

“İstifayı” işaret etti

Bir büyük laf eden de TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı olmuştu.
“Yerimizde sayarsak, gereğini yaparım…”
TDP de yerinde saydı.
Ne oylarını artırdı ne de vekil sayısını…
Çakıcı da seçim sonrası kısa konuştu.
Az konuştu…
“İstifamı kurullarda tartıştıracağım” dedi.
TDP, daha aday belirleme sürecinde iç kavgaya başladı.
Daha geçici kabineye üç bakan atanacağı sırada birbirine düştü.
Parti bir taraftan aday belirlemeye çalışırken, diğer taraftan da kavgalarla uzlaştı.
Bastırılan tartışmalar, bugüne nasıl yansıyacak göreceğiz.
Çakıcı, istifayı dillendirdi.
Göreceğiz…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam