11 Aralık 2016

Hükümet krizi

Haber İçi Üst

İki buçuk yıl önce UBP-AKP yakınlaşmasının bir krize dönüşeceğini; hatta UBP’de bir bölünmeye yol açabileceğini yazmıştım; ancak anlaşılan bu uyarım fazla dikkate alınmadı. Sonuçta UBP içindeki karmaşa önce Lefkoşa Belediyesi’nin kaybedilmesi, sonra bölünme ve güvensizlik oylaması ile hükümetin düşmesi noktasına vardı. Gerçi 8 milletvekilinin istifası ile mevcut hükümet Meclis çoğunluğunu kaybettiği için fiilen düşmüş sayılır. Ancak bunun resmi bir hüviyet kazanması için güvensizlik oylamasının Meclis’te kabul görmesi gerekir. Yorgancıoğlu’nun yaptığı son açıklama, CTP’nin güvensizlik oylamasına evet diyeceği yönündedir. Perşembe günü yapılacak güvensizlik oylamasına muhalifler ile birlikte CTP’nin de evet demesi durumunda hükümet ömrünü tamamlayacaktır. Doğal olarak hükümetin kaderini tayin etme fırsatı şu anda CTP’nin eline geçmiş gözükmektedir.
Hükümetin düşmesi durumunda, Başbakan İrsen Küçük istifasını Cumhurbaşkanı Eroğlu’na sunacak ve Cumhurbaşkanı yeni hükümetin kurulması için görevlendirme yapacaktır. Bu görevlendirmenin güvensizlik oyu almış bir parti başkanına verilmeyeceği kesin gibi gözükmektedir. Bu durumda Cumhurbaşkanı’nın, UBP muhaliflerinin lideri konumunda olan Ahmet Kaşif’e hükümet kurma görevini vermesi beklenebilir. Ancak muhaliflerin Demokrat Parti’ye katılacak olmaları, bu partinin lideri konumunda olan Serdar Denktaş’ın hükümeti kurmakla görevlendirilmesi ihtimalini akla getirmektedir. Ancak bunun da gerçekleştirilebilmesi yine CTP’nin böyle bir hükümetin kurulmasına onay vermesine bağlıdır. Yani hem mevcut hükümetin güvensizlik oyu ile iktidardan gitmesi hem de yeni kurulacak hükümetin kaderi, CTP’nin siyasi iradesine bağlı hale gelmiştir. CTP’nin Demokrat Parti’nin yaptığı son hamleden sonra, beklenilenden fazla büyümesi riskine karşı, böyle bir hükümetin kurulmasına sıcak bakmaması; dolayısıyla da iyice zayıflamış olan İrsen Küçük Hükümeti’nin devamına göz yumması da muhtemeldir.
CTP’nin erken seçim kararını desteklemesi, önümüzdeki seçimlerde iktidar olma hesabına bağlıdır. Doğal olarak da CTP liderliği geçici seçim hükümetinde yer almak istemese de seçim sonrası hükümette mutlaka yer alma stratejisi ile hareket etmektedir. CTP’nin Lefkoşa Belediyesi Başkanlığı’nı kazanması, hem CTP’nin önümüzdeki seçimlerdeki durumunu hem de Özkan Yorgancıoğlu’nun ÇTP içindeki durumunu güçlendirmiştir. Doğal olarak genel seçimlerde istenilen başarının elde edilmemesi özellikle Özkan Yorgancıoğlu’nun genel kurulda tekrar parti başkanlığına gelmesini zorlaştıracaktır.
CTP liderliği iç siyasi hesaplarını hükümet olma stratejisi üzerine kurarken, Türkiye kanadının siyasi liderliği ile olan ilişkilerini de bir zıtlaşmaya taşımayacak strateji geliştirmeye muhtaçtır. Çünkü hangi iktidar olursa olsun, Türkiye ile zıtlaşan bir hükümetin KKTC halkına istenilen hizmeti sunamayacağı kesindir. Tabii ki Türkiye siyasi liderliği de, halkın memnun olmadığı bir lider ya da partiye destek vermenin Türkiye’nin milli siyasi çizgisi ile bağdaşmayacağını hesaba katmalıdır. Şu anda yaşanan kriz bunun açık bir kanıtıdır.
Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri KKTC’nin uluslararası siyasi bir krizin yaşandığı yer olduğu; dolayısıyla da KKTC’nin iç ve dış siyasetine müdahale ederken, KKTC halkını Türkiye’ye olan gönül bağlarını zayıflatacak ya da tahrip edecek söylem ve eylemlerden uzak durulması gerçeğini gözden kaçırmaması gerekmektedir. Kıbrıs Türk halkı ne olursa olsun Türkiye’nin istemediği bir hükümete de kolay kolay oy vermediği bir gerçektir. Başbakan İrsen Küçük’ün tüm parti içi muhalefete rağmen, tekrar başkanlığa seçilmesi bunun açık bir göstergesidir. Eğer bazı Türkiye Cumhuriyeti siyasi otoritelerinin Başbakan İrsen Küçük’e açık destekleri olmasaydı, UBP Kurultayı’nın sonuçları çok farklı olurdu ve UBP bugün geldiği noktaya gelmezdi. Dolayısıyla da şu anda yaşanan krizin sorumluluğu, kısmen de olsa KKTC siyasetine müdahale eden Türkiye Cumhuriyeti siyasilerine aittir.
Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri, Türkiye’nin milli davasına zarar verilmediği müddetçe tüm siyasi parti ve liderlere eşit mesafede durmalıdır. Aksi takdirde demokratik tercihini farklı siyasi partilere kullanan vatandaşların eleştirilerine maruz kalmaları kaçınılmazdır. Tabii ki, Türkiye aleyhtarlığı yaparak siyasi ya da ekonomik rant sağlamayı düşünenlerin de bundan sonra bu tür siyasetlerin topluma sadece zarar vereceğini görmeleri gerekir.
Şu anda siyasi durumumuz her ne kadar sıkıntılı gözükse de taraflar iyi niyetlerini koruduğu müddetçe, bu sıkıntılı durumun daha iyi bir gelecek için fırsata dönüşmesi mümkündür. Ancak iyi niyet kaybedilirse, sıkıntılı durumun, daha da sıkıntılı durumların ortaya çıkmasına yol açması kaçınılmaz hale gelecektir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil