10 Aralık 2016

Hrisostomos isterse kahraman olur

Haber İçi Üst

Tarihin belli dönemlerinde, risk alarak öne çıkanlar kolay kolay unutulmazlar. Dünya bu örneklerle doludur.
Venizelos ile Mustafa Kemal, Yunanistan ile Türkiye dostluğunu, en zor dönemlerde, iki ulusun birbirini yok etmek için savaştığı Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından yeniden kurdukları için, isimleri hala anılmaktadır.
Şimdi Kıbrıs’ta, risk alacak ve ezberi bozacak adımları atacak liderlere ihtiyaç vardır.
Nikos Anastasiadis, geçmiş dönemlerde, Annan Planı’na EVET diyerek risk almıştı. O risk kendisini şimdi Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’na taşıdı. Ancak, şimdiki Anastasiadis, eski Anastasiadis kadar cesur adımlar atamıyor.
Anastasiadis, birinci önceliğinin, Kıbrıs Ekonomisini düzeltmek, daha sonra da Kıbrıs görüşmelerine başlamak olduğunu sık sık açıklamaktadır.
Anastasiadis’in bu yeni politikası bir KAÇIŞ politikasıdır.
Kıbrıs Rum ekonomisinin, uzun bir süreçte bile düzelme şansı yoktur. Dünya ekonomik krizi dolayısıyla, tüm ülkeler küçülme ve kendi içlerine kapanma sürecine girerken, Kıbrıs sorunu çözülmeden, Kıbrıs’a yeni sermaye akışının sağlanması mümkün değildir.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tek şansı artık, BÜYÜYEN EKONOMİSİYLE Türkiye’dir. İkinci şansı ise, Akdeniz’de bulunan doğal gazı bir an önce pazarlamaktır.
Bu gazın, Türkiye üzerinden pazarlanacağını, Anastasiadis’ten sonra, Başpiskopos Hrisostomos da dillendirdiğine göre, artık Kıbrıs Rumlarının cesur adımlar atması gerekmektedir.
Nikos Anastasiadis’in, yakın çevresine Tayyip Erdoğan ile baş başa bir görüşme yapmak istediğini sık sık tekrarladığını çok iyi bilmekteyiz. Ancak bu politika, geçmişte Hristofyas’ın izlediği politikaya dönüşü karakterize etmektedir. Tayyip, ikili görüşme yerine üçlü görüşme veya beşli görüşme önermektedir. Tayyip Erdoğan’ın sözünden dışarı çıkmadığı ise herkes tarafından bilinmektedir.
Öyle görünüyor ki, iş Hrisostomos’un eline kalmaktadır.
Rum tarafında, çeşitli çevrelerin kabul etmemesine rağmen, Hrisostomos’un kitleler üzerinde hala büyük bir etkisi olduğuna inanmaktayım. Bu kitlelerin bir çoğu, Türkiye ile bir uzlaşma yerine uzun vadeli mücadeleye inanmaktadırlar. EDEK ve DIKO tabanındaki Hayır’cı kesim, Hrisostomos’un, çözüm için risk alması durumunda, kesinlikle kendi pozisyonlarını yeniden gözden geçireceklerdir.
Hrisostomos, söylenenlerin aksine, çok akıllı ve esnek siyasetleri olan bir dini liderdir.
Hrisostomos, KONSTANTİNOPOLİS’i yeniden kurtarma hayallerinin Rumlara  562 YIL kaybettirdiğini, bu hayallerin KÜÇÜK ASYA’yı tamamıyla Türkleştirdiğini anlayabilecek pozisyondadır.
Başpiskopos Hrisostomos, uzun vadeli mücadelenin, Kıbrıs’ın tamamını Türkiye’nin eline geçireceğini, birkaç yıl içerisinde Kıbrıs sorunu çözümlenmezse, Kuzeydeki Türkiye nüfusunun milyonları aşacağını, çok kolay bir şekilde görebilmektedir.
Kıbrıs sorununun çözümünün GECİKMESİYLE umutsuzluğa kapılan Kıbrıs Rum göçmenlerin, Kuzey’de kalan MAL-MÜLK’lerini, Tazmin Komisyonu aracılığıyla çok ucuza, Türkiye’ye sattıkları, komisyona başvuranların sayısının gittikçe arttığı, Rum Başpiskopos’un bilgisindedir.
Kıbrıs sorununun en erken bir zamanda çözülmemesi durumunda, ekonomik zorluklar içerisinde çırpınan Rum göçmenlerinin mallarını ucuza satmalarından başka çıkış yolları kalmayacaktır.
Tarih, Rum liderlere ve özellikle Başpiskopos’a önemli roller yüklemektedir. Önemli roller üstlenip, tüm Kıbrıs’ın içine düştüğü çıkmazı sonuçlandırmak mı, yoksa popülizmle halkın, kendiliğindenci bir kadere sürüklenmesine yol açmak mı? Bu soruların cevabını Rum liderler ve özellikle Başpiskopos Hrisostomos erken bir zamanda vermek zorunda kalacaktır.
Hrisostomos’un cevabı YENİ DÖNEMDE atacağı adımlar, sadece Rum toplumunu değil, tüm bölgeyi YENİDEN ŞEKİLLENDİRECEKTİR. Bu adımlar Hrisostomos’a, NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ’nü bile kazandırabilir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil