09 Aralık 2016

İktidarda olmak zor olacak!

Haber İçi Üst

Siyasi partiler son sürat 28 Temmuz’da yapılacak erken genel seçimlere hazırlanıyorlar.
Aday tespit ve sıralamaları bir yandan devam ederken, diğer yandan seçim programları kaleme alınıyor.
Kampanyalar da yavaş yavaş başladı.
Ay sonundan itibaren partiler arasındaki yarış hız kazanacak.
Partiler mesajlarını halka ulaştırabilmek için her alanı kullanacaklar.
Gelinen aşamada önemli olan partilerin seçim kampanyaları süresince popülizmden uzak kalmayı başarmaları ve seçim sonrasında iktidara gelmeleri halinde neyi, nasıl ve hangi kaynaklarla yapacaklarını halka anlatmalarıdır.
Anlatmalıdırlar ki, seçim sonrasında iktidar olma şansını yakalayacak olanlar seçim döneminde söyledikleri ile çelişmesinler.
Böylece siyasete dönük güven erozyonu dursun.
Bu çok önemli…
28 Temmuz seçimleri bir şekilde gelip geçecek.
Sandıktan şu ya da bu şekilde bir sonuç çıkacak.
Çıkacak sonuç ne isterse olsun, günün sonunda gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalınacak olan yeni bir süreç başlayacak.
KKTC’nin ekonomik durumu malum.
Kaynaklar kısıtlı…
Sorunlar büyük.
KKTC ekonomisinin sürdürülebilir, üretken ve rekabet edebilir bir ekonomik yapıya artık kavuşturulmasının şart olduğu, hatta bu konuda geç kalındığı bir dönemdeyiz.
Bu nedenle seçim sonrasındaki iktidar, meselelere ekonomi odaklı olarak yaklaşıp, çözüm üretmek durumunda olacak.
O süreçte iktidara gelecek olan siyasi parti ya da partiler, bazı zor kararları almak ve uygulamak zorunda kalabilecek.
28 Temmuz sonrası dönemde iktidara gelecek olanların, özelleştirme ya da kamu reformu gibi konularda adım atmaları gerekecek…
Bu elbette ki kolay olmayacak.
Bunun için siyasi partilerin şimdiden bu konulara ilişkin politikalarını netleştirmeleri ve bunları halkla paylaşmaları gerekecek.
Özelleştirme konusunda ne yapacakları, partilerin nasıl adımlar atacakları çok önemli…
Bu nedenle seçim kampanyası döneminde KKTC ile Türkiye hükümetleri arasında imzalanmış bulunan 2013-15 ekonomik programı konusu ister istemez öne çıkacak ve enine boyuna tartışılacak.
Bu programa dönük olarak siyasi partilerin düşüncelerini kafalarda soru işareti bırakmayacak bir şekilde ortaya koymaları gerekecek.
Bunu yaparken de kesinlikle “Seçim döneminde başka, iktidarda başka bir yaklaşım içinde olunmayacak” bir şekilde hareket edilmesi doğru olacak. 
Belli ki protokole imza koyan Türkiye kanadı, seçim sonrasında da KKTC kanadından imzasına sahip çıkmasını ve gereklerini yapmasını isteyecek.
“Devletlerde devamlılık” ilkesinin esas olduğu anımsandığı zaman, seçim sonrasında oluşacak olan hükümetin bu konuda çok da fazla bir alternatifi olmadığı ortaya çıkar.
Ekonomik programla ilgili olarak belki bazı iyileştirmeler yapılabilir ama ekonomik programın esasının uygulanması gerekecek.
İşte bu noktada özelleştirme meselesi öne çıkacak bir başlık olacak.
Kıb-Tek ve Telekomünikasyon Dairesi’nin özelleştirilmesi konuları ekonomik programın olmazsa olmazlarından…
Bir diğer konu ise kamu reformu yapılması…
Seçim kampanyası süresince siyasi partiler bu konulara ilişkin görüşlerini net bir şekilde ortaya koymalı…
Popülizm bir tarafa bırakılarak, meseleler doğru bir zeminde, ayağı yere basan bir şekilde tartışılmalı.
Medya da bu konuları derinliğine irdelemeli, siyasetçilerin halkı doğru bilgilendirmeleri sağlanmalıdır.
28 Temmuz seçimi planlanmış bir seçim değildi.
Planlanmadan sürpriz bir şekilde önümüze gelen bu seçimi, ülke sorunlarını doğru zeminde tartışıp, çözüm üretmek için kullanmalıyız.
Bunu başardığımız oranda sorunlarımızı çözebilecek, Türkiye ile ilişkileri doğru bir zemine oturtabileceğiz.
Umalım öyle olsun…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil