11 Aralık 2016

“Husol be Ali da Film Gibiydi Bizim Aşk Hikayemiz”

“Husol be Ali da Film Gibiydi Bizim Aşk Hikayemiz”
Haber İçi Üst

Ali Atamer: Sevgili Karamanlı çifti bizlere kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

R.K.: 1938 Baf kasabasına bağlı susuz köyünde doğdum. 1955’e gadar Rum-Türk garışık yaşardık. 600 gusur nüfus vardı. İşsizlikten dolayı “48”de gaçtık geldik Lefkoşa’ya. 3 sene da oturduk Küçük Gaymaklı’da. Ortaokulu Lefkoşa’da bitirdim. “59”a gadar Hamit usta vardı Hamitköylü marangoz onun yanında işledim. Yediler sokağındaydı dükkanı. “60”da Cumhuriyet guruldu. Polemitya’ya gittim İngiliz üslerinde çalıştım. 1 sene da Gaymaklı’da top oynadım.
H.K.: 1942 doğumluyum. Kufez’de doğduk büyüdük. Babam Boşnaklardandı.

Ali Atamer: Kufez ismi nerden gelir?

R.K.: Teyzene sordun ama ben cevaplayım. Vuhezdir esas adı. Anlamı kenar, tenha bir yer demektir. Ayrıyeten bu köyde eskiden insanlar zahrelerini ambara saklarlardı. Diğer anlamı da budur.

Ali Atamer: Biz tenha yere “kesmancık” da deriz. Hanife teyzeciğim Çamlıca’da yaşam zorlukları neydi?

H.K.: Biz a fakirdik. Irgatçılık ederdik. Burçak yolar demet bağlardık. Dağdan odun getirir satardık. Malya’ya gızlarınan üzüm toplamaya giderdik. Bulli, yumurta satardık şeherde. Bizim köyde 3-5 aile Rum vardı. Onlar Türkçe bilirdi. Gardaş gibi geçinirdik. Kafes yapardık hep Rumlar görürdü bizden. Onlar daha çok küçük çörek yapardı. Hellimi de pilavunayı da bizden öğrendiler. Bizim da onlardan öğrendiğimiz şeyler vardı.

Ali Atamer: Sizler bugün fırına kebap koydunuz. Yaptığınız usul Türk geleneği mi?

R.K.: Eskiden toprağın içine gordun eti ve örterdin üstünü kiremitlerinan. Esas kebap oydu adı “Hırsız” kebabıydı. Rumlar ise buna “Kleftiko” derler. Sonuçta aynı kültürün insanlarıyık.

Ali Atamer: 1950’lerin İngiliz döneminde Kıbrıslı Türkler için hayatın zor geçtiği bilinir.

R.K.: İngilizler Türklere garşı sıkıydı. Çünkü İngiliz bunun içini Rumlaştırmak isterdi. İlk önce Rumları işe alırdı. Türklere kötü davranırdı. Rumlar da Hristiyanlığı yaygınlaştırmak için bazı Türkleri para karşılığı Rum ederdi. Dali bölgesinde duyardık Rum olurdu bazı Türkler.

Ali Atamer: Peki konuyu biraz değiştirecek olursak Baf’ın yakışıklı delikanlısıyla Meserya’nın güzel kızının aşkı nasıl başladı?

R.K.: 1957’de ehliyet alınca Malya’da eniştemin olan bağlarında işlemeye başladım bir 20 gün kadar. Otobüs sürerdim. Hanife ve ailesi da eniştemin yanında işlerlerdi. Üzüm daşırkana gördüm Hanife’yi. Tabii bu arada halam bunlarınan tanıştı. Bir gün Kufeze geldik. Bunlar görürkandan bizi yemek yaptılar yedik içtik. Halam cüzdanını düşürdü kaçarkan. E tabii gittik Gaymaklı’ya eve. Eve gelinca anladık ki cüzdanı düşürdük köyde. Hade tekrar geri dönerkan halam der “eğer cüzdanı bana geri verirlersa bunlar eyi insan demektir alalım sana Hanife’yi. Ben da “hayır” dedim. Neysa buldular verdiler bize cüzdanı. Halamın ısrarlarına dayanamadım dedim madem meğel gördünüz hade alayım. Cüzdan vesile oldu bugünlere gadar geldik.
H.K.: Ama ben anladıydım geri geldiklerinde niyetlerini. Biz da magarına bulli yaptık gendilerine. Tabii bana Mağusa’dan dünürcü geldiydi ama onu beğenmediydim. Ben Ramadan’ı isterdim. O zamandan göynümüz düşdüydü birbirimize. Husol da film gibiydi bizim aşk hikayemiz. Havlıda yapılan dünürcülükte hazırdı bozulsun işimiz ama son sözü ben söyledim ve isterim dedim. Deden utancından arabadaydı. Çok severdim gendini hep bütün yaşadığımız an aklımdadır.

Ali Atamer: Ramadan dayıcığım birbirinize olan aşkınızı ne zaman resmiyete döktünüz?

R.K.: Bundan tam 50 yıl 10 gün önce.
H.K.: Pembe geydik gelinliği. Bütün Baflılar geldi. Çalgıcılar, yemekler gazanlar dolusu. Mumları, gelinlikleri aldık. Guzular kesildi anladamam size nasıl bir nikah oldu. Nikahlıykana rahat görüşürdük. Lefkoşa’ya düğünlere giderdik. Sinema vardı Gonetra’da, Çatoz’da ve Sütlüce’de giderdik.
R.K.: Ben sana söyleyim be Ali evlenmek gibi bir niyetim yoktu. Para isterdin evlenesin. Biz da gençlik ora bura atılır kapılırdık. Durmazdık geyinir guşanır Lefkoşa’nın içine gezmeye giderdik. Hammalın Mustafa ve ahçı Salih’in meyanesine giderdik.
H.K.: Gençliğinde giderdi. Ama beni tanıdıktan sonra gitmezdi.
R.K.: Aradığımızı Hanife’de bulduk.

Ali Atamer: Düğün töreninizi yapamamanızın önemli sebepleri olduğunu söylediniz.

R.K.: 24 Aralık’ta babamın Gaymaklı’da gaybolduğunu öğrendim. E hal öyle olunca düğün yapmadık. Osman Cevdet’ti babamın adı. Gazetede gördüm babamın gaybolduğunu. Bu nedenlerden dolayı Gavur beni mapushaneye götürdü. Dr küçük İngiliz’e bildirdi da goverttiler bizi. Gaymaklı düşünca ailemi aramaya başladım ve gittim buldum gendilerini. Daha sonra bir arabanın arka yastıklarının üstüne yatarak geldik değirmenliğe çıktık Beyköy’e da geldik Kufez’e. E bu şartlarda yapamazdık düğün. Hazırlandıydık yani. İş yok güç yok köyden çıkaman. Ektiğini biçtiğini yerdin.
H.K.: Beyaz gelinlik geydim ama sade bir düğün yaptık. 1-2 saatte bitti. Çalgı yok eğlence yok. Gelenek görenekleri da yapamadık. Fakirlik vardı çok.
R.K.: Bir odanın içinde yerdik uyurduk. 5 dane evlat golay değil. Köyde nöbet tutardık. Her an gavur gelecek diye beklerdik. Eğitimliydik. 25 gün gadar Türkiye’ye gittik eğitime. “63”te silahlar çıktı yeraltından beklerdik artık Rumları.
H.K.: Köyün dağlarına gaçtık. Korkudan çocukları aldık gittik. Bağıra çağıra.
R.K.: Eli silah tutanlar galdı. Silahda dediğim gusbo kürek. Solinalarınan bomba yapardık. Bizim eskiden yaşadığımız hayat açık hapishaneydi. Şimdi da güllük gülüstanlık da ama gençler beğenmez. Biz birbirimizden çok menunuz 50 senedir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil